AB’nin SKDM’si 1 Ocak 2026 itibarıyla tam uygulamaya girdi; bu durum, AB’ye çimento ve klinker satan üreticiler için emisyon verisi kalitesi, doğrulama ve maliyet yönetimini yeni bir rekabet parametresi haline getiriyor.
Hızlı bakış
- CBAM 1 Ocak 2026 itibarıyla tam uygulama dönemine girdi ve AB ithalatında yetkilendirme süreci öne çıktı.
- 2026 emisyonlarına ilişkin ilk yıllık beyan ve sertifika teslimi 30 Eylül 2027’ye kadar yapılacak.
- Çimento sektöründe veri tanımı, izleme, raporlama ve doğrulama kalitesi maliyet ve fiyatlama üzerinde doğrudan belirleyici hale geldi.
- Türkiye ETS pilot fazının 2026–2027’ye kurgulanması, CBAM takvimiyle aynı dönemde MRV kapasitesi ihtiyacını artırıyor.
- Proses emisyonlarının ağırlığı nedeniyle yakıt değişimi tek başına yeterli olmazken CCS gibi ölçeklenebilir çözümler referans eşiği yükseltiyor.
CBAM 1 Ocak 2026’da başladı: İthalatçı tarafında yetkilendirme ve yeni uyum dönemi
AB’nin Karbon Sınırda Düzenleme Mekanizması (CBAM), 1 Ocak 2026 itibarıyla tam uygulama dönemine girdi. Bu tarihle birlikte, AB’ye CBAM kapsamındaki ürünleri ithal eden tarafın “yetkili CBAM beyan edeni” statüsüyle ilerlemesi ve CBAM Kayıt Sistemi üzerinden süreci yönetmesi bekleniyor.
Komisyon, 2026 sonrası dönem için yetkilendirme başvurularına ilişkin yönlendirmeleri CBAM resmi sayfasında paylaşıyor ve ithalatçıların (veya dolaylı gümrük temsilcilerinin) statü başvurularını tamamlamasını önemle vurguluyor.
İlk sertifika teslimi 30 Eylül 2027: 2026 emisyonları 2027’de hesaplaşacak
CBAM’in mali uygulamasında kritik tarih, 2026 takvim yılına ait ilk yıllık beyan ve sertifika tesliminin 30 Eylül 2027’ye kadar yapılması. Bu takvim, 2026 boyunca oluşan gömülü emisyonların raporlanması, doğrulanması ve finansal yükümlülüğün 2027’de yerine getirilmesi anlamına geliyor.
Bu mimarinin üretici tarafına tercümesi basit: AB’ye ihracat yapan çimento ve klinker üreticileri, 2026 boyunca oluşacak emisyonları “sadece raporlanacak bir veri” değil, 2027’de faturaya dönüşecek bir maliyet kalemi olarak ele almak zorunda.
Firecarrier gerilimi: Veri hatası artık bir muhasebe riski

CBAM’in sertleştirdiği alan, yalnızca karbon fiyatının varlığı değil; emisyon verisinin tanımı, izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması. Çimento gibi süreç emisyonu ağır basan sektörlerde, raporlama hataları ve varsayılan değerlere düşme riski, rekabetçi fiyatlama üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor.
Bu nedenle Firecarrier lensiyle bakıldığında, 2026 bir “iyi niyet yılı” değil; veri standardı, doğrulama disiplini ve tedarik zinciri koordinasyonunun zorunlu hale geldiği bir eşik yılıdır.
Türkiye’de ETS pilotu 2026–2027: CBAM ile aynı takvimde çakışıyor

Türkiye’nin Emisyon Ticaret Sistemi için pilot fazın 2026–2027 olarak kurgulanması, CBAM’in tam uygulama takvimiyle dikkat çekici biçimde çakışıyor. İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından paylaşılan taslak düzenleme bilgilendirmelerinde pilot fazın 2026–2027 olduğu ve bu dönemde tesislerin izin, izleme, raporlama ve doğrulama kültürüne hazırlanmasının hedeflendiği ifade ediliyor.
Bu çakışmanın sektör açısından anlamı şu: üretici, bir yandan AB pazarına yönelik CBAM veri gereksinimlerini karşılarken diğer yandan ulusal ETS altyapısına uyumlanacak. İki ayrı rejim gibi görünse de pratikte ortak payda “MRV kalitesi” ve tesis içi emisyon muhasebesinin olgunluğudur.
Çimentoda ana problem süreç emisyonu: Yakıt değişimi yetmiyor

Çimento üretiminde emisyonların önemli bir bölümü, klinker üretiminde kireçtaşının kalsinasyonu gibi kimyasal süreçlerden kaynaklanır. Bu nedenle yenilenebilir elektrik kullanımı, yakıt değişimi veya enerji verimliliği tek başına yeterli olmaz; proses emisyonunu hedefleyen daha derin çözümler gerekir.
Bu tablo, sektörün “yumuşak” iyileştirmeleri hızla tüketip daha “sert” teknolojilere doğru itilmesini getiriyor. Firecarrier hikayesi burada başlar: maliyet ve regülasyon baskısı, teknolojik seçenekleri daraltır; geriye yalnızca ölçeklenebilir çözümleri hızla uygulama kabiliyeti kalır.
CCS eşiği: Brevik örneği, piyasanın referans noktasını yükseltiyor

Avrupa’da çimento için CCS’in ölçeklenebilirliğine dair en somut örneklerden biri Norveç’teki Brevik projesi. Brevik CCS tesisinin 2024 sonu itibarıyla mekanik tamamlanma kilometre taşına ulaştığı, 2025’te devreye alma ve rampa sürecinin yürüdüğü ve ilk CO2 yakalama kilometre taşlarının duyurulduğu farklı kaynaklarda yer alıyor. Proje kapsamında yaklaşık 400.000 ton CO2/yıl yakalama hedefi, sert pazar ve kamu destekli bir uygulama referansı oluşturuyor.
Bu referans, Türkiye’deki üreticiler için “teorik” bir tartışmayı “piyasa standartlarına” çeviriyor. CCS’in yaygınlaşması, klinker bazlı ürünlerde gömülü emisyonu düşürme yarışı için yeni bir taban seviye oluşturabilir.
Oyak Çimento ve Çimsa için pratik gündem: Veri, yakıt, enerji ve yatırım senaryoları

Türkiye’de AB’ye ihracat yapan büyük oyuncular için 2026–2027 dönemi, üretim optimizasyonundan önce “uyum mimarisi” dönemi olarak okunmalı. Bu, tesis bazında emisyon faktörü yönetimi, yakıt sepetinin planlanması, elektrik tedarik stratejisi, klinker oranının ve ürün karmasının gözden geçirilmesi gibi birden fazla katmanı aynı anda masaya getiriyor.
Oyak Çimento ve Çimsa gibi gruplar açısından gündem, yalnızca emisyon azaltım projelerini değil, bu projelerin MRV sistemine doğru bağlanmasını da kapsıyor. CBAM ve olası Türkiye ETS çakışımı nedeniyle, “doğrulanabilir veri” üretmek teknik bir görev olmaktan çıkıyor; finansman maliyeti, ihracat fiyatlaması ve tedarik zinciri sözleşmelerine yansıyan bir yönetim disiplinine dönüşüyor.
Fiyatlama ve sözleşme dili değişiyor: Gömülü emisyon artık ticari bir değişken

CBAM’in tam uygulama dönemiyle birlikte, gömülü emisyonun ithalatçı tarafında sertifika maliyetine dönüşmesi bekleniyor. Bu, ihracatçı üretici açısından iki baskıyı beraberinde getiriyor: birincisi, emisyonu düşürme; ikincisi, düşürülemiyorsa bile emisyon verisini doğru hesaplayıp doğrulatma.
Bu nedenle, 2026 boyunca AB’ye yapılan sevkiyatlarda sözleşme dilinin “emisyon verisi paylaşımı, doğrulama, varsayılan değer riski ve sorumluluk paylaşımı” gibi başlıklarla genişlemesi sürpriz olmaz. Firecarrier perspektifinde bu, teknik ekip ile satış-finans ekibinin aynı masaya oturması demek.
Hazırlık kontrol listesi: 2026’yı kayıpsız geçirmek için minimum standart
Birinci adım, tesis bazında emisyon verisinin hangi metotla ölçüldüğünün ve hangi veri kaynaklarına dayandığının netleştirilmesi. İkinci adım, doğrulama kapasitesinin planlanması ve iç kontrol mekanizmasının kurulması. Üçüncü adım, ürün karması ve klinker oranının gömülü emisyonu nasıl etkilediğinin sayısal olarak ortaya konması. Dördüncü adım, yakıt ve elektrik tedarik stratejisinin emisyon profiliyle birlikte yönetilmesi.
Bu temel set, 2027’deki ilk yıllık beyan ve sertifika teslimi takvimi yaklaştıkça, “son dakika uyumu” yerine “sürekli uyum” kültürünü destekler. Çimento için rekabet, 2026 itibarıyla sadece ton başına maliyet değil, ton başına doğrulanabilir emisyon üzerinden de kurulacak.
Firecarrier notu: Zorunluluğun hızlandırdığı yeni normal
CBAM ve ulusal ETS perspektifi bir araya geldiğinde, sektörün önünde iki yol beliriyor: veri ve teknolojiyle eşiği aşmak ya da varsayılan değerler ve belirsizlik içinde maliyet baskısı altında kalmak. Bu dönem, “iyi niyetli hedefler” yerine “takvime bağlı zorunluluklar” dönemi. Firecarrier’in hikayesi tam da bu noktada netleşiyor: baskı arttıkça, sistem ya evrilir ya da geride kalır.
Okura soru
Sizce Türkiye’de çimento sektöründe CBAM maliyetini düşürmek için en hızlı adım MRV mı, klinker oranı mı, yoksa CCS mi olmalı?
İlgili haberler
- SKDM raporlama son tarih 31 Ocak 2026: gerçek veri uyarı
- AB SKDM ilk hafta verileri açıklandı: ikinci hafta süreci
- CBAM 2026 öncesi Türkiye ihracatı ve ETS süreci: kritik 12 ay
- CBAM 2026 taslağı: benchmark düşüşü maliyeti artırıyor
- Yeşil ekonomi dönüşümünde CBAM baskısı: sanayi rekabeti
- CBAM 2026: AB’den Türkiye’ye yeşil finansman desteği
- Limak Çimento Anka Fabrikası enerji verimliliğinde lider oldu

















