Küresel ölçekte yılda yaklaşık %2–7 oranında azaldığı bildirilen deniz çayırları, iklim kriziyle mücadelede kritik bir mavi karbon yutağı olarak öne çıkıyor. Akdeniz’de çeşitli çalışmalarda %30–35’lere varan gerilemeye işaret eden veriler, Türkiye kıyılarındaki deniz çayırlarının hem ekolojik hem ekonomik değerini yeniden gündeme taşıyor.
Hızlı bakış
- Deniz çayırlarının küresel ölçekte yılda yaklaşık %2–7 oranında azaldığı bildiriliyor.
- Kayıpların bazı senaryolarda yıllık 42 milyar dolara kadar ekonomik maliyet yaratabileceği ifade ediliyor.
- Akdeniz’de deniz çayırı ekosistem hizmetlerinin yıllık değerinin yaklaşık 11,6 milyar dolar olduğu belirtiliyor.
- Türkiye’de deniz çayırı ekosistemlerinin yıllık ekonomik değerinin 276,6 milyon dolar seviyesinde olduğu aktarılıyor.
- TÜDAV’ın paylaştığı verilere göre Türkiye kıyılarındaki deniz çayırları yılda yaklaşık 90 bin ton karbon bağlıyor.
- Türkiye İş Bankası ve TÜDAV iş birliği, deniz çayırlarının haritalandırılması, korunması ve atık temizliği odaklı ilerliyor.
Deniz çayırları: Mavi karbonun görünmeyen omurgası

Denizlerin “akciğerleri” olarak anılan deniz çayırları, karbon tutma kapasiteleri ve biyoçeşitliliğe sağladıkları yaşam alanıyla deniz ekosisteminin en kritik bileşenleri arasında yer alıyor. Araştırmalar, deniz çayırlarının küresel ölçekte her yıl yaklaşık %2–7 oranında azaldığına; kayıpların bazı senaryolarda yıllık 42 milyar dolara kadar ulaşabileceği tahmin edilen bir ekonomik maliyet yaratabileceğine işaret ediyor.
BM’nin 2020 tarihli raporuna atıfla, dünyada her 30 dakikada bir futbol sahası büyüklüğünde deniz çayırı alanının yok olduğundan söz ediliyor. BM, deniz çayırı ekosistemlerinin karasal ekosistemlerden daha yüksek karbon tutma kapasitesine sahip olduğu gerçeğine dayanarak, farkındalığı artırmak üzere 2022 yılında 1 Mart’ı “Dünya Deniz Çayırları Günü” olarak ilan etti.
Akdeniz ve Türkiye verileri: Ekosistem hizmetlerinin parasal karşılığı

Son ekonomik değerleme çalışmalarına göre Akdeniz’de deniz çayırı ekosistem hizmetlerinin yıllık değerinin yaklaşık 11,6 milyar dolar seviyesinde olduğu belirtiliyor. Aynı çerçevede, Türkiye’de bulunan deniz çayırı ekosistemlerinin yıllık ekonomik değeri 276,6 milyon dolar olarak ifade ediliyor.
Bu tür parasal değerleme hesaplarında yalnızca çayırlar değil, aynı ortamda ve ekosistemde yaşayan balıklar ve diğer canlıların ekonomik değeri gibi ekosistem servisleri de dikkate alınıyor. Bu yaklaşım, deniz çayırlarının yalnızca “doğa koruma” başlığıyla değil, aynı zamanda üretim, geçim ve yerel ekonomi boyutuyla da ele alınması gerektiğine işaret ediyor.
Türkiye kıyılarında karbon ve oksijen üretimi: TÜDAV’ın paylaştığı göstergeler

TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, Türkiye kıyılarındaki Posidonia oceanica deniz çayırlarının bir metrekarede günde 16 litreye kadar oksijen üretebildiğini belirtiyor. Öztürk’ün paylaştığı verilere göre, 100 metrekarelik bir alanda ortalama 8 ton karbondioksit emilimi gerçekleşebiliyor.
TÜDAV’ın paylaştığı bulgular, deniz çayırlarının Akdeniz genelinde yılda 3,6 milyon tonun üzerinde; Türkiye kıyılarında ise yaklaşık 90 bin ton karbon bağlama kapasitesi gösterdiğine işaret ediyor. Bu miktarın 70 binin üzerinde otomobilin bir yıl boyunca yaydığı karbondioksite karşılık geldiği belirtiliyor.

