HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, yüksek hidroelektrik üretimine karşın düşük fiyatlar ve YAT talimatlarının sektörü baskıladığını söyledi.
Hızlı bakış
- 2026’nın ilk yarısında hidroelektriğin toplam elektrik üretimindeki payı yaklaşık %32’ye, yenilenebilir kaynakların payı %60’ın üzerine çıktı.
- İlk altı aylık ortalama PTF 1.554,23 TL/MWh olurken güneş üretiminin yoğun olduğu saatlerde fiyatlar 2–2,5 sent/kWh seviyelerine geriledi.
- HESİAD, YAT talimatlarının kaynaklara göre dağılımının açıklanmasını ve mevsimsel hidroelektrik üretiminin korunmasını istedi.
- Sektör için mevsimsel fiyat, taban fiyat ve üretime dayalı kapasite mekanizması seçenekleri önerildi.
- HES rehabilitasyonuyla üretimde %15–20’ye varan artış sağlanabileceği belirtildi.
- Pompaj depolamalı HES’ler için ikincil mevzuatın tamamlanması ve mevcut barajların depolama potansiyelinin değerlendirilmesi istendi.
Türkiye’de hidroelektrik santraller 2026’nın ilk yarısında son yılların en güçlü üretim dönemlerinden birini yaşadı. HESİAD’ın teyit ederek Yeşil Haber’e ilettiği verilere göre hidroelektriğin toplam elektrik üretimindeki payı yaklaşık %32’ye, yenilenebilir kaynakların toplam payı ise %60’ın üzerine çıktı. Buna karşılık ilk altı aylık ortalama Piyasa Takas Fiyatı 1.554,23 TL/MWh oldu. HESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Tuğsuz Güven; düşük fiyatların, YAT talimatlarının ve kurulu güç üzerinden alınan sistem kullanım bedellerinin sektörün ekonomik sürdürülebilirliğini baskıladığını belirtti.
Söyleşi: Necmi Çelik

Hidroelektrik üretimi yükselirken gelirler neden geriledi
Yağışlarla birlikte artan su rezervleri hidroelektrik üretimini güçlendirdi. Ancak üretimin yoğunlaştığı bahar aylarında güneş kapasitesindeki artış, düşük talep, iletim kısıtları ve YAT talimatları HES’lerin hem üretim imkanını hem de piyasa gelirini sınırladı.
Necmi Çelik: Barajlı HES’lerdeki doluluk oranları yaz ortasında nasıl bir tablo sunuyor ve baraj seviyeleriyle elektrik üretimi arasında bu yıl nasıl bir ilişki var?
Elvan Tuğsuz Güven: Elektrik üretimi ile barajların su seviyesi arasında doğrudan bir ilişki var. Su rezervlerinin artması, santrallerin daha yüksek kapasite kullanım oranlarıyla çalışmasını mümkün kılıyor. Geçtiğimiz yıllardaki ağır kuraklığın ardından ocak ayı çok iyi başlamamıştı; ancak ocak ayından sonrası bizi olumlu bir tabloyla karşıladı.
İlk altı ayda hidroelektrik santraller son yılların en yüksek üretim performanslarından birini gerçekleştirdi. HESİAD’ın teyit ettiği verilere göre ilk altı ayda hidroelektriğin toplam elektrik üretimindeki payı yaklaşık %32 oldu. Bunun büyük kısmını, suyu uzun süre depolayabilen barajlı hidroelektrik santraller oluşturdu. Yenilenebilir kaynakların tümüne baktığımızda toplam elektrik üretimindeki payın %60’ın üzerine çıktığını görüyoruz. Bu, son 15 yılda yapılan yatırımların enerji dönüşümüne katkısını ortaya koyuyor.
Hidroelektrik santraller yerli, yenilenebilir ve depolanabilir bir kaynak olmalarının yanı sıra saniyeler içinde büyük miktarda yük alıp verebiliyor. Bu nedenle yenilenebilir enerji üretirken aynı zamanda sisteme esneklik sağlıyorlar. Hidroelektrik devrede olduğunda doğal gaz ve kömür yakıtlı santrallerin üretimdeki payı düşebiliyor. Bu da ithal yakıta duyulan ihtiyacı ve dışa bağımlılığı azaltıyor.

Necmi Çelik: Taban fiyat veya mevsimsel fiyatlandırma gibi önerileriniz var. Üretimin yüksek olduğu bu yılda gelir tarafında nasıl bir tablo oluştu?
Elvan Tuğsuz Güven: Burada önemli bir çelişki var. Bu yıl üretim açısından çok iyi geçti; fakat gelir tarafında aynı oranda bir artış olmadı. Aksine, döviz bazında gelirler düştü. Çok üretim yapıyorsunuz ancak geliriniz buna paralel artmıyor. Burada değerlendirilmesi gereken ekonomik dengesizlikler ve sorunlar bulunuyor.
Hidroelektrik santraller mevsimsel olarak en yüksek üretimlerini yılın ilk altı-yedi ayında, özellikle yağışlı dönemde gerçekleştiriyor. Mart, nisan ve mayıs aylarında hidroelektrik santrallere yüksek miktarda YAT, yani yük atma ve devreden çıkma talimatı verildi. Güneş santrallerinin baharla birlikte daha fazla devreye girmesi, iletim kısıtları, tüketimin düşmesi ve bazı baz yük santrallerinin sürekli sistemde tutulması gerekçe gösterildi.
Sonuçta önemli miktarda su, YAT talimatları doğrultusunda elektrik üretimine çevrilemeden bırakıldı. Su ve üretim imkanı bulunmasına rağmen sistem yöneticisi santralin üretimini azaltmasını veya durdurmasını isteyebiliyor. Buna karşılık aynı dönemde bazı baz yük santrallerinin devrede kaldığını görüyoruz. Teknik gerekçeler olabilir; ancak kaynak bazında verilen YAT talimatlarının dağılımı şeffaf biçimde açıklanmıyor.
Necmi Çelik: YAT talimatları ve mevsimsel üretim konusunda nasıl bir çözüm öneriyorsunuz?
Elvan Tuğsuz Güven: Hidroelektriğe YAT talimatı verilirken hangi kaynakların yük aldığı ve bu tercihin bir kamu zararı oluşturup oluşturmadığı tartışılmalı. Bu veriler Şeffaflık Platformu’nda kaynak bazında açıklanmıyor.
Hidroelektrik santraller en güçlü üretimlerini yılın ilk yarısında yapıyor. Hem fiyatı baskılamak hem santrali devre dışı bırakmak, ardından depolardaki suyun azaldığı ikinci yarıda hidroelektrikten üretim beklemek sürdürülebilir değil. Mevsimsel üretimimizin ve depolama kapasitemizin sisteme sağladığı katkının ayrıca fiyatlanması gerektiğini savunuyoruz.
Yüksek su seviyeleri ve güçlü üretim performansı ülkeye önemli kazanımlar sağlıyor. Bu avantajın yeni yatırıma, rehabilitasyona ve mevcut gücün korunmasına dönüşebilmesi için yatırımcının da korunması gerekiyor. Su kaynaklarımızı en verimli biçimde nasıl değerlendireceğimize odaklanmalıyız.

Kurulu güç ve piyasa fiyatları nasıl bir tablo gösteriyor
HESİAD’ın teyit ettiği veri setine göre Türkiye’nin elektrik kurulu gücü yaklaşık 126.000 MW’a ulaştı. Hidroelektrik kurulu güç 32.314 MW ile toplam kapasitenin %25,6’sını oluştururken, 2026’nın ilk altı aylık ortalama PTF’si 1.554,23 TL/MWh düzeyinde gerçekleşti.
Necmi Çelik: İlk altı aylık veriler dikkate alındığında yenilenebilir kapasite ve üretim bakımından tablo nasıl?
Elvan Tuğsuz Güven: Türkiye’nin toplam kurulu gücü yaklaşık 126.000 MW seviyesine ulaştı. Bunun yaklaşık %25,6’sını hidroelektrik santraller oluşturuyor. Hidroelektrik toplam kurulu gücü yaklaşık 32.314 MW. Güneşin kurulu güçteki payı lisanssız santrallerle birlikte yaklaşık %21,7, rüzgarın payı ise yaklaşık %12,1 düzeyinde.
