24 Mart 2026 değişikliğiyle Yeşil Liman Sertifikası, bazı kıyı tesisleri için kapasite artışı, yeni yatırım ve büyük ölçekli operasyonlarda zorunlu bir eşik haline geldi.
Hızlı bakış
- Yeni kıyı tesisleri ile alanını dörtte birden fazla genişletecek mevcut tesisler için Yeşil Liman Sertifikası zorunlu hale geldi.
- Bir yılda 100 ve üzeri kruvaziyer gemi ağırlayan tesisler için zorunluluk 31 Aralık 2028 tarihinde başlayacak.
- 100000 TEU ve üzeri konteyner elleçleyen kıyı tesisleri 31 Aralık 2030 itibarıyla sertifika almak zorunda olacak.
- Sertifika için yenilenebilir enerji kullanımı elektrifikasyon kıyı elektriği atık yönetimi ve deniz temizliği gibi teknik kriterler aranacak.
- Zorunlu olduğu halde başvuru yapmayan ya da başvurusu reddedilen tesislere gemi başına saatlik idari para cezası uygulanacak.
- Düzenleme liman çevre standartlarını yatırım izni kapasite artışı ve rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı hale getiriyor.
Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklik, Yeşil Liman Sertifikasını gönüllü bir çevre uygulamasının ötesine taşıyarak belirli limanlar için fiili bir izin, uyum ve yatırım şartına dönüştürüyor. Özellikle toplam alanını önemli ölçüde büyütmek isteyen kıyı tesisleri, yeni inşa edilecek limanlar ile belirli eşiğin üzerindeki kruvaziyer ve konteyner tesisleri artık bu sertifikayı almak zorunda. Düzenleme yalnızca başvuru ve belge sürecini değil, enerji altyapısından deniz temizliğine, elektrifikasyondan atık yönetimine kadar uzanan geniş bir dönüşüm paketini de beraberinde getiriyor.
Düzenleme tüm limanları kapsamıyor ancak yeni yatırımlar, kapasite artışları ve büyük ölçekli operasyonlar için Yeşil Liman Sertifikasını fiili bir zorunluluk haline getiriyor
Yeni düzenleme hangi kıyı tesislerini kapsıyor

Yönetmelik, Uluslararası Gemi ve Liman Tesisi Güvenlik Kodu Uygulama Yönetmeliği kapsamında Liman Tesisi Güvenlik Sertifikasına sahip olan ve Yeşil Liman Sertifikası almak isteyen ya da almak zorunda olan kıyı tesislerini kapsıyor. Asıl kırılma ise Ek Madde 1 ile geliyor. Buna göre, değişikliğin yayım tarihinden sonra toplam alanının dörtte birden fazla genişletilecek kıyı tesisleri ile bu kapsama girecek yeni inşa edilen kıyı tesisleri Yeşil Liman Sertifikası almak zorunda olacak.
Yönetmelik metni, eşik için “toplam alanının dörtte birinden fazla” ifadesini kullanıyor. Bu sınırın uygulamada nasıl hesaplanacağı, özellikle mevcut alana göre mi yoksa proje sonrası toplam alana göre mi değerlendirileceği açısından liman yatırımlarında önemli bir teknik başlık olacak.
Bu zorunluluk yalnızca çevresel bir iyi niyet beyanı olarak kalmıyor. İmar planı tekliflerinde plan notlarına “Yeşil Liman Sertifikası başvurusu yapılacaktır” ibaresinin eklenmesi aranıyor. Sertifikayı almak zorunda olan yeni kıyı tesislerine kıyı tesisi işletme izin belgesi düzenlenmiyor. Genişletilecek kıyı tesislerinde ise genişletilen alanlar işletme izin kapsamına alınmıyor. Bu yapı, sertifikayı doğrudan yatırım ve kapasite artışı mekanizmasına bağlıyor.
Kruvaziyer ve konteyner limanları için takvimli geçiş başladı

Düzenleme mevcut büyük limanlar için de tarih ve eşik tanımlıyor. Bir takvim yılında 100 ve daha fazla kruvaziyer gemi yanaşan kıyı tesislerinin 31 Aralık 2028 itibarıyla, 100.000 TEU ve daha fazla konteyner elleçlenen kıyı tesislerinin ise 31 Aralık 2030 itibarıyla Yeşil Liman Sertifikasına sahip olması gerekecek. Bu sayıların belirlenmesinde yönetmelik metnindeki ifadeyle son yılın ortalaması esas alınacak.
Bu “son yılın ortalaması” ifadesi, uygulamada hangi veri setinin ve hangi resmi kayıtların esas alınacağı sorusunu da gündeme getiriyor. Dolayısıyla eşiklerin nasıl teyit edileceği, özellikle liman işletmecileri açısından önemli bir uygulama başlığı olacak.
Zorunluluğun başladığı tarihte belirtilen seviyede olmayan ancak daha sonra bu kapasiteye ulaşan tesisler için de yeni bir takvim öngörülüyor. Buna göre, kapasite eşiğine sonradan ulaşan kıyı tesislerinde sertifika alma zorunluluğu, bu seviyeye ulaşılan takvim yılını takip eden yılın sonunda başlayacak. Böylece düzenleme yalnızca bugünkü büyük oyuncuları değil, orta vadede büyüyecek limanları da kapsama alanına sokuyor.
Yeşil Liman sertifikası almak için hangi şartlar aranıyor

