Seul’deki KEK temasları, nükleeri sadece “yeni santral” başlığıyla değil, şebeke stabilitesi, teknoloji-sanayi zinciri ve tedarik çeşitliliği ekseninde yeniden çerçeveleyen bir sinyal verdi. Türkiye 20 GW nükleer hedefi için KEPCO ile stratejik enerji iş birliğini güçlendiriyor.
Hızlı bakış
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye–Güney Kore 9. Dönem KEK Toplantısı için Seul’de temaslar yürüttü ve protokol imzalandı.
- Görüşmelerde nükleer enerji ile birlikte yapay zeka, yarı iletkenler, batarya teknolojileri, kritik mineraller ve yenilenebilir enerji gibi stratejik alanlarda ortak projeler vurgulandı.
- Türkiye’nin 2050’ye kadar 20 GW nükleer kapasite hedefi kapsamında yeni reaktörler için KEPCO ile yakın görüşmeler yürütüldüğü mesajı öne çıktı.
- SMR başlığında ayrı bir toplantı yapılabileceği belirtilerek küçük modüler reaktörler enerji dönüşümünün olası bileşenleri arasında işaret edildi.
- Resmi çerçeve, nükleeri iletim altyapısı, arz güvenliği ve tedarik çeşitliliğiyle birlikte ele alan paket bir yaklaşımın sinyalini verdi.
Ajansın ötesindeki mesaj: Nükleer artık şebeke sigortası olarak konumlanıyor
Bu haber ilk bakışta tanıdık. Bir ziyaret, bir protokol, birkaç toplantı ve “stratejik alanlarda iş birliği” vurgusu. Ancak resmi metnin dili, nükleer başlığını yenilenebilir enerji ve elektrik iletim altyapısıyla aynı bağlama yerleştiriyor. Bu, nükleerin klasik anlamda sadece baz yük değil, aynı zamanda büyüyen yenilenebilir payında şebekeyi ayakta tutan “sistem sigortası” gibi konumlandığını gösteriyor.
Firecarrier perspektifinde mesele net. Türkiye’nin talebi büyürken, yenilenebilir üretim artarken ve depolama devreye girerken, şebekenin frekans ve denge ihtiyacı daha kritik hale geliyor. Bu nedenle nükleer bugün “vital” görülüyor. Yenilenebilirin gelişimi için başka alternatif yok; fakat yenilenebilirin olgunlaşması için sistemin omurgasını güçlendirecek tamamlayıcı kaynaklara ve güçlü iletim altyapısına ihtiyaç var.
Bu çerçevenin arka planında bir süreklilik de var. Kasım 2025’te TÜNAŞ ile KEPCO arasında imzalanan nükleer enerji iş birliği mutabakatı, bugün Seul’de konuşulan başlıkların teknik ve kurumsal zeminini güçlendiren bir eşik olarak okunabilir.
Seul temasları neyi işaret ediyor
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye–Güney Kore 9. Dönem Karma Ekonomik Komisyon (KEK) Toplantısı kapsamında Güney Kore’nin başkenti Seul’de bir dizi temas yürüttü ve toplantı sonunda KEK protokolü imzalandı. 25 Şubat 2026 tarihli resmi duyuruda, iki ülkenin nükleer enerji, yapay zeka, yarı iletkenler, batarya teknolojileri, kritik mineraller ve yenilenebilir enerji gibi stratejik alanlarda ortak projeleri önceliklendirdiği açıkça ifade edildi; aynı gün Enerji Günlüğü haberi de bu çerçeveyi ajans diliyle kamuoyuna taşıdı.