Yenilenebilir kaynaklar artık belirleyici konumda. Önümüzdeki dönemde yenilenebilir yatırımlara devam ederken fosil kaynakların payını düşürmek ve enerji arz güvenliğini zayıflatmamak gerekiyor. Yalnızca üretilen elektrik miktarına veya yenilenebilir kaynakların toplam payına değil, üretimin ekonomik ve teknik sürdürülebilirliğine de bakmalıyız.
Yaklaşık 32.314 MW’lık hidroelektrik kurulu güç yalnızca elektrik üreten tesislerden oluşmuyor. Bu santraller frekans güvenliği ve kontrolü sağlıyor, ani yük değişimlerini sönümlüyor, pik talebi karşılıyor ve şebekeye esneklik kazandırıyor.
EÜAŞ’ın işlettiği hidroelektrik kapasite 14.453 MW, özel sektörün işlettiği kapasite ise yaklaşık 16.144 MW düzeyinde. Kamu santralleri ile proje finansmanı mantığıyla yatırım yapmış özel sektör santrallerinin ekonomik koşulları aynı değil. Bankalarla ilişkilerin ve santrallerin sürdürülebilirliğinin korunması için finansal çerçeve çok önemli.
Necmi Çelik: Artan üretime rağmen düşen piyasa fiyatları sektörün finansal sorunlarını ağırlaştırıyor ve yeni yatırım iştahını baskılıyor. HESİAD’ın fiyat mekanizmasına ilişkin beklentilerinde bir gelişme oldu mu?
Elvan Tuğsuz Güven: Bu konuda şimdiye kadar somut bir gelişme olmadı. Önerilerimizin değerlendirildiği ifade edildi. 2026’nın ilk altı aylık verilerinde fiyatların düşüş eğiliminde olduğunu görüyoruz. Bu tablo sürdürülebilir ekonomik performansı olumsuz etkiliyor.
EPİAŞ verilerine göre ilk altı aylık dönemde PTF yaklaşık 1.554,23 TL/MWh oldu. Bu, yaklaşık 3,5 ABD doları senti/kWh veya 3 avro senti/kWh düzeyine karşılık geliyor. Güneş üretiminin yoğun olduğu 07.00–16.00 saatlerinde fiyatların yaklaşık 2–2,5 sent/kWh seviyelerine kadar düştüğünü gördük.
Kapasite mekanizmasıyla desteklenen kaynaklar için kayıtta yaklaşık 7,3 sent/kWh, hidroelektrik santrallerin ortalama fiyatı için ise yaklaşık 3,3 sent/kWh düzeyi ifade edildi. Bu karşılaştırma, hidroelektriğin sistem hizmetlerine karşın gelir tarafında yaşadığı dengesizliği gösteriyor.
Bu durum dünyada da kanibalizasyon etkisi olarak tartışılıyor. Güneş üretiminin arttığı saatlerde piyasa fiyatı daha da düşüyor. Hidroelektrik santral bahar aylarında en yüksek üretimini yaparken en düşük geliri elde ediyor. Sistem yöneticisinin ve piyasa tasarımcılarının her kaynak türünün özelliklerine uygun bir yapı geliştirmesi gerekiyor.
Doğal gaz ve kömür için özel mekanizmalar kuruluyorsa benzer bir yapının hidroelektrik için de değerlendirilmesi gerekiyor. Hidroelektrik doğal gaz ve kömürü ikame edebiliyor, ayrıca çok hızlı yük alıp verebiliyor. HES’ler 5–10 saniye içinde yük alabiliyor veya sistemdeki ani artışları sönümleyebiliyor.
Hidroelektrik santraller 80–100 yıl çalışabilecek tesisler. Bakım, rehabilitasyon, elektromekanik ekipmanların yenilenmesi, dijitalleşme ve çevresel yatırımlar için düzenli gelir gerekiyor. Gelirler azalırken giderler büyüyor. Her yıl yağışların getirdiği toprak, kum ve çakıl gibi malzemeler iş makineleriyle temizleniyor. Çok üretim yapıldığında ekipman yıpranıyor, az üretildiğinde ise atıl kalıyor. Bu hassas dengeyi uzun yıllar sürdürebilmek için piyasa yapısının yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç var.
Necmi Çelik: Maliyetler ve fiyatlardaki öngörülemezlik konusunda nasıl bir çözüm öneriyorsunuz?
Elvan Tuğsuz Güven: HES’lerin güçlü üretim yaptığı ocak–mayıs veya şubat–haziran dönemini dikkate alan mevsimsel bir fiyat düzenlemesi getirilebilir. Üretime dayalı bir kapasite mekanizması da değerlendirilebilir. En azından maliyetleri karşılayacak, hidroelektriğe özgü bir taban fiyat mekanizması kurulabilir.
Üretici, iletim sistemi kullanım bedelini dahi karşılayamayacak bir fiyatla karşılaşıyorsa sistem sürdürülebilir olamaz. İlk altı ayda özellikle hafta sonları ve pazar günlerinde sıfır fiyatlar görüldü. En yüksek üretimin yapıldığı anda fiyatın sıfır olması ve elektriğin bedelsiz hale gelmesi ciddi bir gelir sorunu yaratıyor.
Bahar ayları için hidroelektriğe özel mevsimsel fiyat düzenlemesi, ocak–haziran dönemindeki üretimi dikkate alan bir mekanizma veya üretime dayalı kapasite mekanizması mutlaka değerlendirilmeli. Bu başlıklarda henüz olumlu bir gelişme veya sinyal almadık.
Necmi Çelik: Sistem kullanım bedellerinin kurulu güç üzerinden alınması konusunda neden itirazınız var?
Elvan Tuğsuz Güven: Örneğin 25 MW kurulu gücü olan bir santral, su bulunduğu halde sistem işletmecisinin YAT talimatı nedeniyle tam kapasite üretim yapamıyor. Buna rağmen sabit gider ve sistem kullanım bedeli 25 MW kurulu güç üzerinden hesaplanıyor. Bir önceki yıl su bulunmadığı için üretim düşük kalsa da aynı kurulu güç esas alınıyor.
Hem üretime izin verilmemesi hem de bedelin kurulu güç üzerinden alınması hakkaniyetli değil. Bedellerin fiili üretimi ve santralin çalışma imkanını dikkate alan bir yapıya kavuşturulması gerekiyor.
Su yılın ilk yarısında elektriğe çevrilemeden bırakıldığında ikinci yarıda rezerv azalıyor. Fiyatın arttığı dönemde HES’in devrede olacak suyu kalmıyor; doğal gaz ve kömür santralleri üretmeye devam ediyor. Bu nedenle sistemin farklı kaynaklar arasındaki adaleti yeniden değerlendiren kapsamlı bir çalışmaya ihtiyacı var. Stratejik tesislerin bakım, rehabilitasyon ve işletme maliyetlerini karşılayabilecek asgari bir gelir modeline ihtiyaç duyuyoruz.
HES’lerin şebeke ve rehabilitasyon rolü neden büyüyor
Rüzgar ve güneş kapasitesinin büyümesi, saniyeler içinde devreye girebilen ve değişken üretimi dengeleyebilen HES’lerin sistemdeki rolünü artırıyor. Buna karşılık yaşlanan tesislerin türbin, otomasyon, siber güvenlik ve çevresel altyapı yatırımları için öngörülebilir finansmana ihtiyacı bulunuyor.

Necmi Çelik: Hidroelektriğin yenilenebilir sistemdeki omurga rolü ve santrallerin rehabilitasyon ihtiyacı konusunda neler söyleyebilirsiniz?
Elvan Tuğsuz Güven: Enerji politikalarımız kapsamında rüzgar ve güneş yatırımları sürüyor. Bu alandaki güçlü iradeyi olumlu buluyoruz. Rüzgar ve güneş değişken kaynaklar; hidroelektrik ise bu kaynakların üretim dengesizliklerini sönümleyerek sistemin dengeli çalışmasına yardımcı oluyor.
Güneş ve rüzgarın üretimdeki payının arttığı bir piyasa modelinde HES’lerin önemi daha da büyüyecek. Bu önemin finansal karşılığının da belirlenmesi gerekiyor. Bu yalnızca sektörün değil, Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin meselesi.
50, 60 veya 80 yıl önce yapılmış bir HES’in ana betonarme yapıları korunabilir; ancak türbinler, çarklar ve diğer hareketli hidromekanik ekipmanların elden geçirilmesi ve yenilenmesi gerekir. Rehabilitasyonla üretimde %15–20’ye varan artış sağlanabiliyor. Bunun gerçekleştirilebilmesi için yatırımın ekonomik karşılığının oluşması gerekiyor.
Hibrit santrallerin HES’lere bağlanması için yeni SCADA ve otomasyon sistemlerine ihtiyaç var. Su rejimi değişiyor ve geçmişteki debiler her zaman oluşmuyor. Daha az suyla aynı düşüden daha fazla üretim sağlayacak yeni çark ve mühendislik çözümleri gerekli. Türkiye bu mühendisliği ve imalatı yapabilecek noktada; ancak yatırım için finansman gerekiyor.
Pompaj depolamalı HES’ler hangi ihtiyaca cevap veriyor
Pompaj depolamalı HES’ler, elektriğin bol ve ucuz olduğu saatlerde suyu üst rezervuara taşıyarak enerjiyi depoluyor; talep yükseldiğinde aynı suyu yeniden türbinleyerek uzun süreli depolama ve şebeke esnekliği sağlıyor.

Necmi Çelik: Pompaj depolamalı ve hibrit santrallerin rolünü nasıl görüyorsunuz ve dünyadaki yaygınlığı ne düzeyde?
Elvan Tuğsuz Güven: Türkiye pompaj depolamalı hidroelektrik santraller bakımından güçlü bir potansiyele sahip. Bu sistem, elektriğin bol ve ucuz olduğu saatlerde suyu üst rezervuara pompalıyor; talebin ve fiyatın yükseldiği saatlerde aynı suyu yeniden türbinleyerek elektrik üretiyor. Böylece kapalı devreye benzer bir yapı oluşuyor.
Üyesi olduğumuz International Hydropower Association verilerine göre pompaj depolamalı HES’ler küresel uzun süreli enerji depolama kapasitesinin %90’ından fazlasını oluşturuyor. Türkiye’de depolamalı üretim yatırımları için yaklaşık 33.000 MW kapasite tahsis edildi. Depolama denildiğinde çoğunlukla kimyasal bataryalar düşünülüyor; oysa pompaj depolamalı HES’ler büyük ölçekli, güvenilir ve uzun ömürlü bir depolama seçeneği sunuyor.
Kanada, ABD, Avrupa, Avustralya, Japonya ve Çin’de bu alanda büyük yatırımlar yapılıyor. Güneş üretiminin fiyatları düşürdüğü saatlerde veya sürekli üretim yapan santrallerin bulunduğu piyasalarda ucuz elektrik kullanılarak su üst rezervuara pompalanıyor. Bu teknoloji, güneş ve rüzgar kapasitesinin büyümesini destekleyen depolama ve sistem esnekliği sağlıyor.
Türkiye’de bu konu 2013’ten beri konuşuluyor. YEKDEM mekanizmasında fiyat belirlenmiş olmasına rağmen ikincil mevzuat henüz hazır değil. HESİAD; uluslararası uygulamaları, teknik kriterleri, yatırım modellerini ve mevzuat ihtiyacını ele alan bir rapor hazırladı. Bu raporu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, EPDK, TEİAŞ ve ilgili kurumlara sunacağız.
Yalnızca batarya depolamasına yönelmemeliyiz. Pompaj depolamalı bir HES’in ilk yatırım maliyeti yüksek olsa da ömrü 80–100 yıla ulaşabiliyor. Bataryaların kullanım ömrü ise yaklaşık 15–20 yıl ve kullanım sonunda bertaraf ihtiyacı doğuyor. 500 MW gibi büyük bir gücü uzun süre karşılamak söz konusu olduğunda güç kadar depolama süresi, çevrim ömrü ve toplam altyapı maliyeti de dikkate alınmalı.
Jeolojik ve teknik koşullar uygunsa mevcut barajlı santraller pompaj depolamalı tesise dönüştürülebilir. Mevcut cebri boru veya ayrı bir su hattı kullanılarak su yukarı pompalanabilir. Buradaki temel ekonomik unsur, pompalama sırasında kullanılan elektriğin ucuz olması ve verim kayıplarının yönetilmesidir. Türkiye bugün bu modele daha uygun hale geldi. Pompaj depolamalı santrallerle ilgili çalışmaları hızlandırmak gerekiyor.
HESİAD hangi piyasa ve düzenleme değişikliklerini istiyor
HESİAD; üretim fiyatının yanı sıra sistem hizmetlerinin de ekonomik karşılık bulduğu, mevsimsel su rejimini dikkate alan ve uzun ömürlü tesislerin rehabilitasyonunu finanse edebilen daha şeffaf bir piyasa yapısı talep ediyor.
Necmi Çelik: 2025’te baraj seviyeleri ve üretim düşüktü, 2026’nın ilk yarısında ise su ve üretim yükseldi. HESİAD’ın temel beklentilerini bu dönemler üzerinden nasıl özetlersiniz?
Elvan Tuğsuz Güven: Özel sektör açısından fiyatların öngörülebilirliği çok önemli. Şu anda fiyatların aşağı yönlü olduğunu görüyoruz. Bunda tüketimdeki düşüş, arz-talep makasının açılması ve güneş kapasitesindeki artış etkili. Yatırımcı, yatırım iştahını destekleyecek öngörülebilir bir fiyat ve gelir tablosu istiyor. Projeyi finanse edecek banka da öngörülebilir geliri temel bir veri olarak değerlendiriyor.
Bugüne kadarki yatırımlar belirli finansal gelir modelleriyle hayata geçti ve bankalar bu yatırımları buna göre finanse etti. Sektörle kamu otoritesi arasındaki iletişim ve teknik istişare mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor. HESİAD olarak ekonomik analizler ve Türkiye’ye benzeyen ülke örnekleriyle karar alma süreçlerine katkı sunmak istiyoruz.
Şeffaf ve öngörülebilir piyasa
Uzun ömürlü yatırımların ayakta kalmasına ve finans kuruluşlarının sağlıklı gelir projeksiyonu yapmasına imkan veren bir piyasa yapısı kurulmalı.
Sistem hizmetlerinin ekonomik karşılığı
HES’lerin arz güvenliği, frekans kontrolü, ani yük değişimlerini karşılama, rezerv güç ve şebeke esnekliği gibi katkıları piyasa mekanizmalarında daha görünür olmalı.
Mevsimsel üretimin korunması
Su ve üretim imkanı bulunan aylarda gereksiz YAT talimatı verilmemeli. HES’ler yılın belirli aylarında güçlü üretim yapabildiği için bu dönemin sisteme sağladığı katkıya uygun bir gelir mekanizması geliştirilmeli.
Pompaj depolama ve hibrit yatırımlar
Pompaj depolamalı HES’leri ve hibrit yatırımları destekleyen ikincil düzenlemeler hızla tamamlanmalı.
Rehabilitasyon ve modernizasyon
Türbin verimliliği, dijitalleşme, otomasyon, siber güvenlik, çevre yatırımları ve havza temizliği gibi çalışmaların finansmanına imkan veren bir gelir modeli kurulmalı.
Havza bazlı su planlaması
Kuraklık dönemleri dikkate alınarak memba ve mansapta birbiriyle bağlantılı çalışan santraller için adil ve bütüncül modeller geliştirilmeli; uygun uluslararası örnekler Türkiye’ye uyarlanmalı.
Kamu ve sektör arasında teknik istişare
Kamu ile sektör arasındaki teknik iletişim güçlendirilmeli. HESİAD, ekonomik analizler, uluslararası uygulamalar ve Türkiye’ye benzeyen ülke örnekleriyle karar alma süreçlerine katkı sunmak istiyor.
HES’ler için hangi gelir modeli öncelikli olmalı?
Sizce hidroelektrik santraller için mevsimsel fiyat, taban fiyat veya üretime dayalı kapasite mekanizmasından hangisi önce uygulanmalı? Görüşünüzü yorumlarda paylaşın.
HESİAD’dan PHES çağrısı: 2040’ta 57,38 TWh yenilenebilir enerji riski
İlgili haberler
- HES’lere hibrit kapasite verildi ancak fiyat baskısı sürüyor
- EPİAŞ Mart 2026: Ortalama PTF 1.620 TL/MWh’e geriledi
- HESİAD’ın kuraklık ve depolama mesajı: Hidroelektriğin yeni rolü
- EPİAŞ, 1 Mart 2026 için YEKDEM ve yerli aksam destek fiyatlarını yayımladı

















