Petrol mavisinden turuncuya dönen alacakaranlık gökyüzünde, sanayi bacalarının dumanından yükselen ısınma eğrisi kesikli 1,5°C çizgisini aşıp zirve yapıyor ve yeniden çizginin altına iniyor; ufukta kent silüeti, bacalar ve rüzgar türbinleri, solda Türkiye artışta ikinci başlığı.
UNEP’in en düşük aşım senaryosunda sıcaklık yüzyılın ortasında 1,7–1,8°C ile zirve yapıyor, 2100’e kadar yaklaşık yüzde 50 olasılıkla yeniden 1,5°C’ye iniyor. Yeşil Haber tarafından hazırlanan temsili şema

UNEP Emisyon Açığı Raporu 2026’ya göre Türkiye, 2025’te mutlak emisyon artışında ABD’den sonra ikinci sırada; rapor 1,5°C sınırının aşılacağını öngörüyor.

BM Çevre Programı (UNEP), 21 Ekim 2026 tarihli açıklamasıyla “The Point of Return” (Dönüş Noktası) başlıklı Emisyon Açığı Raporu 2026’yı yayımladı. Antalya’daki COP31’den yaklaşık üç hafta önce yayımlanan rapor, ev sahibi Türkiye’yi iki ayrı açıdan değerlendiriyor: 2025’teki emisyon artışı ve 2035 hedefinin iddiası. Raporun küresel tablosu ise 1,5°C sınırının aşılacağını, ancak aşımın büyüklüğünün ve süresinin hâlâ alınacak kararlara bağlı olduğunu gösteriyor.

Türkiye, 2025’te mutlak emisyon artışında ABD’den sonra ikinci

Raporun ön tahminlerine göre Türkiye’nin sera gazı emisyonları 2025’te yaklaşık 24,4 milyon ton CO2 eşdeğeri arttı. Bu, mutlak artışta ABD’nin ardından ikinci sıra. Sıralama toplam emisyonu ya da yüzde artışı değil, bir yılda eklenen emisyon miktarını gösteriyor. Rakam arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık (LULUCF) hariç hesaplanıyor.

Gün batımında kıyı kentinin yüksekten görünümü: solda vinçli konteyner limanı, ortada silolu bir sanayi tesisi ve duman tüten iki yüksek baca, sağda apartmanlar arasından geçen yoğun trafikli otoyol.
Türkiye’nin sera gazı emisyonları 2025’te ön tahminlere göre yaklaşık 24,4 milyon ton CO2 eşdeğeri arttı; bu, mutlak artışta ABD’den sonra ikinci sıra. Yapay zeka ile üretilmiş temsili illüstrasyon.

Küresel ölçekte emisyonlar 2025’te 58,4 milyar ton CO2 eşdeğeri (±5,5) ile yatay seyretti; rapor, belirsizlik aralığı nedeniyle değişimin yönünün kesin olarak doğrulanamadığını belirtiyor. G20 üyeleri (Afrika Birliği hariç) küresel emisyonların yüzde 76’sından sorumlu ve bu grubun emisyonları 2025’te yüzde 0,7 arttı. En büyük artış, elektrik talebindeki yükseliş ve kömürlü üretimdeki toparlanmayla ABD’de görüldü.

Tablo 1. 2025’te en büyük mutlak emisyon artışları (ön tahmin)

Ülke Artış (milyon ton CO2e)
ABD 133
Türkiye 24,4
İran 18,9
Endonezya 17,4
LULUCF hariç. Kaynak: UNEP, Emissions Gap Report 2026

Ulusal veriler de yükselişi gösteriyor. TÜİK’in 27 Mart 2026’da yayımladığı Sera Gazı Emisyon İstatistikleri’ne göre Türkiye’nin toplam sera gazı emisyonu 2024’te bir önceki yıla göre yüzde 5,3 artarak 584,5 milyon ton CO2 eşdeğeri oldu. Kişi başı emisyon 6,8 ton CO2 eşdeğerine çıktı; enerji sektörü toplamın yüzde 71,8’ini oluşturuyor.

