AB’nin karbon sınırda düzenleme mekanizması (CBAM) 1 Ocak 2026 itibarıyla “nihai dönem”e geçti; ancak sert mali yükün pratikte nasıl uygulanacağı, sertifika satış takvimi ve olası piyasa sarsıntılarına karşı tasarlanan “geçici kapsam dışı bırakma” yetkisi, 2026’nın ana tartışma başlıkları haline geldi.
Hızlı bakış
- CBAM 1 Ocak 2026 itibarıyla geçiş döneminden nihai döneme geçti ve mali uyum gündemde daha görünür hale geldi.
- CBAM sertifikalarının satın alınmasına ilişkin takvimde başlangıç 1 Şubat 2027 olarak öngörülüyor.
- Avrupa Komisyonu, ciddi ve öngörülemeyen koşullarda belirli mallar için geçici kapsam dışı bırakma yetkisini tartışıyor.
- Resmî metinlerde CBAM’in tümden duraklatıldığına dair bir karar bulunmazken hedefli müdahale araçları öne çıkıyor.
- Türkiye’den AB’ye ihracatta veri doğrulama, tedarik zinciri izlenebilirliği ve fiyatlama stratejisi 2026’nın kritik başlıkları arasında yer alıyor.
1 Ocak 2026 itibarıyla CBAM’in “nihai dönemi” başladı
Avrupa Birliği’nin CBAM düzenlemesi, 1 Ekim 2023’te başlayan geçiş döneminde ithalatçıların yalnızca emisyon raporlaması yapması üzerine kurgulanmıştı. 1 Ocak 2026 itibarıyla ise sistem, AB kurumlarının “nihai dönem” olarak tanımladığı aşamaya geçti. Bu değişim, CBAM kapsamındaki ürünler için raporlamanın yanı sıra mali uyumun da gündeme gelmesi anlamına geliyor.
Avrupa Komisyonu’nun resmî bilgilendirme sayfalarında, 1 Ocak 2026’nın CBAM’in nihai dönem başlangıcı olduğu açıkça belirtiliyor. Bu tarihle birlikte AB’ye CBAM kapsamındaki malları ithal edenlerin, “yetkilendirilmiş CBAM beyan edeni” statüsü için başvuru süreçlerini tamamlaması bekleniyor.
2026’da “maliyet gerçek” ama sertifika satışı takvimi 2027’ye uzanıyor

CBAM’in 2026’da mali boyuta geçmesi, kamuoyunda “hemen sertifika satın alma” algısı yaratabiliyor. Ancak CBAM sertifikalarının satın alınmasına ilişkin takvim, düzenlemede yapılan uyarlamalarla 2027’ye taşınmış durumda. Buna göre, CBAM sertifikalarının satın alınmasının 1 Şubat 2027 itibarıyla başlaması öngörülüyor.
Bu yapı, 2026 boyunca ithalatçıların emisyon verilerini daha sıkı doğrulama beklentileri altında toplamasını ve mali yükümlülüğün hesaplanmasına esas olacak verileri hazırlamasını gerektiriyor. Diğer bir ifadeyle, 2026 “tam uygulamaya geçiş” yılı olsa da, sertifika piyasasının fiilen devreye girişi 2027’ye bağlanıyor.
Komisyonun yeni arayışı: “Ciddi ve öngörülemeyen” durumlarda geçici kapsam dışı bırakma
CBAM’in 2026’da uygulamaya geçmesiyle birlikte Avrupa Komisyonu, piyasa bozulması riskine karşı bir esneklik mekanizmasını da tartışmaya açtı. Bu çerçevede öne çıkan düzenleme taslağı, kamuoyuna yansıyan “Madde 27a” yaklaşımı olarak anılıyor.

Komisyonun yayımladığı soru-cevap dokümanlarında, belirli malların CBAM kapsamına dahil edilmesinin AB iç pazarında fiyat etkileri üzerinden “ciddi zarar” yaratması ve bunun “ciddi ve öngörülemeyen koşullar”la bağlantılı olması halinde, ilgili malın CBAM kapsamından geçici olarak çıkarılabilmesine imkân tanıyan bir yetki tartışılıyor. Bu yaklaşım, sistemin iklim hedefini terk etmekten çok, ani fiyat dalgalarının ve arz sıkışmasının sanayi zincirlerini sarsmasını önlemeyi amaçlıyor.
“Duraklatma” yok: Tartışma, sistemin tümden askıya alınması değil hedefli müdahale
14 Ocak 2026 itibarıyla kamuya açık resmî metinler ve Komisyon bilgilendirmeleri, CBAM’in tümden “duraklatıldığı” veya “askıya alındığı” yönünde bir karar bulunduğunu göstermiyor. Tartışılan çerçeve, sistemin genelini durdurmaktan ziyade, belirli ürünlerde ve belirli koşullar altında geçici kapsam dışı bırakma gibi hedefli bir müdahale alanı oluşturmayı hedefliyor.
Bu ayrım, 2026 boyunca CBAM’in iki farklı düzlemde ilerleyeceğine işaret ediyor: bir yanda ithalatçıların yetkilendirme ve veri doğrulama süreçleriyle uyum kapasitesini artırması, diğer yanda Komisyonun piyasa şoklarına karşı “acil fren” niteliğinde bir araç seti oluşturması.
Avrupa sanayisi ve ihracat tartışması: “İç pazarı korurken ihracatta rekabet” ikilemi
CBAM, AB iç pazarında karbon maliyeti üzerinden “eşit rekabet” hedefini güçlendirmeyi amaçlıyor. Ancak iş dünyası örgütleri ve bazı analizler, mekanizmanın AB dışına yapılan ihracatta rekabet gücünü zayıflatabileceğini; yani “içeride dengeleme” sağlanırken “dışarıda maliyet dezavantajı” yaratabileceğini vurguluyor.
Bu bağlamda Almanya merkezli kurumların yayımladığı politika notlarında, CBAM’in karbon kaçağını önleme hedefiyle uyumlu olmakla birlikte, ihracat tarafında Dünya Ticaret Örgütü kurallarıyla uyumlu tamamlayıcı bir çözüm setine ihtiyaç duyulduğu görüşü öne çıkıyor. Bu yaklaşım, 2026’daki tartışmanın yalnızca ithalat maliyetiyle sınırlı olmadığını, sanayinin ihracat yönlü rekabet stratejisini de doğrudan etkilediğini gösteriyor.
Hangi sektörler daha hassas: Gübre, demir-çelik ve alüminyum odağı
CBAM’in kapsadığı temel ürün grupları arasında çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik bulunuyor. 2026 tartışmalarında özellikle gübre piyasası, hem girdi maliyetleri hem de tarım ve gıda zinciri üzerinden geniş ekonomik yansımalar üretme potansiyeli nedeniyle daha hassas bir alan olarak değerlendiriliyor.
Bu nedenle Komisyonun “piyasa koşulları gerekçesiyle hedefli esneklik” söylemi, öncelikle fiyat şoklarının hızlı yayıldığı ve stratejik kabul edilen ürün gruplarına odaklanıyor. Burada belirleyici unsur, esneklik mekanizmasının kapsamı ve hangi göstergelerle tetikleneceği olacak.
Türkiye açısından 2026 okuması: Veri kalitesi, tedarik zinciri ve fiyatlama stratejisi

Türkiye’den AB’ye ihracat yapan şirketler açısından CBAM’in 2026’da “nihai dönem”e girmesi, iki temel baskıyı artırıyor. Birincisi, ürün bazında gömülü emisyon hesaplarının tedarik zinciri boyunca güvenilir biçimde toplanması ve doğrulanması. İkincisi ise AB pazarına satış fiyatlarının, karbon maliyeti bileşenini dikkate alan yeni bir rekabet denklemine göre yeniden kurgulanması.
CBAM sertifika satışının 2027’ye ötelenmiş olması, 2026’yı teknik hazırlık için kritik bir pencere haline getiriyor. Bu dönemde en değerli çıktı, raporlama uyumunun ötesine geçen; veri kalitesi, izlenebilirlik ve emisyon azaltım planı ile desteklenen bir ihracat pozisyonu oluşturmak olacak.
2026’nın ana mesajı: CBAM artık politika değil piyasa testi
CBAM, 2026 itibarıyla bir “taslak iklim aracı” olmaktan çıkıp, sanayi maliyetlerini ve ticaret akışlarını doğrudan etkileyen bir piyasa testine dönüştü. Aynı anda “acil fren” maddesi tartışmalarının görünür hale gelmesi, mekanizmanın pratikte ne kadar hassas dengeler üzerine kurulu olduğunu da ortaya koyuyor.
Bu yılın belirleyici sorusu, CBAM’in var olup olmayacağı değil; hangi koşullarda, hangi sektörlerde ve hangi takvimle uygulanacağı. 2026, Avrupa’nın karbon fiyatını sınırda taşırken kendi iç pazar istikrarını da korumaya çalıştığı bir “uygulama ve ayar” yılı olarak şekilleniyor.
Okura soru
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? CBAM’in 2026–2027 geçişinde “acil fren” gibi hedefli esneklikler, uyumu kolaylaştırır mı yoksa belirsizliği artırır mı?
İlgili haberler
- CBAM 2026 Türkiye’yi nasıl etkileyecek? Gübrede muafiyet baskısı büyüyor
- CBAM devrede ama bitmedi: 2026–2027 arası neden kritik?
- CBAM 2.0: Ocak 2026 karbon maliyeti eşiği, asıl etki 2030’da
- CBAM 2026 karbon verisi zorunluluğu ihracatçıyı zorluyor
- Türkiye ETS 2025–2026: CBAM karbon maliyeti başlıyor
- CBAM 2026 taslağı: Sızan metinler denetimi dijitallestirirken maliyeti sertlestiriyor
- Türkiye’de ETS CBAM ve TSRS ile karbon yönetimi yol haritası
- Sınırda karbon düzenlemesi iklim krizine “dur” diyecek mi?
















