TEİAŞ HVDC teknik şartname ve şebeke işletim mimarisi yaklaşımı

Ocak 2026’da açılan bu çağrı, doğrudan bir HVDC hat veya istasyon yapım ihalesi değil; teknik şartname ve işveren mühendisi çerçevesini oluşturacak danışmanlık ve mühendislik hizmet alımı niteliği taşıyor ve Türkiye iletim şebekesinin kontrol edilebilirlik ile işletme güvenliği katmanını yeniden tanımlamayı hedefliyor.

Bu analiz, daha önce yayımladığımız “TEİAŞ HVDC teknik şartname RFP’si yayımlandı” başlıklı haberin bir tekrarı değil; aynı çağrıyı Türkiye iletim şebekesinin işletme mimarisi, standart ekonomisi ve dijital omurga ekseninde açan Firecarrier okumasıdır.

Hızlı bakış

Tez: HVDC RFP, tek proje değil şebekenin “işletme anayasası” için çekirdek

TEİAŞ’ın HVDC teknik şartname ve işveren mühendisi çerçevesini hedefleyen RFP’si, Firecarrier perspektifinden “bir hat daha” ya da “bir istasyon daha” duyurusu değildir. Buradaki ana konu, gelecek HVDC projelerinin tamamına temel olacak teknik, işlevsel ve işletmesel bir dilin kurulmasıdır. Bu dil; hangi performans kriterlerinin kabul edileceğini, hangi testlerin hangi eşiklerden geçmeden devreye alınmayacağını ve hangi arayüzlerin zorunlu tutulacağını tanımladığı ölçüde, sahayı proje bazından çıkarıp sistem seviyesine taşır.


Firecarrier okumasında kritik nokta şudur: Standart proje başlamadan yazılıyorsa, asıl rekabet ekipman markaları arasında değil, şartnamenin kurduğu işletme mantığı içinde gerçekleşir. Bu nedenle RFP, yalnız bir satın alma hazırlığı değil, şebeke işletiminin kurumsal mühendislik kapasitesini büyüten bir mimari hamledir.

Neden şimdi: RES ve GES artışı, güç akışı ve gerilim kontrolü baskısını büyütüyor

Şebeke işletim mimarisi kapsamında HVDC güç akışı ve iletim sistemi standartları
Rüzgar ve güneş üretimindeki artış, güç akışı yönetimi ve şebeke işletimi ihtiyacını büyütüyor.

Türkiye’de rüzgar ve güneş kurulu gücünün artışı, iletim sisteminde güç akışlarını daha değişken hale getiriyor. Özellikle doğu-batı yönlü akış, bölgesel üretim-tüketim dengesizlikleri ve gerilim kontrolü ihtiyacı, iletim operatörünü “sadece kapasite ekleyen” çözümler yerine “akışı yöneten” araçlara yönlendiriyor. HVDC, uzun mesafeli, yüksek kapasiteli ve esneklik gerektiren akışlarda, klasik HVAC yapısına kıyasla daha kontrollü bir işletme aracı olarak öne çıkıyor.

Son yıllarda rüzgar ve güneş ağırlıklı üretim profili, bazı saatlerde bölgesel fazlalar ve iletim kısıtlarını görünür hale getirdi; esneklik ve güç akışı kontrolü başlıkları, TEİAŞ’ın planlama ve işletme gündeminde daha belirgin bir yer tutmaya başladı. Bölgesel enterkoneksiyon ve ihracat-ithalat koridorlarında da HVDC, akışın sınırlarını ve kararlılığını daha net biçimde yönetme imkanı sunuyor.

Standart ekonomisi: şartname dili rekabeti ve entegrasyonu belirler

İletim sistemi standartları ve TEİAŞ HVDC teknik şartname ile birlikte işlerlik
Dijital trafo merkezi standartları, HVDC istasyonlarında birlikte işlerlik ve entegrasyon maliyetini belirler.

Tek bir projeye özel yazılan şartname, çoğu zaman proje tamamlandığında etkisini kaybeder. Burada hedeflenen yaklaşım ise genel geçer bir çekirdek üreterek, sonraki projelerde tasarım doğrulama, kabul testleri ve işletme prosedürlerini ortak bir zemin üzerinde toplamaktır. Bu zemin ne kadar ölçülebilir ve doğrulanabilir kurulursa, proje sonrası sürprizler o kadar azalır; performans ve kabul sınırları sözleşmeden çok sistemin parçası haline gelir.

Vendor lock-in riski de bu noktada şekillenir. IEC-61850, IEC-60870-5-104 ve IEC-62351 gibi standartlar birlikte işler biçimde ve açık arayüzlerle tanımlandığında, dijital trafo merkezleri ve HVDC istasyonlarında marka bağımlılığı azalır. Ancak bu standartların şartnamede yalnızca “desteklenir” ifadesiyle yer alması yeterli değildir; bağımsız test, uyumluluk doğrulaması ve kabul kriterleriyle birlikte yazılmaları, kâğıt üzerindeki birlikte işlerliği sahaya taşıyan kritik unsur olur.