Hedefi tutturmak, hedefin yeterince güçlü olduğunu gösterir mi?

Rapor Türkiye için iki değerlendirme yapıyor. Birincisi, Türkiye mevcut politikalarla koşulsuz 2030 hedefini tutturması beklenen altı G20 üyesinden biri; diğerleri Çin, Hindistan, Endonezya, Rusya ve Güney Afrika. İkincisi, Türkiye’nin yeni 2035 hedefi mevcut politikalarla beklenen emisyon seviyesinin üzerinde kalıyor. Rapor bu durumun özellikle Rusya ve Türkiye için geçerli olduğunu ve yeni 2035 hedeflerinin sınırlı iddia taşıdığına işaret ettiğini yazıyor.

İki bulgu birlikte okunduğunda, hedefin tutturulması tek başına bir başarı göstergesi olmaktan çıkıyor. Hedef, ek politika gerektirmeden ulaşılabilecek bir seviyede belirlenmişse, tutturulması emisyonların azaldığı anlamına gelmiyor.

Sırt çantalı bir yürüyüşçü, sabah ışığında dağ sırtındaki patikanın ayrıldığı noktada duruyor; bir yol yakındaki alçak tepeye, diğeri taşlı yamaçtan yüksek zirvelere tırmanıyor, uzaktaki sırtta rüzgar türbinleri görülüyor.
UNEP’e göre Türkiye 2030 hedefini mevcut politikalarla tutturabilir; ancak 2035 hedefi mevcut politikalarla beklenen emisyon seviyesinin üzerinde kalıyor ve sınırlı iddia taşıyor. Yapay zeka ile üretilmiş temsili illüstrasyon.

Türkiye’nin İkinci Ulusal Katkı Beyanı (NDC 3.0), 2035 emisyonlarını arazi kullanımı ve ormancılık dahil net 643 milyon ton CO2 eşdeğeri ile sınırlamayı hedefliyor; bu, referans senaryoya göre 466 milyon tonluk azaltım anlamına geliyor. Yeşil Haber’in Türkiye’nin 2035 iklim hedefini ele alan haberinde de hedefin mutlak emisyonlar açısından neyi ifade ettiği tartışılmıştı.

Tablo 2. Türkiye’nin emisyon göstergeleri ve UNEP değerlendirmesi

Gösterge Değer Kaynak
2025 mutlak emisyon artışı (ön tahmin, LULUCF hariç) +24,4 milyon ton CO2e (ABD’den sonra ikinci) UNEP
2024 toplam emisyon (LULUCF hariç) 584,5 milyon ton CO2e (yüzde 5,3 artış) TÜİK
2024 kişi başı emisyon 6,8 ton CO2e TÜİK
2035 hedefi (NDC 3.0, LULUCF dahil net) 643 milyon ton CO2e İklim Değişikliği Başkanlığı
2030 hedefi Mevcut politikalarla tutturulması bekleniyor UNEP
2035 hedefi Mevcut politika seviyesinin üzerinde; sınırlı iddia UNEP
TÜİK toplamı ile NDC hedefi farklı kapsamlarda olduğu için doğrudan karşılaştırılamaz. Kaynaklar: UNEP, Emissions Gap Report 2026; TÜİK Sera Gazı Emisyon İstatistikleri 1990–2024; İklim Değişikliği Başkanlığı

1,5°C aşılıyor: Raporun küresel tablosu ne diyor?

Rapora göre ısınmanın 1,5°C’yi aşması artık yakın ve kaçınılmaz. Bu, raporun değerlendirdiği senaryolara ilişkin bir sonuç ve uzun vadeli küresel ortalama ısınmayı ifade ediyor; tek bir sıcak yılın 1,5°C’yi geçmesiyle aynı şey değil. Aşımın ne kadar büyük ve ne kadar uzun olacağı ise önümüzdeki yıllarda alınacak kararlara bağlı.

