ENTSO-E’nin yayımladığı Faz II teknik raporu ile CENELEC TC8X WG03 altında yürüyen TS 50744 çalışmaları, inverter tabanlı üretim ve depolama tesisleri için Avrupa’da yeni bir teknik çerçevenin oluştuğunu gösteriyor. Bu süreç, şebeke bağlantı koşullarından uygunluk testlerine kadar birçok başlıkta yeni beklentiler doğurabilir.
ENTSO-E Faz II raporu: Grid-forming teknik rehberliği öne çıkıyor

ENTSO-E, 4 Kasım 2025’te yayımladığı Faz II teknik raporda, taslak NC RfG 2.0 kapsamındaki grid-forming gerekliliklerine ilişkin teknik rehberliği derledi. Rapor, grid-forming yeteneklerin tanımı, minimum fonksiyon seti ve test yaklaşımlarına ilişkin sektörden gelen geri bildirimleri bir araya getiriyor. Kurum, bu belgenin bağlayıcı olmadığını, ancak gelecekte hazırlanacak uygulama rehberi için temel oluşturacağını belirtiyor. Raporda, senkron olmayan üretim ve depolama teknolojilerinin artan payı nedeniyle grid-forming kabiliyetlerinin Avrupa güç sisteminin kararlı ve güvenli işletimi açısından kritik hale geldiği vurgulanıyor.
TS 50744 çalışmaları: Tanımlar, testler ve işlevsel gereklilikler hazırlanıyor
4 Mart 2026 tarihli GC ESC toplantısında paylaşılan CENELEC güncellemesine göre, CLC TC8X WG03 altında TS 50744 serisine ilişkin çalışmalar hızlandırıldı. prTS 50744-1 başlığı altında grid-forming üretim ve depolama tesislerinin elektriksel karakteristikleri, tanımlar ve birim testleri ele alınıyor. Ayrı bir yeni iş kalemi önerisi kapsamında ise işlevsel gerekliliklere odaklanan bir standart metni hazırlanıyor. Bu seri, mevcut EN 50549 ailesinin ötesinde, grid-forming davranışını ve buna yönelik test yaklaşımlarını doğrudan ele alan ilk CENELEC metinleri arasında değerlendiriliyor.
Yeni teknik kapsam: Black start ve uzun süreli ada işletmesi de masada

CENELEC sunumunda, ilk taslağın tamamlanması için Ocak 2026’da uzman çağrısı yapıldığı, ayrıca bazı işlevlerin “opsiyonel” yaklaşım kapsamında değerlendirmeye alındığı belirtiliyor. Bunlar arasında grid-forming kabiliyetlerinin devreye alınması ve çıkarılması, black start ve uzun süreli kararlı ada işletmesi gibi başlıklar bulunuyor. Bu teknik kapsam, özellikle inverter tabanlı santrallerin şebeke işletimine daha aktif katkı sağlayabileceği bir mimarinin tartışıldığını gösteriyor.
Bağlantı ve uygunluk süreçleri: İnverterli santraller için yeni dönem sinyali

Avrupa’daki bu hazırlık süreci, özellikle BESS, inverter tabanlı RES santralleri ve hibrit tesisler açısından önem taşıyor. Standartlaşma ilerledikçe, sadece ekipmanın teknik tanımı değil, saha kabulü ve uygunluk değerlendirmesi için kullanılacak test yaklaşımı da daha net hale gelebilir. Bu da geliştiriciler, üreticiler, EPC şirketleri ve şebeke bağlantısı bekleyen yatırımcılar için yeni bir uyum gündemi anlamına geliyor.
Türkiye’ye olası yansıma: Depolamalı projelerde teknik beklentiler güçlenebilir
Türkiye’de depolamalı GES ve RES projeleri hızla artarken, Avrupa’da grid-forming kabiliyetlerine yönelik teknik çerçevenin netleşmesi orta vadede bölgesel etki yaratabilir. Avrupa standartları doğrudan ulusal şebeke kodlarına dönüşmese bile, inverter seçimi, kontrol mimarisi, test planı ve bağlantı hazırlığı gibi başlıklarda piyasa beklentilerini etkileme potansiyeli taşıyor. Bu tabloda önemli sorulardan biri, Türkiye’de depolamalı projelerin tasarımında grid-forming fonksiyonlarının “opsiyonel özellik” olmaktan çıkıp ne zaman fiili bağlantı beklentisi haline gelebileceği.
İlgili haberler
- Depolama projeleri için teknik eşik yükseldi: 2026 kriterleri ne anlama geliyor?
- TEİAŞ elektrik depolama tesisi kriterlerini güncelliyor: Kamuoyu görüşü yeşil dönüşümü şekillendirebilir
- HVDC devrimi: Türkiye’nin batarya ve enerji omurgası
- Polonya şebeke bağlantılarında tıkanıklığı açmak için enerji yasasını değiştiriyor


















