Rekor El Niño beklentisi: Türkiye’de ılık kış ve kar sorusu, Pasifik’ten Anadolu dağlarına uzanan editoryal illüstrasyon

WMO El Niño’nun rekor seviyeye ulaşmasını beklerken MGM tahminleri Türkiye’de normalin üzerinde sıcaklıklara işaret ediyor; kar birikimi ve erime zamanı da öne çıkıyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), El Niño’nun aralıkta gözlem tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmasını bekliyor. WMO’nun açıklamasında Türkiye ve Akdeniz için ayrı bir değerlendirme yok. Türkiye için tablo, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) mevsimlik tahminlerinden, 2015–2016’daki son rekor El Niño döneminin verilerinden ve bilimsel çalışmalardan okunabiliyor. MGM tahminleri aralık ve ocakta normalin üzerinde sıcaklık öngörüyor. Mevcut tahminler ülke genelinde yaygın bir yağış açığına işaret etmiyor; ancak bölgesel yağış ve su riski belirsizliğini koruyor. Su ve enerji planlamasında yağış miktarı kadar, karın birikmesi ve erime zamanı da önemli.

Hızlı bakış

WMO rekor bekliyor ama Türkiye için ayrı değerlendirme yapmıyor

WMO’nun 8 Ekim’de yayımladığı Küresel Mevsimsel İklim Güncellemesi, El Niño’nun aralıkta zirveye ulaşana kadar güçlenmeye devam edeceğini öngörüyor. El Niño’yu izlemek için kullanılan Niño 3.4 endeksi, haziranda normalin ortalama 1,6°C, ağustosta ise 2,5°C üzerindeydi. Ekim–aralık dönemi için tahmin edilen ortalama yaklaşık +3,7°C. Bu değer henüz gerçekleşmiş bir ölçüm değil, bir tahmin. Gerçekleşirse gözlemler başladığından beri en yüksek seviye olacak; önceki rekor Kasım 2015–Ocak 2016’daki +2,6°C idi. WMO bu anomalileri 1993–2009 referans dönemine göre veriyor.

WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo’ya göre El Niño’nun Şubat 2027’ye kadar sürme olasılığı yüzde 100’e yakın. Bu tahmin 13 ulusal ve uluslararası merkezin ortak sonucuna dayanıyor. Rakamların ayrıntısını Yeşil Hap’te aktarmıştık.

WMO’nun bölgesel sinyalleri ise Türkiye’nin dışında kalıyor. Açıklama ekim–aralık için Afrika Boynuzu, Orta Asya’nın bazı kesimleri ve Arap Yarımadası’nın kuzeyinde daha yağışlı; Hint alt kıtası ve Orta Amerika’nın güneyinde daha kurak koşullar öngörüyor. Avrupa ve Akdeniz için ayrı bir değerlendirme yapmıyor. WMO ayrıca bu sinyallerin ulusal ve yerel tahminlerin yerine geçmediğini vurguluyor. Türkiye için bakılması gereken yer MGM.
Rekor El Niño beklentisi için ekvatoral Pasifik'te deniz yüzeyi sıcaklığını izleyen okyanus şamandırası
Yapay zekâ ile üretilmiş temsili görsel: El Niño, ekvatoral Pasifik’teki deniz yüzeyi sıcaklığıyla izleniyor. Görsel gerçek bir WMO ölçümü değildir.

MGM aralık ve ocak için ne öngörüyor

MGM’nin 5 Ekim’de güncellenen mevsimlik tahminleri Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi (ECMWF) modeline dayanıyor. MGM’ye göre bu model; deniz suyu sıcaklıkları, El Niño ve La Niña ile Kuzey Atlantik Salınımı gibi büyük ölçekli etkilerin birlikte Türkiye’ye yansımasını tahmin etmek üzere tasarlandı. Yani tahmin yalnızca El Niño’dan türetilmiyor.