Yönetmelikte yer alan Ek-4, sertifikanın yalnızca bir unvan olmadığını açık biçimde gösteriyor. Liman işletmeleri için enerji, çevre, altyapı ve operasyon yönetimini kapsayan somut kriterler getiriliyor. İdari binalar için enerji kimlik belgesi alınması, tüketilen elektriğin en az %5’inin yenilenebilir kaynaklardan geldiğinin YEK-G veya I-REC ile kanıtlanması ve ana elleçleme ekipmanlarında elektrifikasyon eşiğinin sağlanması temel başlıklar arasında yer alıyor.
Fosil yakıt kullanan iş makineleri ve araçlar için yıllık egzoz emisyon takibi zorunlu tutulurken, ölçümü bulunmayan araçların tesise girişine izin verilmemesi de dikkat çekiyor. Sadece dökme sıvı ve sıvılaştırılmış gaz elleçleyen tesisler hariç olmak üzere, altyapısı olan gemilere limandan elektrik bağlantısı sağlanmasına yönelik en az bir terminal, rıhtım ya da iskele üzerinde hazır bağlantı altyapısı bulundurulması gerekiyor. Bu bağlantının da ilgili TS IEC/IEEE 80005 standardına, yani uluslararası kıyı elektriği bağlantı standardına uygun olması isteniyor.
Atık, yağmur suyu, deniz temizliği ve ağaçlandırma da kriterler arasında