Sıcak, sarı bir öğleden sonra kuru otlarla kaplı zeytinlik arazide şapkalı bir adam, kıyıları çekilmiş bir göle bakıyor; uzakta tepelerde güneş panelleri, rüzgar türbinleri ve iletim hatları.
Rapora göre mevcut politikalarla ısınma 2100’e kadar 2,8°C’ye ulaşıyor; 1,5°C’nin aşılması kaçınılmaz, aşımın büyüklüğü ve süresi ise alınacak kararlara bağlı. Yapay zeka ile üretilmiş temsili illüstrasyon.

Tablo 3. 2100’e kadar beklenen ısınma (yüzde 66 olasılık)

Senaryo 2100’e kadar ısınma
Mevcut politikalar 2,8°C
NDC’lerin tam uygulanması 2,6°C
NDC’ler ve tüm net sıfır taahhütleri 2,1°C
Kaynak: UNEP, Emissions Gap Report 2026

En düşük aşım senaryosu: Raporun en iyimser yolunda sıcaklık yüzyılın ortasında 1,7–1,8°C ile zirve yapıyor, ardından 2100’e kadar yaklaşık yüzde 50 olasılıkla yeniden 1,5°C’ye ya da altına iniyor. Bu dönüş için bu yüzyıl boyunca yaklaşık 320 milyar ton CO2’nin atmosferden çekilip kalıcı olarak depolanması gerekiyor; rapor bunun uygulanabilirliğinin belirsiz olduğunu not ediyor. Bugünkü emisyon seviyesinde geçen her beş yıl atmosfere yaklaşık 200 milyar ton CO2 ekliyor ve zirve sıcaklığı yaklaşık 0,1°C yükseltiyor.

Gerekli azaltım ile vaatler arasındaki mesafe

En düşük aşım senaryosu, küresel sera gazı emisyonlarının 2025 seviyesine göre 2030’a kadar yüzde 18, 2035’e kadar yüzde 45, 2040’a kadar yüzde 69 düşmesini gerektiriyor. Bu, 2025–2035 arasında yılda ortalama yüzde 5,7’lik bir azaltım temposu demek. Ulusal katkı beyanları (NDC) tam uygulansa bile emisyonlar 2030’da yalnızca yüzde 5–8, 2035’te yüzde 11–15, 2040’ta yüzde 20–27 azalıyor.

1 Eylül 2026 itibarıyla küresel emisyonların yaklaşık yüzde 76’sını temsil eden 124 taraf yeni NDC sundu. Bir yıl önce bu sayı 57 taraf ve yüzde 63’tü.

Tablo 4. 1,5°C’ye dönüş için gereken azaltım ve NDC’lerin karşıladığı kısım

Yıl Gerekli azaltım (2025’e göre) NDC’lerle beklenen azaltım Emisyon açığı (milyar ton CO2e)
2030 Yüzde 18 (aralık 15–36) Yüzde 5–8 5–7
2035 Yüzde 45 (aralık 30–60) Yüzde 11–15 16–19
Açık değerleri, en düşük 1,5°C aşım senaryosuna göre koşullu ve koşulsuz NDC’lerin medyan değerleridir. Kaynak: UNEP, Emissions Gap Report 2026

İklim politikaları işe yarıyor mu?

Rapor, uygulanmış iklim politikalarına ilişkin 220’den fazla değerlendirmeyi inceliyor. Buna göre elektrik sektöründeki önlemler ortalama yüzde 9 emisyon azaltımı sağladı. Karbon vergisi ve emisyon ticaret sistemleri gibi ekonomik araçlar ise incelenen sektör ve dönemlerde yüzde 5 ile 13 arasında azaltımla ilişkilendirildi. Rapor bu sonuçların henüz belirli sektör ve ülkelerde yoğunlaştığına dikkat çekiyor; sorun politikaların işe yaramaması değil, uygulamanın ölçeği.

Bu bulgu Türkiye’nin emisyon ticaret sistemiyle doğrudan ilgili. Yeşil Haber’in Türkiye ETS piyasasının işletim kurallarını ele alan haberinde aktarıldığı gibi piyasa kuralları 21 Ekim’de yürürlüğe girdi; ancak ilk açık artırma ve spot işlemler henüz başlamadı. Diğer ülkelerde görülen yüzde 5–13’lük azaltımlar, Türkiye için otomatik bir sonuç vaadi değil; etkiyi kapsam, tahsis kuralları ve karbon fiyatının düzeyi belirleyecek.

Antalya’ya taşınan elektrifikasyon önerisi

Rapor, 9–20 Kasım’da Antalya’da yapılacak COP31’e doğrudan atıf yapıyor. COP31 Başkanlığı, Haziran 2026’daki Bonn görüşmelerinde elektriğin nihai enerji talebindeki payını 2024’teki yüzde 20’nin biraz üzerinden 2035’te yüzde 35’e çıkarmayı önermişti ve öneri Antalya’da ilerletilecek. UNEP, bu önerinin gerektirdiği çaba düzeyini raporun en düşük 1,5°C aşım senaryosuyla uyumlu buluyor. Önerinin ayrıntıları Yeşil Haber’in COP31’in 2035 ajandasını ele alan dosyasında yer alıyor.

Akdeniz kıyısında palmiyeli bir sahil caddesinin yüksekten görünümü: tramvay, elektrikli otobüs, şarj istasyonunda elektrikli otomobiller, çatılarında güneş panelleri olan apartmanlar; tepelerde rüzgar türbinleri ve iletim hatları.
COP31 Başkanlığı, elektriğin nihai enerji talebindeki payını 2035’te yüzde 35’e çıkarmayı öneriyor; UNEP bu çaba düzeyini en düşük 1,5°C aşım senaryosuyla uyumlu buluyor. Yapay zeka ile üretilmiş temsili illüstrasyon.

Rapor olumlu bir gelişmeye de işaret ediyor: Küresel yenilenebilir kapasite, 2015’teki mevcut politika senaryosunun öngördüğünden yaklaşık üç kat, güneş enerjisi ise yaklaşık yedi kat hızlı büyüdü. Ev sahibi ülke açısından tablo iki yönlü. Türkiye, UNEP’in uyumlu bulduğu küresel elektrifikasyon önerisini masaya taşırken, kendi emisyonları 2025’te mutlak artışta ABD’den sonra ikinci sırada.

Rapor neyi kesin olarak göstermiyor?

2025 rakamları ön tahmin. Küresel toplamın ±5,5 milyar tonluk bir belirsizlik aralığı var ve ülke bazındaki artışlar arazi kullanımını dışarıda bırakıyor. Türkiye’nin 24,4 milyon tonluk artışı kesinleşmiş envanter verisi değil; TÜİK’in 2025 envanteri yayımlandığında değişebilir. Sıralama, toplam emisyonu ya da artış hızını değil, mutlak artışı ölçüyor. TÜİK’in 2024 toplamı arazi kullanımı hariç, Türkiye’nin 2035 hedefi ise arazi kullanımı dahil net emisyonları kapsıyor; iki rakam doğrudan karşılaştırılamaz. Dönüş yolu için öngörülen 320 milyar tonluk karbon gideriminin karşılanabilirliği raporda da belirsiz olarak niteleniyor.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Bir ülkenin kendi iklim hedefini tutturabilmesi, o hedefin yeterince güçlü olduğu anlamına gelir mi?

Kaynaklar

UNEP, New UNEP report lays out emission cuts needed for return to 1.5°C, basın açıklaması, 21 Ekim 2026.

UNEP, Emissions Gap Report 2026: The point of return – Urgent emissions cuts needed to come back from overshoot of 1.5°C, 21 Ekim 2026.

PBL Hollanda Çevre Değerlendirme Ajansı, UNEP Emissions Gap report 2026, 21 Ekim 2026.

T.C. İklim Değişikliği Başkanlığı, Türkiye’nin İkinci Ulusal Katkı Beyanı Birleşmiş Milletler’e Sunuldu, 10 Kasım 2025.

Climate Action Tracker, Türkiye 2035 NDC değerlendirmesi.

TÜİK, Sera Gazı Emisyon İstatistikleri, 1990–2024, 27 Mart 2026.

İlgili haberler


Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz