Berlin’in güneybatısında, Teltow Kanalı üzerindeki kablo köprüsünde çıkan yangın, yüksek gerilim hatlarına ağır hasar vererek on binlerce haneyi günlerce sürecek bir elektrik kesintisiyle baş başa bıraktı.
Almanya’nın başkenti Berlin’de 3 Ocak 2026 sabahı erken saatlerde Teltow Kanalı üzerindeki bir kablo köprüsünde çıkan yangın, birden fazla yüksek gerilim kablosunu devre dışı bıraktı. Şebeke işletmecisi Stromnetz Berlin’in açıklamasına göre, olay sonrası yaklaşık 45 bin 500 hane ve 2 bin 200 iş yeri elektriksiz kaldı.Bazı bölgelerde tam onarımın 8 Ocak Perşembe gününe kadar sürebileceği, yani kesintinin neredeyse bir hafta boyunca devam edebileceği öngörülüyor.

Kesinti, yalnızca aydınlatma ve elektrikli cihazları değil, bölgesel ısıtma sistemleri, internet ve mobil iletişim altyapısını da etkiledi. Sıfırın civarında seyreden hava sıcaklıkları ve kar yağışı nedeniyle, binlerce hane ısınma ve iletişim sorunlarıyla karşı karşıya kalırken, bazı sağlık kuruluşları ve bakım merkezlerinde jeneratörlerin devreye alınması ve sınırlı tahliyeler dahil acil durum planları uygulanmak zorunda kaldı.
Alman makamları, olayın bir kablo köprüsünde çıkan yangınla başlamasına rağmen, hasarın büyüklüğü ve hedeflenen noktanın kritik altyapı olması nedeniyle kundaklama ve sabotaj ihtimali üzerinde duruyor. Aşırı solcu bir grubun sorumluluğu üstlendiğine dair açıklamalar, yüksek gerilim hatları ve trafo merkezleri gibi düğüm noktalarının yalnızca teknik arıza değil, güvenlik riskiyle de gündemde olduğunu bir kez daha gösterdi.

Türkiye için mesaj: Yük artarken şebeke dayanıklılığı da gündemin merkezinde
Berlin’de günler süren kesinti, kritik yükün yoğunlaştığı kent bölgelerinde tekil bir kablo köprüsü veya trafo noktasının devre dışı kalmasının zincirleme etkisini net biçimde ortaya koyuyor. Yeşil Haber’in “2025 dünya enerji retrospektifi” analizinde vurguladığı gibi, yenilenebilir kapasite artmasına rağmen yapay zeka, veri merkezleri ve elektrifikasyon nedeniyle elektrik talebi küresel ölçekte hızla artıyor. Sistemde “rahatlama” değil, yeni baskı alanları oluşuyor.
Türkiye özelinde, TEİAŞ’ın transformatör merkezi bazlı kapasite duyurularında görülen şebeke sıkışıklığı, lisanssız GES ve rüzgar projelerinin bölgesel yoğunlaşması ve depolama ihtiyacı, “yalnızca ne kadar kapasite kurduk?” sorusundan daha fazlasını gündeme getiriyor. Berlin örneği, özellikle büyükşehirlerin çevresinde yüksek gerilim hatlarının, kablo köprülerinin ve trafo merkezlerinin hem teknik dayanıklılık hem de fiziksel güvenlik açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Enerji dönüşümünün şebeke mimarisi ve kriz yönetimi boyutunun göz ardı edilemeyeceğini gösteriyor.
İlgili haberler
- 2025 dünya enerji retrospektifi: Yenilenebilir büyüdü, talep daha hızlı büyüdü
- Türkiye’de elektrik talebi 2035’te 510 TWh’ye çıkacak
- 667 santral YEKDEM 2026: Lisanssız GES ve şebeke sınırı
- TEİAŞ verileri: Lisanssız üretimde dört aydır sıfır MW kapasite
- Küresel enerji talebindeki artış: Türkiye için fırsatlar ve vizyon

