Şartlar enerjiyle sınırlı değil. Sıfır Atık Yönetim Sistemi kurulması ve Sıfır Atık Belgesi alınması, yağmur suyu toplama ve yeniden kullanım altyapısının oluşturulması, su-yağ ayırıcı sistemlerin kurulması, yükleme ve tahliye sırasında çevresel kirlenmeyi önleyecek teknik önlemlerin alınması da zorunlu kriterler arasında bulunuyor.
Sıvı dökme yük elleçleyen tesislerde sızdırmazlık ve bariyer altyapısı öne çıkarken, deniz kirliliğine acil müdahale ekipmanlarının görünür, kayıtlı ve fazladan stokla hazır bulundurulması gerekiyor. Ayrıca kıyı tesisi adına hatıra ormanı oluşturulması ya da en az 5.000 ağaçlık özel ağaçlandırma projesi yürütülmesi isteniyor. Liman sahasında deniz yüzeyi çöplerini toplamak için en az iki çöpkapar bulundurulması, yıllık toplama verilerinin raporlanması, her yıl en az iki plajda kıyı temizliği yapılması ve otoparklarda elektrikli araç şarj altyapısı kurulması da sertifikanın çevre boyutunu güçlendiriyor. En az iki çöpkapar şartı da yönetmelikte bu şekilde yer alıyor.
Başvuru, denetim ve ceza mekanizması nasıl işleyecek
Yeşil Liman Sertifikası almak isteyen kıyı tesisleri, ilgili kriterleri sağladıktan sonra Ek-1’de sayılan belgelerle İdareye başvuracak. Başvurular uygun bulunursa, yetkilendirilmiş kuruluş ile birlikte denetim yapılacak ve uygun bulunan tesislere sertifika ücretsiz olarak düzenlenecek. Sertifika üç yıl geçerli olacak. Mevcut sertifikanın süresi dolmadan iki ay önce yenileme başvurusu yapılması gerekecek.
Yönetmelik, sertifikanın ücretsiz düzenleneceğini belirtiyor. Buna karşılık denetimi yapacak yetkilendirilmiş kuruluşun hizmet bedelinin nasıl şekilleneceği, liman işletmecileri açısından ayrıca izlenecek bir maliyet başlığı olabilir.
Sertifika bir kez alındığında süreç bitmiyor. Sertifikalı kıyı tesislerinde on sekiz ayda bir ara denetim yapılacak. Eksiklik tespit edilirse giderilmesi için süre verilecek. Yeşil Liman Raporunun hazırlanıp güncel tutulmaması, başvuru şartlarındaki değişikliklerin bildirilmemesi veya diğer gerekliliklerin yerine getirilmemesi halinde sertifika askıya alınabilecek, daha sonra iptal edilebilecek.
Zorunlu olduğu halde başvuru yapmayan limanlara saat başı ceza geliyor
Yaptırım tarafı da sert. Yeşil Liman Sertifikası almak zorunda olduğu halde başvuru yapmayan ya da başvurusu reddedilen kıyı tesislerine, zorunluluğun başladığı tarihten itibaren yanaşan her bir geminin tesiste bulunduğu saat başına 5.000 TL idari para cezası uygulanacak. Bir saatten kısa süreler bir saate tamamlanacak.
Bu cezada bir alt ve üst sınır da tanımlanıyor. Buna göre uygulanacak toplam tutar 15.259 TL’den az, 605.279 TL’den fazla olamayacak. Bu miktarlar her yıl yeniden değerleme oranına göre artırılacak. Yeni inşa edilen kıyı tesislerinde ise Ek-4 kriterlerinin ÇED raporlarında taahhüt edilmesi ve buna uygun inşa yapılması gerekecek. Aksi halde kıyı tesisi işletme izin belgesi ve kıyı tesisi tehlikeli yük uygunluk belgesi düzenlenmeyecek.
Bu değişiklik liman sektörü için ne anlama geliyor
Yeni düzenleme, Türkiye’de limanların çevresel performansını yalnızca gönüllü sertifikalar veya kurumsal söylemler üzerinden değil, doğrudan mevzuat ve izin mekanizması üzerinden şekillendirmeye başlıyor. Bu da liman işletmeciliğinde enerji verimliliği, elektrifikasyon, kıyı elektriği, atık ve yağmur suyu yönetimi, emisyon takibi ve raporlama kapasitesini artık operasyonun asli parçalarından biri haline getiriyor.
Özellikle konteyner ve kruvaziyer limanları için tanımlanan tarihli zorunluluklar, sektörün önümüzdeki birkaç yılda yeni bir yatırım ve modernizasyon dalgasına girebileceğine işaret ediyor. Büyük işletmeler bu uyum sürecini daha hızlı finanse edebilirken, kapasite artırımı planlayan orta ölçekli tesisler açısından yeni maliyet ve zaman baskıları doğabilir. Dolayısıyla bu düzenleme yalnızca çevre boyutunda değil, rekabet, yatırım planlaması ve limanların gelecekteki konumlanışı açısından da önem taşıyor.
Sertifika sadece yükümlülük değil, aynı zamanda avantaj da sağlıyor
Yönetmelik yalnızca zorunluluk ve ceza getirmiyor. Sertifikaya sahip olan ve şartları sürdüren kıyı tesislerine bazı teşvikler de tanınıyor. İşletme izin sürelerinin iki yıl uzatılması, bazı sörvey ve denetim ücretlerinden muafiyet, tehlikeli yük uygunluk belgesiyle ilgili çeşitli avantajlar ve Bakanlık döner sermayesine ödenecek bazı ücretlerde indirim bunlar arasında yer alıyor.
Bunun yanında, sertifikalı kıyı tesislerine bir takvim yılı içinde gelen otuz gemiye Türk Boğazlarından geçiş önceliği tanınabilecek. Yönetmelik bu teşviki öngörüyor ancak uygulama esaslarının nasıl işleyeceği de sektör açısından önemli olacak. Tesisler ayrıca Yeşil Liman Bayrağı, “Yeşil Liman (Green Port-Türkiye)” unvanı ve logosunu kullanma hakkı da elde edecek. Bu yönüyle yeni sistem, uyum baskısını teşviklerle birlikte kuran bir çerçeve sunuyor.
Türkiye’de liman yatırımları için yeni dönem neyi işaret ediyor

24 Mart 2026 değişikliği, Türkiye’de liman yatırımlarında çevresel uyumun artık ikincil bir başlık olmadığını gösteriyor. Genişlemek isteyen, yeni kurulan ya da belirli operasyon eşiğini aşan kıyı tesisleri için Yeşil Liman Sertifikası, yatırım kararlarının ve iş planlarının içine baştan yazılması gereken bir gereklilik haline geldi.
Özellikle AB’nin liman dekarbonizasyon baskısı ve Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın Türk ihracatçılar üzerindeki etkileri göz önünde bulundurulduğunda, bu düzenleme yalnızca iç mevzuat uyumu değil, dış ticaret rekabeti açısından da önem kazanıyor.
Bu nedenle düzenleme, sadece çevre haberi olarak değil, aynı zamanda altyapı, lojistik, denizcilik ve sanayi politikası başlığı olarak da okunmalı. Limanların enerji yapısından operasyonel tasarımına kadar uzanan bu çerçeve, Türkiye’nin deniz ticareti altyapısında daha izlenebilir, daha standartlı ve daha yatırım yoğun bir dönemin kapısını aralıyor.
Okura soru
Sizce Yeşil Liman zorunluluğu Türkiye’de liman yatırımlarını ve dış ticaret rekabetini nasıl etkiler?
İlgili haberler
- Türk limanları karbon ayak izini azaltıyor
- Limanlar temiz enerji merkezleri olabilir
- Karbonsuz denizcilik için hibrit sistem ve yeşil yakıt hamlesi
- IMO öncülüğünde denizcilikte net sıfır emisyona giden tarihi rota
View this post on Instagram

















