WRI’nin yeni analizine göre kurutma, yangın ve arazi kullanımındaki değişimler, bozulan topraklardan 2016–2024 döneminde yılda yaklaşık 3,9 milyar ton CO₂ eşdeğeri sera gazı salımına yol açtı.
Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün (WRI) 2 Kasım 2026 tarihli analizi, toprağın iklim dengesindeki rolüne dikkat çekiyor. Kurum, hesaplanan yıllık salımı Hindistan ve Suudi Arabistan’ın 2024’teki fosil yakıt kaynaklı karbondioksit emisyonları toplamına yakın bir büyüklük olarak tanımlıyor. Bu karşılaştırma ölçeği anlatıyor; toplam, yalnız karbondioksiti değil farklı sera gazlarının CO₂ eşdeğerini içeriyor.
Toprak, dünyadaki ağaçlar ve atmosferin toplamından daha fazla karbon depoluyor. Toprak organik karbonu, bitki kalıntıları, kökler ve canlılarla ilişkili karbonu ifade ediyor. Ancak bu stokun bulunması, toprağın her koşulda karbon biriktirdiği anlamına gelmiyor. Ormansızlaşma, yoğun tarım, aşırı otlatma ve suya doygun alanların kurutulması, karbon girişleriyle kayıpları arasındaki dengeyi bozabiliyor.
WRI’nin özetinde yıllık salımın yaklaşık üçte ikisi, 2,6 milyar ton CO₂ eşdeğeriyle turbalıkları da kapsayan organik topraklardan geliyor. Bu bölümün yaklaşık yüzde 80’i drenajla, kalanı yangınlarla ilişkilendiriliyor. Kurutma, oksijenin toprağa girmesini ve organik maddenin ayrışmasını hızlandırıyor; drenaj sürdükçe kayıp yıllarca devam edebiliyor. Karaların yaklaşık yüzde 3’ünü kaplayan turbalıkların depoladığı yaklaşık 600 milyar ton karbon ise yıllık salım değil, birikmiş stok.
Geri kalan yaklaşık 1,3 milyar tonluk yıllık bölüm mineral topraklardan salınan CO₂ olarak hesaplanıyor. Bu hesap, üstteki 30 santimetrede organik karbon stokunun değişimine dayanıyor; tarımsal yönetimin metan ve diazot monoksit emisyonlarını kapsamıyor. WRI, mineral toprak kayıplarında otlakların öne çıktığını, yangın, aşırı otlatma ve kuraklığın etkilerinin bölgelere göre değiştiğini belirtiyor.
Organik topraklara ilişkin dayanak 30 Ekim tarihli Frontiers in Environmental Science araştırması, uydu ve arazi verilerini IPCC’nin standart emisyon faktörleriyle birleştiriyor. Araştırmacılar sonucu kesin bir küresel ölçüm yerine güncellenebilir bir izleme tahmini olarak yorumluyor. Organik toprağın haritada nasıl tanımlandığı ve kullanılan emisyon faktörleri, hesaplanan büyüklüğü önemli ölçüde etkiliyor.
WRI’ye göre öncelik, karbonca zengin toprakların kurutulmasını durdurmak ve kurutulmuş turbalıkları yeniden ıslatmak. Yeniden ıslatma kısa vadede metanı artırabilse de süregelen CO₂ kayıplarını durdurmaya yardımcı olabiliyor. Tarımda örtü bitkileri, azaltılmış toprak işleme ve tarım-ormancılık uygulamaları da karbonun yeniden birikmesini destekleyebiliyor; ancak kazanımlar yavaş ve onlarca yıl sürebiliyor.


