Öztürk ayrıca, deniz çayırlarının deniz canlılarının yaklaşık %25’ine yaşam alanı sunduğunu ve Akdeniz kıyılarında son 50 yılda %30–35’lere varan bir gerileme yaşandığını ifade ediyor. Bu tablo, “yeniden kazanım” kadar “mevcudu koruma” yaklaşımının da belirleyici olacağını gösteriyor.
Deniz çayırlarının sağladığı ekosistem hizmetleri yalnızca karbon ve oksijenle sınırlı değil; kıyı ekosistemlerinin üretkenliği, yerel balıkçılık ve gıda güvenliği açısından da kritik bir altyapı işlevi görüyor. Ayrıca dalga etkisini azaltma ve kıyı dayanıklılığına katkı gibi unsurlar, iklim uyumu boyutunu güçlendiriyor.
İş Bankası ve TÜDAV iş birliği: Haritalama ve koruma odaklı yaklaşım

Türkiye İş Bankası ile TÜDAV’ın yürüttüğü “Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları” projesi, deniz çayırlarının haritalandırılması, korunması ve üzerlerindeki atıkların temizlenmesi gibi başlıklarda çok paydaşlı bir çerçeve sunuyor. Proje, deniz çayırlarının ekosistem hizmetlerini görünür kılmayı ve sahadaki koruma uygulamalarını desteklemeyi hedefliyor.
İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen, deniz çayırlarının iklim değişikliği, kirlilik gibi nedenlerle ciddi oranda azaldığını belirterek “kaybedilen alanları yenilemek neredeyse imkansız, ancak mevcutları korumak mümkün” vurgusunu yapıyor. Sözen, TÜDAV iş birliğiyle yürütülen çalışmanın haritalama, koruma ve atık temizliğini kapsayan bir yaklaşımla ilerlediğini ifade ediyor.
Firecarrier analizi: Mavi karbon, iklim finansmanı ve Türkiye’nin stratejik boşluğu

Firecarrier notu: Bu bölüm, kurum açıklamalarından bağımsız olarak Yeşil Haber’in Firecarrier çerçevesindeki editoryal okumasını içerir.
Deniz çayırları, Türkiye için yalnızca bir “kıyı ekosistemi” değil, ölçülebilir karbon tutma kapasitesiyle stratejik bir mavi karbon varlığı niteliği taşıyor. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke için bu varlığın göz ardı edilmesi, ulusal iklim stratejisinde ciddi bir fırsat maliyeti anlamına gelebilir.
Haritalama çalışmaları, koruma ve izleme mekanizmaları için güçlü bir başlangıç sunuyor. Ancak kamuya açık politika belgelerinde mavi karbonun ölçüm, raporlama ve doğrulama boyutlarını ayrıntılandıran bütüncül bir çerçeve henüz net biçimde görünmüyor. Bu nedenle sahadaki verinin, koruma rejimleri ve iklim hedefleriyle bağının güçlendirilmesi kritik.
“Doğa temelli çözümler” çoğu zaman yalnızca ağaçlandırma üzerinden tartışılıyor. Oysa deniz çayırları gibi mavi karbon ekosistemleri, hem karbon tutma hem de biyoçeşitlilik ve kıyı dayanıklılığı boyutuyla ayrı bir politika ve finansman başlığına ihtiyaç duyuyor.
Firecarrier perspektifine göre temel soru şu: Türkiye, ağaçlandırma kadar deniz çayırlarını da iklim hedeflerinin ölçülebilir bir parçası haline getirecek mi? Bu adım atılmadığı sürece mavi karbon varlıkları “görünmeyen” kaldığında, iklim hedefleri ve sürdürülebilir finansın en verimli araçlarından biri de kaçırılmış olur.
Bu çerçevede, sahadaki haritalama ve koruma çalışmalarının sürekliliği kadar, deniz çayırları üzerinde baskı yaratan kirlilik, kıyı yapılaşması ve deniz trafiği gibi etkenlere yönelik denetim ve koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi de belirleyici olacak.
Okura soru
Sizce Türkiye, deniz çayırlarını mavi karbon stratejisinin ölçülebilir bir parçası haline getirmeli mi?
İlgili haberler
- İstanbul Boğazı’ndaki deniz çayırları korunuyor
- Güney Kore heyetinden İstanbul Boğazı’nda deniz çayırları incelemesi
- UNDP’nin Ayvalık’taki deniz çayırlarını koruma projesi
- İş Bankası ve ODTÜ Deniz Bilimleri’nden Deniz Kâşifi ile denizlerimizi koruma seferberliği
- Büyükada’da İş Bankası öncülüğünde sürdürülebilirlik adımı: Deniz dip temizliği
- İş Bankası ve TÜDAV’dan yeni mercan koruma projesi: Denizlerin Ormanları
- Mavi Nefes Eğitim Otobüsü 5 yılda 130 bin kişiye ulaştı


















