Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Diane Arcas Göçmez’in MBA tezi, Türkiye’nin 75 GW’lık açık deniz rüzgar potansiyelini lojistik perspektiften sistematik biçimde ele alan ilk kapsamlı akademik çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor.
Hızlı bakış
- Diane Arcas Göçmez’in MBA tezi Türkiye’nin 75 GW açık deniz rüzgar potansiyelini lojistik perspektiften ele alıyor.
- Çalışma offshore rüzgar pazarları için talep odaklı ve modüler bir lojistik hizmet modeli öneriyor.
- Tez liman altyapısı, kurulum fazı, yük optimizasyonu, ağır kaldırma ve dijital planlama başlıklarına odaklanıyor.
- Arkas Lojistik’in kara rüzgar projelerindeki saha deneyimi akademik metodolojiyle birlikte değerlendirilerek referans çerçeve sunuluyor.
- Resmi ihale ve mevzuat çerçevesi netleştikçe lojistik model çalışmalarının proje tasarımı ve yatırım kararlarına etkisi artabilir.
Offshore rüzgar için talep odaklı lojistik modeli

Middlesex University MBA programı kapsamında hazırlanan “Kavramsaldan Uygulamaya: Gelişmekte Olan Açık Deniz Rüzgar Pazarları için Talep Odaklı Lojistik Hizmet Modeli Tasarımı – Türkiye Örneği” başlıklı tez, gelişmekte olan offshore rüzgar pazarlarına yönelik modüler bir lojistik hizmet modeli öneriyor.
Çalışma, Türkiye’nin sanayi altyapısı, rüzgar enerjisi birikimi ve stratejik coğrafi konumunu açık deniz rüzgar ekosisteminin gelişimi açısından analiz ediyor.
Tez, Arkas Lojistik’in kara rüzgar projelerinden gelen saha deneyimi ile akademik metodolojiyi birleştirerek, hem iş dünyası hem de politika yapıcılar açısından referans niteliğinde bir çerçeve sunuyor.
75 GW potansiyel ve artan enerji talebi

Çalışmada, Türkiye’nin kara rüzgar üretiminde Avrupa’da üst sıralarda yer aldığına ve enerji talebinin 2035’e kadar yaklaşık %67 artmasının beklendiğine dikkat çekiliyor. Yaklaşık 75 GW seviyesinde hesaplanan açık deniz rüzgar potansiyeli ise uzun vadeli yatırım alanı olarak konumlanıyor.
Liman, üretim ve kurulum fazı odağı

Açık deniz rüzgar projelerinin en kritik aşamalarından biri olan kurulum fazı, lojistik açıdan detaylı biçimde inceleniyor. Türkiye’nin rüzgar ekipman üretim kapasitesi, gemi inşa geleneği ve bazı limanların üretim merkezlerine yakınlığı, potansiyel rekabet avantajı olarak değerlendiriliyor.
Yük optimizasyonu, ağır kaldırma operasyonları, tasarım aşamasında lojistik katkısı ve dijital planlama altyapısı gibi başlıklar, sektörün ölçeklenme sürecinde belirleyici unsurlar arasında gösteriliyor.
Yeşil ekonomi perspektifi: Enerji dönüşümünde lojistiğin rolü

Açık deniz rüzgar yatırımlarının ölçeklenebilir biçimde ilerleyebilmesi, yalnızca üretim kapasitesine değil; entegre ve veri odaklı lojistik planlamaya da bağlı. Çalışma, limanlardan tedarik zincirine uzanan çok katmanlı yapının koordineli yönetilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye’nin açık deniz rüzgarına ilişkin resmi ihale takvimi ve mevzuat çerçevesi netleştikçe, bu tür lojistik model çalışmalarının proje tasarımı ve yatırım kararları üzerinde daha görünür etkisi olabileceği değerlendiriliyor.
Bu çerçeve, Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecinde açık deniz rüzgarını stratejik bir büyüme alanı olarak konumlandırırken, lojistiğin sektörün yapısal unsurlarından biri haline geleceğine işaret ediyor.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Türkiye’de açık deniz rüzgârı için liman ve lojistik hazırlıkları hangi başlıkta hızlanmalı?
İlgili Haberler
- Türkiye’nin denizüstü rüzgar enerjisi potansiyeli harekete geçiyor
- Deniz üstü rüzgar: Türkiye 2026 ihalesi hedefliyor
- Denizüstü RES ve YEKDEM 2026: Offshore rüzgar maliyet analizi
- Türkiye denizüstü rüzgarda Marmara projeleriyle ilerliyor
- Türkiye’nin 40 GW offshore rüzgar enerjisi potansiyeli var
- Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye denizüstü rüzgar enerjisi yol haritası
- Arup ve C40 Cities raporu: Limanlar temiz enerji merkezleri olabilir
- İzmir’de rüzgar kanat üretimi daralıyor: YEKA ve ABD örnekleri

