Seul programında hem kamu otoriteleriyle hem de enerji, maden ve sanayi şirketlerinin üst düzey temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirildi. Türkiye tarafında Bakan Bayraktar’ın yürüttüğü temaslarda, Kore tarafında KEK eşbaşkanı konumundaki Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi ve Maliye Bakanı Koo Yun-cheol ile ikili görüşmeler yapıldı; ayrıca KEPCO CEO’su Kim Dong-cheol başta olmak üzere ilgili kurum ve bakanlık temsilcileriyle nükleer ve enerji başlıkları ele alındı.
Nükleer enerji gündeminde, Türkiye’nin mevcut dört reaktörlük inşaat sürecine ek olarak yeni reaktörler için KEPCO ile yakın görüşmeler yürütüldüğü belirtildi. Bunun yanında SMR başlığında ayrı bir toplantı yapılabileceği ifade edilerek küçük modüler reaktörlerin de enerji dönüşümü perspektifinde değerlendirildiği mesajı verildi.

Resmi metnin ana ekseni iki hedefi birlikte taşıyor: ticaret ve yatırım ilişkilerini stratejik teknoloji alanları üzerinden büyütmek ve enerji dönüşümünde arz güvenliğini güçlendirecek seçenekleri çeşitlendirmek. Bu bağlamda nükleer enerji, 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu bir arz güvenliği unsuru olarak konumlandırılırken; yerli sanayi katkısını ve mühendislik kapasitesini artıracak teknik iş birliği alanlarının geliştirilmesi özellikle vurgulandı.
Ortaya çıkan çerçeve, tek bir santral projesinden ibaret değil. “Nükleer + iletim altyapısı + tedarik çeşitliliği + üçüncü ülkelerde iş birliği” şeklinde tarif edilebilecek bütüncül bir yaklaşım söz konusu. Bu dil, yalnızca yeni kapasite inşasını değil; teknoloji transferini, mühendislik yetkinliğini, tedarik zinciri dayanıklılığını ve bölgesel proje geliştirme imkanlarını kapsayan daha geniş bir stratejiye işaret ediyor.
Baz yük, esneklik ve depolama: Yenilenebilirin büyümesi için zorunlu kombinasyon
Yeşil Haber’de daha önce depolamanın sahadaki sınırlarını ve şebeke esnekliği ihtiyacını tartışırken vurguladığımız gibi, yenilenebilirin büyümesi sadece megavat kurulumuyla ölçülmüyor; esneklik tarafı aynı hızla büyümezse şebeke “sorun” üretmeye başlıyor. Depolama burada kritik, fakat depolama tek başına tüm sistemi “baz” hale getirmiyor; daha çok dalgalanmayı yumuşatıyor, pikleri törpülüyor ve kısa-orta vadeli dengeleme sunuyor.

Bu yüzden nükleerin yeniden gündeme gelişini “yenilenebilir karşıtı” diye okumak hatalı olur. Tam tersine, yüksek yenilenebilir penetrasyonu hedefleyen bir ülkede, şebeke güvenliğini sağlayacak tamamlayıcı kaynaklar ve güçlü iletim altyapısı olmadan dönüşüm kırılgan kalır. Bugünkü Seul mesajı, bu kırılganlığı azaltma arayışının diplomatik dilidir.
KEPCO hattı: 2025 mutabakatından 2026 KEK gündemine uzanan süreklilik
Bu temasların bir “ilk” olmadığını not etmek önemli. 2025 Kasım sonunda TÜNAŞ ile KEPCO arasında nükleer enerji iş birliğine ilişkin mutabakat zaptı imzalanmıştı. Bugünkü KEK temasları ise bu hattın daha geniş bir çerçeveye taşındığını düşündürüyor: siyasi irade, ekonomik protokol, şirketlerle yuvarlak masa ve teknik gündem aynı akışta birleşiyor.

Burada kritik kelime “çeşitlendirme”. Mevcut büyük inşaatın Rus şirketi tarafından yürütüldüğünün bakanlık metninde açıkça belirtilmesi ve “yeni reaktörler” için KEPCO ile yakın görüşme vurgusu, Türkiye’nin nükleer vizyonunu birden fazla teknoloji ve ortaklık ayağıyla büyütmek istediğini gösteriyor.
SMR başlığı: Kküçük modüler reaktörler bir enerji projesinden çok şebeke mimarisi meselesi
SMR ifadesinin resmi metinde yer alması, manşet değeri taşıyor. Çünkü SMR, klasik “dev santral” yaklaşımından farklı olarak, daha modüler ve dağıtık bir kurguya kapı aralayabilir. Bu da “nerede kurulacak” sorusunu şebekenin düğüm noktalarıyla, sanayi kümeleriyle ve geleceğin elektrik yükleriyle birlikte düşünmeyi gerektirir.

Not: Bu aşamada SMR’ler için somut bir anlaşma veya takvim duyurulmuş değil; bakanlık metninde bu başlık, ayrı bir toplantı yapılabileceği ifade edilen bir niyet ve çalışma alanı olarak geçiyor.
Firecarrier yaklaşımında SMR, yalnızca üretim kaynağı değil; sistem tasarımının bir parçasıdır. Veri merkezleri, elektrikleşen sanayi, yeni nesil üretim altyapısı ve uzun vadede hidrojen gibi alanlar gündeme geldikçe, enerji arzını sadece “toplam kurulu güç” ile değil “lokasyon, esneklik ve süreklilik” ile okumak gerekir.

Kritik mineraller ve yarı iletkenler: Enerji diplomasisinin yeni dili
Resmi metinde nükleer başlığının yanında yapay zeka, yarı iletkenler, batarya teknolojileri ve kritik minerallerin birlikte anılması tesadüf değil. Bu, enerji dönüşümünün artık “yakıt”tan ibaret olmadığını; ham madde, işleme kapasitesi, teknoloji üretimi ve tedarik zinciri güvenliğiyle birlikte ele alındığını gösteriyor.

Bu çerçevede Türkiye–Kore hattı, enerjiden başlayan ama teknoloji-sanayi ekosistemine uzanan bir ortaklık dili kuruyor. Bu dilin sahaya inmesi, yalnızca santral inşasıyla değil; yerli sanayi katkısı, mühendislik kapasitesi, yan sanayi, kalite standartları ve tedarik zinciri yönetimi gibi başlıklarda somut adım gerektirecek.

Firecarrier notu: Küçük bir haber gibi duran şey, büyük stratejinin parçası
Bugün gördüğümüz tabloyu “ajans haberi” diye geçmek kolay. Ancak dikkatle bakınca, şebeke stabilitesi ile nükleer teknoloji gündemi aynı cümlede buluşuyor; tedarik çeşitliliği ve üçüncü ülkelerde ortak hareket etme hedefi açıkça ifade ediliyor; SMR kapısı bilinçli biçimde aralanıyor. Bu, küçük bir gelişme gibi dursa da enerji dönüşümünün gerçek dünyadaki gerekliliklerine daha yakın, daha olgun bir dilin işareti.
Kaynak: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı – Önceliğimiz, stratejik alanlarda ortak projelerin geliştirilmesi Arka plan: Güney Kore ile nükleerde iş birliği
Okura soru
Siz bu Türkiye–Güney Kore nükleer hattını, şebeke stabilitesi ve tedarik çeşitliliği açısından gerçek bir dönüm noktası olarak görüyor musunuz?
İlgili haberler
- Enerji bakanı, 20 GW nükleer kapasite hedefi ve SMR planını anlatıyor
- Akkuyu NGS’de 1. ünite inşaatı %99 tamamlandı
- Akkuyu’da baz yük üretimi, hisse satışı ve elektrik fiyatları
- Türkiye’nin nükleer gündeminde yeni dönem: 2035’e kadar Sinop ve Trakya’da ilk elektrik
- Enerji stratejisinde yeni dönem: denge ve çok merkezli yapı
- Küçük modüler nükleer reaktörler geleceğin enerji kaynağı olabilir mi
- TEKNOFEST nükleer enerji yarışması: SMR ve MMR tasarımları odakta

