Paralel akış: trafo merkezi işleri dijital omurgayla birleşmeden tam değer üretmez

Sahada trafo merkezi ve iletim yatırımları sürerken, otomasyon ve iletişim katmanı fiilen bu yatırımların ayrılmaz parçası haline geliyor. Ocak 2026’da EKAP’ta yayımlanan trafo merkezi ve iletim işleri ihalelerinde de, detaylı teknik şartnameler RTU, SCADA entegrasyonu ve uzaktan izleme bileşenlerini giderek daha sistematik biçimde içermeye başladı. Bu durum, bakır-demir yatırımlarının artık veri ve işletme katmanıyla birlikte tasarlandığını gösteriyor.

Firecarrier açısından kritik bağlantı şudur: HVDC şartname çekirdeği ile trafo merkezi dijitalleşme şartnameleri aynı “dijital omurga” mantığına bağlandığında, uçtan uca standardizasyon mümkün olur. Aksi halde her saha işi ayrı bir entegrasyon problemi haline gelir ve maliyet, zaman ile siber riskler katlanarak artar.

Risk haritası: siber güvenlik, lock-in ve işletme senaryoları

Şebeke işletim mimarisi için siber güvenlik ve iletim sistemi standartları riskleri
OT siber güvenliği ve işletme senaryoları, HVDC’nin sahadaki sistem değerini doğrudan etkiler.

Siber güvenlik ve tedarik zinciri açısından HVDC istasyonları ve dijital trafo merkezleri, OT dünyasının en kritik hedef alanlarını oluşturur. Kimlik yönetimi, erişim kontrolü, kayıt ve izleme, güvenli uzaktan erişim ve yedeklilik; tercih değil, şartnameye denetlenebilir koşullarla yazılması gereken temel başlıklardır. Güvenlik gereksinimleri belirsiz bırakıldığında risk, projeyle sınırlı kalmaz ve işletme dönemine taşınır.

Vendor lock-in riski, protokol ve arayüzlerin soyut bırakılmasıyla hızla büyür. Kontrol ve koruma katmanında arayüz tanımları, veri modeli uyumu ve test prosedürleri net değilse, entegrasyon marka-özel hale gelir. Açık arayüz ve doğrulanabilir test yaklaşımı rekabeti artırırken, belirsiz şartname uzun vadeli kilitlenmelere yol açar.

İşletme senaryoları ise çoğu projede en geç konuşulan ama en pahalı sonuçları doğuran alandır. Bir HVDC bağlantısının ada işletmesi modunda nasıl davranacağı, frekans çalkantılarına nasıl tepki vereceği ve hangi black start senaryolarını destekleyeceği, şartnameye baştan yazılmazsa proje sonrasında deneme-yanılma yoluyla öğrenilir. Bu da hem maliyeti hem işletme riskini artırır.

İzleme listesi: bu çekirdeğin sahaya nasıl yansıyacağını gösterecek başlıklar

1) Kapsam: Şartname yalnız teknik gereksinimlerle mi sınırlı, yoksa işletme, bakım ve acil durum prosedürlerini de içeriyor mu?

2) Kabul rejimi: FAT ve SAT süreçleri, performans doğrulama eşikleri ve dokümantasyon seti net biçimde tanımlanmış mı?

3) Siber güvenlik: Kimlik, yetkilendirme, kayıt-izleme, uzaktan erişim ve yedeklilik şartları açık ve denetlenebilir mi?

4) Arayüzler: Protokoller, veri modeli ve birlikte işlerlik testleri tarifli mi?

5) İşveren mühendisi çıktıları: Hangi dokümanların standartlaşacağı ve hangi onay kapılarının zorunlu olduğu belirgin mi?

6) Uyum: Paralel trafo merkezi ve iletim ihaleleriyle aynı dijital omurga mantığı kuruluyor mu?

Firecarrier çerçevesi: kontrat haberi değil işletme mimarisi

Bu RFP, tek bir kontratın duyurusu değil; şebekenin nasıl işletileceğini tanımlayan bir mimari yazımıdır. Şartname yalnız ekipman performansına sıkışırsa, HVDC’nin sistem değeri sınırlı kalır. İşletme-odaklı kurulduğunda ise büyüme yalnız kapasitede değil, olgunlukta da gerçekleşir.

Önümüzdeki HVDC ve dijital trafo merkezi ihaleleri, bu çekirdeğin ne kadar işletme-odaklı ve ne kadar açık rekabetçi yazıldığını gösterecek ilk pratik test olacak. Firecarrier, bu süreci tekil kontrat haberleri olarak değil, Türkiye iletim şebekesinin yeni işletme anayasasının yazım süreci olarak okumayı önerir.

Okura soru

Sizce TEİAŞ’ın HVDC teknik şartname çekirdeği, sahada birlikte işlerlik ve siber güvenlik standartlarını ne ölçüde belirleyici hale getirecek?

İlgili haberler


Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz