EPDK’nın açıkladığı 2026 YEKDEM tablosu karasal rüzgar için netleşti ancak “Denizüstü” (Offshore) projeleri için belirsizlik sürüyor.
5.10 cent/kWh seviyesindeki tavan fiyat, denizin yüksek maliyetini karşılamaktan uzak. Sektörün gözü Bandırma ihalesi öncesi gelecek “Süper YEKDEM” veya Fark Sözleşmesi (CfD) modelinde.
Hızlı Bakış
- EPDK 2026 YEKDEM listesinde rüzgar enerjisi için belirlenen 5.10 cent/kWh tavan fiyatı, karasal projeler için sınırda olsa da denizüstü (DRES) maliyetlerinin çok altında kalıyor
- Yerli aksam desteğiyle fiyat 7.95 cent/kWh seviyesine çıksa bile, bu rakam 12-15 cent bandındaki global offshore maliyetlerini karşılamaya yetmiyor
- Türkiye’nin 2035 yılı için koyduğu 5 GW Denizüstü RES hedefinin tutturulabilmesi için standart YEKDEM harici, özel bir finansman modeline ihtiyaç duyuluyor
- Yatırımcılar, Bandırma ve Bozcaada açıklarında planlanan ilk ihaleler için “Fark Sözleşmesi” (CfD) benzeri uzun vadeli ve yüksek fiyatlı alım garantisi bekliyor
Deniz ile kara arasındaki “Maliyet uçurumu”
Dün yayınladığımız 2026 YEKDEM Analizi haberimizde, güneş yatırımlarının yeni finansal sınırlarını çizmiştik. Ancak tablonun satır aralarında, Türkiye’nin enerji vizyonunun en büyük parçası olan Denizüstü Rüzgar Enerjisi (DRES) için sessizlik hakim.
Mevcut tabloda Rüzgar (RES) için öngörülen 5.10 dolar-cent/kWh seviyesi, karasal santraller için sürdürülebilir olabilir. Yerli aksam kullanımı ile bu rakam 7.95 cent/kWh seviyesine kadar çıkabilse de, denizin ortasına dev türbinler dikmenin maliyeti, karadaki operasyonla kıyaslanamayacak boyutta. Yeşil Haber analistlerine göre, sadece bugünkü YEKDEM rakamlarına dayanarak denizüstü projelere başlamak, finansal açıdan gerçekçi görünmüyor.
Rakamlar konuşuyor: Neden yetmiyor?
Denizüstü rüzgar projeleri (Offshore Wind), yüksek kapasite faktörleri (%50 üzeri) ile “Yenilenebilirin F1’i” olarak adlandırılıyor. Ancak bu performansın; deniz lojistiği, özel kurulum gemileri ve tuzlu su korozyonu gibi ağır maliyetleri var.
| Parametre | Karasal RES (Onshore) | Denizüstü RES (Offshore) |
|---|---|---|
| Kurulum Maliyeti (Capex) | ~1.1 Milyon $/MW | ~3.0 – 3.5 Milyon $/MW |
| Operasyonel Gider (Opex) | Düşük (Basit Lojistik) | Çok Yüksek (Gemi/Liman Operasyonu) |
| Beklenen Elektrik Fiyatı | 5 – 6 Cent/kWh | 12 – 15 Cent/kWh |
Beklenti: “Süper YEKDEM” veya CfD Modeli
Türkiye’nin Ulusal Enerji Eylem Planı’nda 2035 yılına kadar 5 GW Denizüstü RES hedefi bulunuyor. Marmara Denizi (Bandırma açıkları) ve Bozcaada bölgesi için Koç Holding, Sabancı Holding, Shell veya TotalEnergies gibi devlerin harekete geçmesi bekleniyor. Ancak bu oyuncular için standart YEKDEM yeterli değil.
Sektör kulislerinde, Enerji Bakanlığı’nın bu projeler için YEKDEM’den bağımsız, İngiltere örneğindeki gibi bir Fark Sözleşmesi (CfD – Contract for Difference) üzerinde çalıştığı konuşuluyor. Bu modelde devlet, yatırımcıya piyasa fiyatından bağımsız, 15-20 yıl boyunca sabit bir “Hedef Fiyat” (Strike Price) garanti ediyor. Piyasa fiyatı bunun altına düşerse devlet farkı ödüyor, üstüne çıkarsa yatırımcı devlete ödüyor.
Kritik viraj: 2026 ilk çeyrek
Liman, şebeke ve imalat yatırımlarının yıllar sürdüğü düşünüldüğünde, 2026’nın ilk yarısında özel bir finansman modeli açıklanmazsa, 5 GW’lık hedef sadece “PowerPoint sunumu” olarak kalma riskiyle karşı karşıya. Karasal hatlarda trafo kapasitelerinin dolduğu bir dönemde, Türkiye’nin enerji arz güvenliği için “Deniz”e inmesi bir tercih değil, zorunluluk.
Okura soru
Sizce Türkiye, sınırlı kamu kaynaklarını kullanarak denizüstü rüzgar enerjisine (DRES) “Süper Teşvik” vermeli mi? Yoksa kaynaklar daha düşük maliyetli karasal projelere ve depolamaya mı aktarılmalı? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.
İlgili haberler
- 2026 YEKDEM tablosu: Güneş enerjisinde karlılık analizi
- Türkiye denizüstü rüzgarda Marmara projeleriyle ilerliyor
- 667 santral YEKDEM 2026 lisanssız GES ve şebeke sınırı
- Rüzgar enerjisinde üretim rekoru kırıldı: 6 Ocak 2026 verileri
- Türkiye’nin 40 GW offshore rüzgar enerjisi potansiyeli var


