Aralık 2026: Sıcaklığın Güney Ege, Batı Akdeniz’in doğusunun kıyı kesimi, Doğu Akdeniz kıyıları, Doğu Anadolu’nun güneydoğusu ve Güneydoğu Anadolu’da normalin 0,5–1 derece, diğer yerlerde 1–2 derece üzerinde seyretmesi bekleniyor. Yağışın Kıyı Ege ve Batı Akdeniz kıyılarında normalin altında, Karadeniz kıyıları ve diğer yerlerde normalin üzerinde gerçekleşeceği öngörülüyor.

Ocak 2027: Sıcaklığın İç Anadolu’nun kuzeydoğusu ile Doğu Anadolu’nun güneybatısında normalin 2–3 derece, diğer yerlerde 1–2 derece üzerinde olması bekleniyor. Yağışın Marmara’nın doğusu ve güneyi, Kuzey Ege’nin iç kesimleri, Batı Akdeniz’in doğusunun iç kesimleri, İç Anadolu’nun kuzeyi, Karadeniz ile Doğu Anadolu’nun kuzeybatısı ve güneydoğusunda normalin üzerinde, diğer yerlerde normal civarında kalacağı öngörülüyor.

Avrupa geneli için de benzer bir eğilim var. Avrupa Birliği’nin iklim servisi Copernicus (C3S), 10 Eylül tarihli özetinde kış için neredeyse tüm kara alanlarında ortalamanın üzerinde sıcaklık; kıtanın güney ve kuzey kenarları dışında kalan çoğu bölgede de daha yağışlı bir mevsim öngörüyordu. C3S grafiklerini her ayın 10’unda güncelliyor; bu cümle eylül özetine dayanıyor.

Bu tahminlerin bir sınırı var. MGM, sıcaklığın yağıştan daha yüksek isabetle tahmin edildiğini ve kış tahminlerinin ilkbahar tahminlerinden daha tutarlı olduğunu belirtiyor. Tahminler her ayın ikinci haftasında güncelleniyor. Bu nedenle bugünkü tablo kesin bir kış senaryosu değil, bir olasılık eğilimi.

2015–2016’da ne olmuştu

Bugünkü tahmini sınamanın bir yolu, bir önceki rekor El Niño dönemine bakmak. MGM’nin 2016 İklim Değerlendirmesi o dönemin mevsimlik tablosunu veriyor:

Dönem Sıcaklık Yağış
2015–2016 kışı 4,9°C (normali 3,7°C, +1,2°C) 185 mm (normali 208 mm, %11 eksik)
2016 ilkbaharı 13,8°C (normali 12,0°C, +1,8°C) 171 mm (normali 169 mm, %1 fazla)
2016 yazı 24,8°C (normali 23,5°C, +1,3°C) 69 mm (normali 62 mm, %12 fazla)

Kıştaki açık yaklaşık 23 mm; ilkbahar ve yazdaki toplam fazlalık ise yaklaşık 9 mm. İlkbahar ve yazda yağış normalin üzerine çıktı, ancak bu fazlalık kış açığını tamamen kapatmadı.

O kışın en çarpıcı ayı şubattı. Şubat 2016, normalinden 4,7°C sapmayla Türkiye’de aylık ortalama sıcaklık rekoru kırdı. İzmir, Muğla, Aydın, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa dahil onlarca istasyonda şubat ayının en yüksek sıcaklık rekoru yenilendi.

Ülke ortalaması bölgesel farkları gizliyor. MGM’nin 2015–2016 su yılı raporuna göre Ekim 2015–Eylül 2016 döneminde Türkiye geneli yağış 575,7 mm ile normalin (574,0 mm) civarında kaldı. Aynı dönemde Akdeniz Bölgesi’nde yağış normalin %26,9, Güneydoğu Anadolu’da %17,3, Ege ve Marmara’da yaklaşık %6 altında gerçekleşti; Karadeniz’de ise %25,8 üzerine çıktı.

Bu tek bir örnek ve her El Niño farklı gelişiyor. 2015–2016 tablosu, belirgin biçimde ılık bir kışın ve bölgeden bölgeye çok farklı bir yağış tablosunun birlikte görülebileceğini gösteriyor.
Ilık kış sinyali: Ege'de şubatta erken çiçek açan badem ağaçları, 2015–2016 rekor El Niño kışı temsili
Yapay zekâ ile üretilmiş temsili görsel: 2015–2016 kışı Türkiye’de normalden 1,2°C sıcak geçti. Görsel o döneme ait gerçek bir fotoğraf değildir.

Türkiye’de El Niño etkisi neden tek bir kış senaryosuna indirgenemez?

El Niño Pasifik’te oluşuyor; Türkiye’ye etkisi doğrudan değil, atmosferdeki uzak bağlantılar üzerinden geliyor. Türkiye’de 1955–2014 dönemine ait istasyon verileriyle yapılan bir çalışmada, Kuzey Atlantik Salınımı (NAO) incelenen göstergeler arasında uç yağışların en etkili sürücüsü olarak öne çıktı. El Niño’yu temsil eden Güney Salınım İndeksi ile NAO birlikte ele alındığında ise kış uç yağışlarına etkinin en güçlü hale geldiği görüldü.

Karabörk ve Kahya’nın International Journal of Climatology’de yayımlanan çalışması ise El Niño’nun Türkiye’deki yağış izini mevsim ve bölgeye göre arıyor. Çalışmanın özetine göre El Niño yıllarında Batı Anadolu’da nisan–temmuz, Doğu Anadolu’da şubat–haziran dönemi daha yağışlı geçme eğiliminde. Yani etkinin bir bölümü kışın sonuna ve ilkbahara uzanıyor; tek bir kış ayına sığmıyor.

Reading Üniversitesi’nin öncülük ettiği ve Geophysical Research Letters’ta yayımlanan çalışma da, güçlü El Niño veya La Niña yıllarında mevsimsel modellerin Avrupa için NAO’yu daha isabetli tahmin ettiğini gösteriyor. Bu bulgu Avrupa için geçerli; Türkiye’de yağış veya kar tahmininin bu yıl kesin olarak daha başarılı olacağı anlamına gelmiyor.

Asıl soru kar

Rekor El Niño ve Türkiye kışı: Aynı dağ yamacında kardan yağmura geçiş ve sıcak kar kuraklığı illüstrasyonu
Yapay zekâ ile üretilmiş temsili illüstrasyon: Ilık bir kışta yağışın bir bölümü kar yerine yağmur olarak düşebilir, akış daha erken döneme kayabilir.
Tahminler gerçekleşirse Türkiye ılık bir kış yaşayacak; yağış ise bölgeden bölgeye değişecek. Sıcaklık normalin 1–3 derece üzerinde seyrederse yağışın bir bölümü, özellikle orta yükseltilerde, kar yerine yağmur olarak düşebilir. Düşen kar da daha erken eriyebilir.

Bunun önemi zamanlamada. Doğu ve kuzeydoğu havzalarında kış yağışının önemli bir kısmı kar olarak birikip baharda eriyerek barajlara ulaşıyor; kar örtüsü doğal bir depo işlevi görüyor. Kar birikiminin azalması veya erken erimesi, doğal depolamayı azaltıp akışı daha erken döneme kaydırabilir. Bunun bahar ve yazdaki su arzına etkisi, havzanın özelliklerine ve barajların gelen suyu ne ölçüde depolayabildiğine bağlı. Yağışın normal civarında olduğu ama sıcaklık nedeniyle karın birikemediği bu duruma sıcak kar kuraklığı deniyor.

Hidroelektrik üretimi için de aynı soru geçerli. Daha önce yağış toplamının tek başına HES üretimini açıklamadığını; havza akımı, kar erimesinin zamanı ve barajlarda kullanılabilir suyun birlikte okunması gerektiğini anlatmıştık. Bu kış bu göstergelerin önemi daha da artıyor.

Rekor yağış dönemi, havza farkları ve mevcut su rezervleri

MGM’nin 2026 Su Yılı 11 Aylık Alansal Kümülatif Yağış Raporu’na göre 1 Ekim 2025–31 Ağustos 2026 döneminde yurt genelinde ortalama 709,2 mm yağış düştü. Bu, aynı dönemin normalinin (548,5 mm) %29 üzerinde. Aynı dönemler karşılaştırıldığında son 66 yılın en yüksek seviyesi. Bir önceki su yılının aynı döneminde yağış 401,1 mm’de kalmıştı.

Bu, tam su yılının değil ilk 11 ayın verisi. Ayrıca yağış fazlası, ekim ayındaki kullanılabilir su rezervini tek başına göstermiyor. Barajlarda bugün ne kadar kullanılabilir su olduğu; yazın buharlaşmaya, sulamaya, içme suyu çekimine ve elektrik üretimine bağlı olarak ayrı izlenmesi gereken bir gösterge.

Bölgesel farklar da büyük. Akdeniz’de artış %45, Güneydoğu Anadolu’da %46 olurken Marmara’da yağış normalin yalnızca %8 üzerinde kaldı. Bursa ve Tekirdağ, normalin altında yağış alan iki il oldu. İstanbul’un barajları bu yılın başında ciddi bir sınavdan geçti: Ocak 2026’nın ortasında doluluk %22,9’a kadar düştü, şubat–nisan yağışlarıyla nisan ortasında %70’in üzerine çıktı. Bu geçmiş tablo, kentin su güvenliğinin kış sonu ve bahar yağışlarına ne kadar bağımlı olduğunu gösteriyor; bugünkü rezerv hakkında ise İSKİ’nin güncel verisine bakmak gerekiyor.
Rekor yağış döneminin ardından bir Anadolu vadisinde yükselmiş nehir akımı ve havza farkları
Yapay zekâ ile üretilmiş temsili görsel: Yağış fazlası, havzalardaki kullanılabilir su rezervini tek başına göstermiyor. Görsel belirli bir havzanın gerçek durumunu yansıtmaz.

Bu kış neyi izlemeli

Rekor El Niño beklentisi, Türkiye için doğrudan bir felaket habercisi değil. Ama ılık bir kış, su ve enerji planlamasının zamanlamasını değiştirebilir. Önümüzdeki aylarda izlenmesi gereken başlıca göstergeler şunlar:

  • MGM’nin her ayın ikinci haftasında güncellenen aylık ve mevsimlik tahminleri,
  • Kar kalınlıkları ve kar su eşdeğeri; yani karın ne kadar su taşıdığı,
  • Özellikle doğu havzalarında kar örtüsünün süresi ve erime zamanı,
  • Havza akımları ve barajlarda kullanılabilir su miktarı,
  • Marmara ve İstanbul barajlarının kış boyunca doluluk seyri,
  • Copernicus ve WMO’nun aylık El Niño güncellemeleri.

Yağmur altında eriyen kar örtüsü ve dereye akan erime suyu, kar su eşdeğeri takibi
Yapay zekâ ile üretilmiş temsili görsel: Bu kış kar kalınlığı kadar karın taşıdığı su miktarı ve erime zamanı da izlenmeli.

Bu kış doğru soru yalnızca “Yağmur yağacak mı?” değil; düşen suyun ne kadarının kar olarak depolanacağı ve hangi dönemde kullanılabilir hale geleceği.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Ilık geçmesi beklenen bu kışta su ve enerji planlamasında öncelik ne olmalı: kar örtüsünün takibi, baraj işletmesinin baharı gözeterek yapılması, yoksa yağmur suyunun şehirlerde tutulması mı?

İlgili haberler


Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz