Türkiye’de kurumsal sürdürülebilirlik raporlaması, TSRS ile yasal çerçeveye kavuşurken, SARP üzerinden başlayan gönüllü beyanlar fiili bir hazırlık alanı oluşturdu. Bu süreç, finansmana erişim, kurumsal risk yönetimi ve veri altyapısı açısından yeni bir dengeyi işaret ediyor.
Hızlı bakış
- SARP, TSRS zorunluluğu başlamadan önce şirketlerin sürdürülebilirlik verisini gönüllü beyan edebileceği bir hazırlık alanı olarak konumlandı.
- TSRS, KGK düzenlemeleriyle kademeli geçiş yaklaşımı benimserken, kapsam ve eşik değerler zaman içinde güncellenerek yeniden tanımlandı.
- SARP sonuçlarında 276 şirketin gönüllü beyanı, raporlamanın finansmana erişim ve risk yönetimiyle daha sıkı bağ kurduğunu gösterdi.
- Kapsam 1 ve Kapsam 2 verileri daha yaygın raporlanırken, Kapsam 3 ve finanse edilen emisyonlar veri erişimi ve metodoloji nedeniyle en zayıf halka olarak öne çıktı.
- Bankalar ve leasing şirketleri, sürdürülebilirlik verisini kredi değerlendirmesi ve fiyatlama süreçlerine daha fazla entegre etmeye başladı.
Serinin mantığı: Fonlama artarken raporlama neden kritik hale geliyor?
Yeşil finansman ve dönüşüm yatırımlarında kaynak akışı hızlanırken, şirketlerin bu kaynaklara erişebilmesi için hangi verileri ürettiği ve nasıl beyan ettiği daha görünür hale geliyor. Bu nedenle SARP ve TSRS başlığı, yalnızca raporlama disiplini değil, aynı zamanda finansman koşulları ve kurumsal yönetim açısından da belirleyici bir eşik olarak öne çıkıyor.
Bu çerçevede, KAP akışından leasing tarafına uzanan fonlama hikayesinin bir örneği olarak yayımladığımız analiz, finansman ile raporlama arasındaki bağın neden güçlendiğini göstermesi açısından referans niteliği taşıyor. İlgili dosya: Yapı Kredi Grubu’nun 2026 fonlama akışı leasing tarafında yeşil ve mavi dönüşümü besliyor
SARP nedir ve resmi kurumsal sahiplik neden önemli?

SARP, gönüllü beyanlarla başlayan raporlama kapasitesini TSRS uyumuna hazırlayan bir geçiş alanı olarak konumlanıyor.
Sürdürülebilirlik Açıklamalarını Raporlama Platformu (SARP), TSRS kapsamına girecek işletmelerin sürdürülebilirlik verilerini dijital bir kanaldan beyan edebilmesi için geliştirilen bir raporlama altyapısıdır. Platformun Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından geliştirilmesi, kurumsal okur açısından SARP’ı “gönüllü bir girişim” olmaktan çıkarıp standartlaşma sürecine entegre bir hazırlık mekanizması haline getiriyor.
SARP’ın gönüllü beyanlara imkan vermesi, yasal zorunluluk başlamadan önce şirketlerin veri üretme, ölçme ve raporlama kapasitesini test etmelerini ve kurum içi koordinasyon eksiklerini görünür kılmalarını sağlıyor.
TSRS ile gelen yasal çerçeve: Zorunluluk ama aşamalı geçiş
Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS), KGK tarafından yayımlanan çerçeveyle belirli ölçütleri sağlayan işletmeler için sürdürülebilirlik raporlamasını zorunlu hale getiriyor. Uygulama yaklaşımı, şirketlerin hazırlık kapasitesini dikkate alan kademeli bir geçiş mantığı taşıyor.
Örneğin TSRS uygulama kapsamına ilişkin kamuya açık bilgilere göre, çalışan sayısı 250 kişi, aktif toplamı 500 milyon TL ve yıllık net satış hasılatı 1 milyar TL eşiklerinden en az ikisini art arda iki raporlama döneminde aşan işletmeler için sürdürülebilirlik raporlaması 1 Ocak 2024 itibarıyla zorunlu hale geliyor. Bu tür eşikler, SARP üzerinden yapılan gönüllü beyanların fiilen bir “yumuşak iniş” alanı gibi çalışmasına neden oluyor.
276 şirketin gönüllü beyanı: Ölçek ve sektör dağılımı ne söylüyor?
SARP platformuna sunulan ilk sonuçlarda, TSRS kapsamına girdiği ifade edilen yaklaşık 400 işletmeden 276’sının gönüllü olarak beyan sunduğu aktarıldı. Bu tablo, yasal zorunluluk başlamadan önce şirketlerin veri üretme ve beyan etme ihtiyacını hissettiğini gösteriyor.
Aynı bilgilere göre gönüllü raporlama yapan 276 şirket içinde 117 şirket imalat, 17 şirket enerji, 14 şirket teknoloji, 12 şirket toptan ve perakende ticaret, 6 şirket ise ulaştırma ve depolama sektörlerinde yer aldı. Erken katılımın arkasında kredi süreçleri, yatırımcı talepleri, tedarik zinciri baskısı ve kurumsal risk yönetimi gibi motivasyonların ağırlık kazanması bekleniyor.
Kapsam 1 ve Kapsam 2 ilerlerken Kapsam 3 neden zorlanıyor?

Kapsam 3 verisi, tedarik zinciri ve portföy etkisi gibi alanlarda yöntem ve veri erişimi nedeniyle en zorlu başlık olarak öne çıkıyor.
Gönüllü raporlamalarda doğrudan faaliyetlerden kaynaklanan emisyonları içeren Kapsam 1 ve satın alınan enerjiye dayalı Kapsam 2 verileri, ölçüm ve veri erişimi açısından daha yönetilebilir olduğu için daha sık raporlanıyor. Buna karşılık Kapsam 3 emisyonları, tedarik zincirinden veri toplama, ürün kullanım fazı etkileri ve metodoloji tutarlılığı gibi nedenlerle daha zor bir alan olarak öne çıkıyor.
Sanayi tarafında Kapsam 3’ün temel darboğazı tedarikçilerden karşılaştırılabilir veri toplanmasıdır. Finans sektöründe ise “finanse edilen emisyonlar” gibi portföy temelli hesaplamalar, hem veri altyapısı hem de yöntem birliği gerektirdiği için geç olgunlaşan başlıklar arasında yer alıyor.
Finansman ile raporlama arasındaki bağ nasıl güçleniyor?

Raporlama kalitesi, kredi süreçlerinde risk değerlendirmesi ve fiyatlama üzerinde giderek daha belirleyici bir rol oynuyor.
Bankalar, leasing şirketleri ve uluslararası finans kuruluşları, kredi ve fonlama süreçlerinde iklim ve sürdürülebilirlik verilerini giderek daha fazla dikkate alıyor. Bu nedenle SARP üzerinden sunulan gönüllü beyanlar, şirketlerin yalnızca uyum kapasitesini değil, finansmana erişim sürecinde hangi verilerle masaya oturduğunu da görünür kılan bir sinyal haline geliyor.
Bu eğilim tek bir kurumla sınırlı değil. Örneğin 24 Aralık 2025’te yayımladığımız haberde, DenizBank’ın Asya Kalkınma Bankası (ADB) ile 100 milyon ABD doları tutarında yeşil tahvil ihracı gerçekleştirdiği aktarılmıştı. Bu tür işlemler, sürdürülebilir finansmana erişimde veri şeffaflığının ve raporlama kapasitesinin bankacılık tarafında giderek daha merkezi bir rol üstlendiğini teyit ediyor. İlgili haber: DenizBank ADB ile 100 milyon dolar yeşil tahvil ihracı yaptı
Raporlama kalitesi, kredi süreçlerinde risk değerlendirmesi, sözleşme koşulları ve fiyatlama üzerinde dolaylı da olsa etkisini artırabilir. Bu nedenle kurumsal okur açısından SARP ve TSRS, yalnızca “rapor yayımlama” meselesi değil, finansal koşulları etkileyen bir kapasite alanı olarak ele alınmalıdır.
SARP neden yalnızca bir raporlama platformu değil?
SARP, şirketler için sadece bir beyan kanalı değil, aynı zamanda veri kalitesini, kurum içi sorumluluk paylaşımını ve ölçüm altyapısını test eden bir geçiş mekanizması işlevi görüyor. Bu yönüyle platform, TSRS’ye geçişte yaşanabilecek operasyonel sorunların, insan kaynağı boşluklarının ve yöntem tutarsızlıklarının erken aşamada görünür hale gelmesini sağlayabilir.
TSRS sürecinde risk iki kanalda büyüyor: Düzenleyici uyum ve piyasa finansman etkisi
Düzenleyici uyum açısından risk, hatalı, eksik veya tutarsız beyanların yasal yükümlülük kapsamında denetim ve raporlama süreçlerinde sorun üretmesiyle ortaya çıkıyor. Bu noktada kurum içi veri sahipliği, metodoloji tutarlılığı ve denetime hazır dokümantasyon, raporlama kadar kritik hale geliyor.
Piyasa ve finansman açısından risk ise daha çok yatırımcı algısı, kredi koşulları ve fiyatlama üzerinden şekilleniyor. Sürdürülebilirlik verisinin kalitesi ve sürekliliği zayıf olan şirketlerin, fonlama tarafında daha yüksek belirsizlik primiyle karşılaşması olası görünüyor.
Türkiye için ne değişiyor: Gönüllü raporlamadan geçiş şokuna
SARP ve TSRS birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasının gönüllü bir iletişim aracı olmaktan çıkarak kurumsal yönetimin ve finansmana erişimin parçası haline geldiği görülüyor. Gönüllü başlayan süreç, fiilen zorunlu hale gelmeden önce şirketlere uyum alanı açarken, bu alanı kullanmayanlar için daha sert bir geçiş riski oluşuyor.
Özetle, SARP bir erken hazırlık ve kapasite testi alanı, TSRS ise kurumsal standardizasyon mekanizmasıdır. Bu ikili, Türkiye’de sürdürülebilirlik verisinin finansal karar süreçlerine daha doğrudan bağlanacağı yeni dönemin temel altyapısını oluşturuyor.
Okura soru
Şirketlerin SARP üzerinden gönüllü raporlamaya erken geçmesi, sizce TSRS zorunluluğu başladığında uyum maliyetini gerçekten düşürür mü?
İlgili haberler
- TSRS raporlama eşikleri iki katına çıkarıldı
- KGK sürdürülebilirlik raporlama uzmanı lisansı zorunlu
- KGK SÜHA aracı şirketlerin raporlamasını kolaylaştırıyor
- TSRS 1 ile sürdürülebilirlik raporu hazırlama zorunluluğu
- Sürdürülebilirlik denetiminde yeni dönem: Yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşları açıklandı
- TSRS ve green taxonomy nedir kurumlar ne zaman uyum sağlayacak?
- DenizBank ADB ile 100 milyon dolar yeşil tahvil ihracı yaptı
- Türkiye’de ETS CBAM ve TSRS ile karbon yönetimi yol haritası

















