Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamında geçiş dönemi sona yaklaşırken, 2026 başı itibarıyla Avrupalı alıcılar Türk ihracatçısından detaylı “karbon karnesi” talep etmeye başladı.
Demir-çelik, çimento, alüminyum ve gübre başta olmek üzere karbon yoğun sektörlerde, hazırlıksız yakalanan firmalarda hem pazar kaybı hem de ton başına 80–100 Euro’yu bulabilecek karbon faturası endişesi büyüyor.
Hızlı Bakış
- Türkiye’nin SKDM kapsamındaki 9,8 milyar dolarlık AB ihracatı ve sektörel yoğunlaşma
- 2026’dan itibaren ton başına 80–100 Euro karbon fiyatının kâr marjı üzerindeki etkisi
- Yeşil elektrik belgelendiremeyenleri bekleyen çift haneli kâr marjı erimesi ve pazar kaybı riski
- SKDM’nin şu anki kapsamı ve tekstil-otomotiv için genişleme beklentisi
- Yeşil enerji yatırımı yapmayanlar için lojistik ve işçilik avantajının erimesi
“Biz hallederiz” devri bitti: Excel tabloları kırmızı veriyor
Türk sanayicisi için SKDM, uzun süre “ileride halledilecek bir bürokrasi” olarak görüldü. Ancak 1 Ocak 2026 itibarıyla geçiş döneminde sadece raporlanan emisyonların, nihai fazda doğrudan mali yükümlülüğe dönüşeceği netleşti; AB’de ithalatçı konumundaki şirketler, Türkiye’deki tedarikçilerine artık kaba tahmin değil, tesis bazlı, doğrulanmış emisyon verisi şartını dayatıyor.
Eksik veya hatalı bildirim yapan ihracatçıları bekleyen risk sadece sınırda karbon vergisi değil. AB pazarında “güvenilir tedarikçi” statüsünün kaybı, özellikle Almanya, Fransa ve İtalya gibi çekirdek pazarlarda sipariş kaybına ve tedarikçi listelerinden çıkarılmaya kadar uzanabiliyor. Mısır ve Fas gibi rakip ülkelerin yenilenebilir enerji yatırımlarıyla üretim maliyetini ve gömülü emisyonları aşağı çekmesi, Türk ihracatçısını rekabette zorlayan ek bir baskı unsuru haline gelmiş durumda.
Türkiye’nin SKDM kapsamındaki AB ihracatı 9,8 milyar dolar seviyesinde
SKDM her sektörü aynı şiddette vurmuyor; karbon yoğunluğu yüksek ve AB pazarına görece bağımlı ağır sanayi kollarında risk daha belirgin. Ticaret Bakanlığı ve bağımsız analizler, 2022–2023 döneminde AB’ye en yüksek SKDM kapsamlı ihracatı demir-çelik, alüminyum ve çimentonun yaptığını; bu üçlüye gübrenin eklendiğini ortaya koyuyor.
AB karbon fiyatı 80–100 Euro/ton bandında: Hangi sektör ne kadar risk altında?
AB karbon fiyatının 2025 sonu itibarıyla 80 Euro/ton bandına yeniden tırmandığı ve 2026’da ortalama 80–85 Euro/ton, 2030’a doğru ise 120 Euro/tonun üzerini görebileceği projeksiyonları, karbon maliyetinin kalıcı bir baskı olacağını gösteriyor.
| Sektör | Karbon Yoğunluğu | AB Pazarına Bağımlılık | Tahmini Ek Maliyet Riski |
|---|---|---|---|
| Çimento | Çok Yüksek | Orta | %15 – %20 (ciroda) |
| Demir-Çelik | Yüksek | Çok Yüksek | %8 – %12 |
| Alüminyum | Yüksek | Yüksek | %5 – %8 |
| Gübre | Çok Yüksek | Düşük | %10 – %15 |
Veri kaynağı: Ticaret Bakanlığı, SHURA ve SKDM sektör etki analizleri.
GES yatırımı yapmayan için “ucuz işçilik” avantajı bitti
Türkiye’nin ihracatta yıllardır kullandığı “lojistik yakınlık” ve “rekabetçi işçilik” kozları, SKDM ile birlikte yeniden fiyatlanıyor. AB Emisyon Ticaret Sistemi’nde karbon izinlerinin 2025 sonunda 80–85 Euro/ton bandına yükselmesi ve 2026 sonrasında da yüksek kalacağı beklentisi, düşük ücret avantajını tek başına rekabet unsuru olmaktan çıkarıyor.
Fabrika çatısına Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurmayan, üretimde kullandığı elektriği YEK-G gibi sertifikalı yeşil tedarik modelleriyle belgelendiremeyen sanayiciler için 2026; kârlılığın değil, hayatta kalmanın konuşulduğu bir eşik yılına dönüşüyor. Bankaların da kredi tahsisinde karbon ayak izi ve SKDM stres senaryolarını dikkate almaya başlaması, yeşil finansmana erişimi güçlü olan firmalar ile olmayanları ayrıştıran yeni bir hat çiziyor.
SKDM şu an demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, hidrojen ve elektrik kapsıyor
Şu an fırtınanın göbeğinde demir-çelik, çimento, alüminyum ve gübre var; ancak AB’nin yeşil mutabakat mimarisi, büyük alıcıları tedarik zinciri (Scope 3) emisyonlarını yönetmeye zorluyor. Bu da Zara, H&M gibi hazır giyim devleri ile otomotiv üreticilerinin, birkaç yıl içinde Türk tedarikçilerinden ürün bazlı karbon ayak izi ve tedarik zinciri verisi istemesini kaçınılmaz hale getiriyor.
Sırada tekstil ve otomotiv yan sanayi var
Tekstil, hazır giyim ve otomotiv yan sanayi KOBİ’lerinin bu veri talebine hazırlıksız yakalanması; hem büyük tedarik zincirlerinden düşme, hem de SKDM kapsamının genişlemesi halinde beklenmedik karbon maliyetleriyle karşılaşma riskini büyütüyor. Erken hareket edenler için ise, düşük emisyonlu üretim ve şeffaf raporlama, sadece uyum değil, sipariş çekme avantajı anlamına gelebilir.
Okura Soru
2026 SKDM dönemi sanayicinin karbon karnesi üzerinden pazar payı belirlemeye başladı. Sizce Türk sanayisi bu eşiği atlatabilecek mi, yoksa hazırlıksız yakalandığı için ihracat kaybına mı uğrayacak? Şirketiniz SKDM raporlamasına ne kadar hazır? Yorumlarda tartışalım.
İlgili Haberler
- CBAM devrede ama bitmedi: 2026–2027 arası neden kritik?
- AB karbon sınır mekanizması 2026’da mali yükümlülük dönemi
- 2023 elektrik emisyon faktörleri ve ulusal şebeke değeri
- SKDM ve Türkiye: 2026’dan 2034’e geçişin fırsatları ve riskleri
- CBAM 2026 karbon verisi zorunluluğu ihracatçıyı zorluyor
- Türkiye’de ETS CBAM ve TSRS ile Karbon Yönetimi Yol Haritası 2025
- CBAM 2026 öncesi Türkiye ihracatı ve ETS süreci kritik 12 ay




















