Güney Marmara’da konumlanan HYSouthMarmara girişimi, yeşil hidrojenin üretiminden depolama ve taşımaya uzanan zinciri “pilot” ölçekten sanayi ölçeğine taşıma iddiasıyla dikkat çekiyor. Firecarrier bakışıyla asıl soru şu: Bu proje ne zaman sunum olmaktan çıkıp şantiye ve işletme gerçekliğine dönüşür?
Hızlı bakış
- HYSouthMarmara, AB Clean Hydrogen Partnership kapsamında yaklaşık 37–38 milyon Euro bütçeyle Güney Marmara’da hidrojen vadisi kurmayı hedefliyor.
- Proje, yıllık 500 ton yeşil hidrojen üretimi, 4 MW PEM elektrolizör ve sodyum borhidrür bazlı katı taşıyıcı çözümünü aynı zincirde birleştiriyor.
- Bandırma’nın yenilenebilir enerji potansiyeli, liman lojistiği ve sanayi kümelenmesi, hidrojen vadisi tasarımı için stratejik avantajlar sunuyor.
- Sanayi fazına geçiş, “sunum dili”nden “işletme dili”ne dönüşümle ölçülür: yatırım programı satırları, ihale ilanları, ekipman siparişleri ve devreye alma testleri kritik kanıtlardır.
- 2026’nın gerçek testi megavat hedefleri değil; sahadaki teslimatlar, şebeke entegrasyonu ve depolama–lojistik zincirinin birlikte çalışmasıdır.
HYSouthMarmara çerçevesi: AB destekli proje ile sanayi entegrasyonu
HYSouthMarmara, Güney Marmara’da yeşil hidrojen üretimi ile hidrojenin daha güvenli depolanması ve taşınmasına yönelik çözümleri aynı senaryoda birleştirmeyi hedefleyen bir hidrojen vadisi yaklaşımı olarak konumlanıyor. Bu çerçeve, yalnızca “elektrolizör kurduk, hidrojen ürettik” söyleminden farklı olarak; depolama, lojistik ve sanayi kullanımına uzanan entegrasyonu birlikte ele aldığı için önemli.
Proje, Clean Hydrogen Partnership kapsamında yaklaşık 37–38 milyon Euro toplam bütçe ve 8 milyon Euro civarında AB desteğiyle tanımlanmış durumda; yıllık en az 500 ton yeşil hidrojen üretimi, 4 MW ölçeğinde PEM elektrolizör ve sanayide kullanım senaryoları resmi proje dokümanlarında açıkça belirtiliyor. Ancak bu tür projelerde doğrulanabilir olan ile “ileride olabilir” olanı ayırmak gerekir: Projenin varlığı, hedeflediği teknoloji yaklaşımı ve bölgesel koordinasyon bileşenleri analitik olarak konuşulabilir; buna karşın “resmi programda yayımlandı, bütçe kesin ayrıldı, inşaat başladı” gibi ifadeler, kamuya açık belge görülmeden haber diliyle kurulamaz.

Bandırma odağı: Yenilenebilir kaynak, liman lojistiği ve sanayi kümelenmesi
Bandırma ve çevresi, rüzgar ve güneş kapasitesi ile Türkiye’nin 26 bölgesi içinde öne çıkan Güney Marmara yenilenebilir potansiyelinin önemli bir düğüm noktasında; sanayi kümelenmesi ve liman lojistiği gibi unsurlar nedeniyle hidrojen projelerinde sık anılan bir hat üzerinde yer alıyor. Yeşil hidrojenin rekabetçiliğini belirleyen ana bileşenlerden biri ucuz ve temiz elektrik erişimi olduğu için, yenilenebilir kaynak yoğun bölgelerde pilotların konumlanması rasyonel bir tercih olarak öne çıkıyor.

İkinci kritik unsur lojistik. Hidrojenin gaz formunda depolanması ve taşınması maliyetli ve zorlu bir süreç olduğu için, hidrojenin “taşınabilir bir ürün”e dönüşmesi projenin ekonomik mantığını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle Bandırma gibi sanayi ve liman erişimi olan noktalarda teknoloji seçimi, yalnızca mühendislik değil ticari fizibilite meselesi haline geliyor; özellikle cam, seramik, kimya ve gübre gibi yoğun enerji ve hammadde tüketen sanayi tesislerinin bölgede kümelenmiş olması, hidrojen vadisi tasarımını doğrudan sanayi talebiyle ilişkilendiriyor.
Sodyum borhidrür yaklaşımı: Hidrojeni katı taşıyıcıya çevirme fikri
HYSouthMarmara bağlamında öne çıkan teknik tartışmalardan biri, hidrojenin gaz olarak değil “katı bir taşıyıcı” üzerinden depolanıp taşınabilmesi fikri. Bu yaklaşımın temel vaadi, hidrojenin lojistik maliyetini ve güvenlik risklerini yönetilebilir bir forma çekebilmek; proje dokümanlarında Bandırma’daki Eti Maden tesislerinde, yıllık onlarca ton kapasiteli bir sodyum borhidrür (NaBH4) tesisi yatırımından ve bu kimyasalın katı hal hidrojen taşıyıcısı olarak değerlendirilmesinden açıkça söz ediliyor.

NaBH4, literatürde hem liman altyapıları hem de denizcilik yakıt ikmali için ortam basıncında depolanabilen, yüksek enerji yoğunluklu bir katı hal hidrojen taşıyıcısı olarak deneysel senaryolarda test edilen bir kimyasal. Buradaki kritik ayrım şudur: Teknoloji “ilginç” olduğu için değil, bir sanayi zincirine bağlanabildiği için önemlidir. Eğer proje, katı taşıyıcı çözümünü üretim, depolama, taşıma ve nihai kullanım adımlarıyla birlikte gösterebiliyorsa, hidrojenin yalnızca enerji başlığı değil aynı zamanda kimya ve malzeme sanayisi başlığı olarak da kalıcılaşma ihtimali artar.
Sanayi fazı ne demek: Pilot ile ölçekleme arasındaki kırılma anı

Bir hidrojen projesinin “sanayi fazına geçti” denebilmesi için tek bir fotoğraf ya da tek bir protokol yeterli değildir. Sanayi fazı, teknik açıdan ölçek büyütme, işletme güvenliği, bakım planı ve tedarik sözleşmeleriyle; finansal açıdan ise ödenek, ihale, satın alma ve işletme gelir modeliyle kanıtlanır.
Bu nedenle Firecarrier, “sunum dili” ile “işletme dili” arasındaki farkı ölçer. Sunum dili; hedef, vizyon, potansiyel üzerinden ilerler. İşletme dili ise takvim, satın alma, mühendislik teslimatları, kabul testleri ve devreye alma planı üzerinden konuşur; örneğin bir hidrojen projesinde “hidrojen vadisi kuruluyor” ifadesinin karşılığı, yatırım programında satır, sahada ihale/temel atma ve ekipman siparişi gibi izlenebilir adımlardır.
2026 için kanıt eşikleri: Bir proje ne zaman “kuruluyor” sayılır?
Hidrojen vadisi gibi çok paydaşlı projelerde “kuruluyor” demek için en sağlam kanıtlar resmi ve izlenebilir süreçler üzerinden gelir. Bunların başında kamu kurumlarının yatırım programı satırları, bütçe kalemleri, ihale ilanları, sözleşme duyuruları, ÇED süreçleri, imar ve yapı ruhsatı adımları ve şebeke bağlantı süreçleri gibi belgelenebilir aşamalar yer alır.
Özel sektör tarafında ise elektrolizör siparişi, saha hazırlığı, ekipman teslimatı, montaj, devreye alma ve performans testleri gibi adımlar “ölçekleme”ye gidişi gösterir. Bu aşamalar görülmeden “inşaat başladı” veya “tesis devreye girdi” gibi ifadeler, doğrulanabilir habercilik standardının dışına taşar. HYSouthMarmara özelinde de, bu adımlar kamuya açık belgelerle görülene kadar, projeyi “hidrojen vadisi tasarımı ve hazırlık süreci” olarak nitelemek daha doğru olacaktır.
Firecarrier yorumu: Hidrojende yeni dönem, belge ve performansla konuşmak
Türkiye’de hidrojen başlığında uzun süre “vizyon bolluğu, sahada azlık” dönemi yaşandı; son dönemde hem AB destekli hidrojen vadisi projeleri hem de ulusal strateji metinleri bu boşluğu doldurmaya aday bir çerçeve sunuyor. Bu dönemde en kritik ihtiyaç, yeni bir iddia daha eklemek değil; iddianın sahaya indiğini gösterecek kanıt eşiklerini netleştirmekti. HYSouthMarmara gibi projeler, doğru okunursa bu eşikleri görünür kılmak için iyi bir mercek sunuyor.
Firecarrier yaklaşımı basit: Kaynak yoksa haber yok; belge yoksa “oldu” yok. Ama bu, konuyu takip etmeyeceğimiz anlamına gelmez. Tam tersine, resmi program satırı, ihale ilanı, satın alma teyidi ve saha devreye alma gibi kanıtlar görünür hale geldikçe, hidrojen vadisi söylemi de “sunumdan sanayiye” dönüşür. 2026’nın gerçek testi, megavat hedefleri değil; sahadaki teslimatlar ve şebeke, depolama ve lojistik zincirinin birlikte çalışmasıdır.
Okura soru
Yeşil hidrojenin sanayide kalıcılaşması için sizce en kritik halka hangisi: ucuz elektrikle üretim, güvenli depolama, düşük maliyetli taşıma mı yoksa sanayide sürekli talep yaratacak kullanım modelleri mi?
İlgili haberler
- HYSouthMarmara Çalıştayı: Türkiye’nin yeşil hidrojen geleceğine ışık tutuyor
- Türkiye’nin ilk Hidrojen Vadisi’nin yeşil hidrojenini Enerjisa üretecek
- TÜBİTAK’tan yeşil hidrojen için devrim niteliğinde adım: Yerli elektrolizör
- Hidrojen balonu neden söndü: Küresel iptaller, 2030 revizyonu ve Türkiye için yeni yol
- Yeşil hidrojen: Türkiye ve dünyada enerjinin geleceği mi?

















