AGROECOLOGY Partnership 3 çağrısı Türkiye agroekolojik dönüşüm süreci Horizon Europe eş finansman çağrısı

AGROECOLOGY Partnership’in üçüncü eş-finansman çağrısı, Türkiye’den araştırmacılar için uluslararası konsorsiyumlara giriş ve fon erişimi açısından kısa süreli bir fırsat penceresi açıyor. Ön başvuru son tarihi 18 Şubat 2026. Süreç iki aşamalı yürütülüyor.

Hızlı bakış

AGROECOLOGY çağrısı: iki aşamalı başvuru takvimi netleşti

AGROECOLOGY Partnership’in üçüncü eş-finansman çağrısı, iki aşamalı bir başvuru süreciyle ilerliyor. İlk aşamada ön başvuru sunuluyor ve başarılı olan ekipler ikinci aşamada tam başvuruya davet ediliyor. Ön başvuru için son tarih 18 Şubat 2026 saat 14:00 (CET), tam başvurular için son tarih ise 8 Temmuz 2026 saat 14:00 (CEST) olarak duyuruldu.

Horizon Europe eş finansman çağrısı AGROECOLOGY Partnership 3 çağrısı
İki aşamalı takvim, konsorsiyumların erken kurulmasını ve başvurunun hızla olgunlaştırılmasını gerektiriyor.

Bu yapı, konsorsiyumların daha erken safhada şekillenmesini ve proje hedeflerinin netleştirilmesini gerektiriyor. Türkiye’deki kurumlar açısından bu, yalnızca bir fon duyurusundan çok, uluslararası ortaklık kurma hızının ve proje hazırlık disiplininin test edildiği bir dönem anlamına geliyor.


Çağrının odağı: Genetik çeşitlilik ve çiftçi güçlenmesi birlikte tasarlanıyor

Çağrı teması, agroekolojik dönüşümde iki ekseni öne çıkarıyor: bitki ve hayvan genetik çeşitliliğinin güçlendirilmesi ile çiftçilerin dönüşümü hızlandıracak şekilde güçlendirilmesi. Genetik boyutta, yerel çeşitlerin, dayanıklı türlerin ve agroekolojik sistemlere uygun ırkların korunması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması hedefleniyor. Sosyal boyutta ise çiftçilerin karar süreçlerine katılımı, uygulama kapasitesinin artırılması ve sahadan gelen bilginin proje tasarımına taşınması gibi başlıklar öne çıkıyor.

Türkiye agroekolojik dönüşüm süreci genetik çeşitlilik çağrısı
Genetik çeşitlilik odağı, yerel çeşitlerin ve dayanıklı türlerin agroekolojik sistemlerde değerlendirilmesini öne çıkarıyor.

Bu çerçeve, tarımsal Ar-Ge’nin yalnızca verim artışı değil, iklim dayanıklılığı, ekosistem hizmetleri ve yerel bilgiyle bütünleşen üretim modelleri üzerinden yeniden kurgulandığını gösteriyor.

TÜBİTAK boyutu: Ulusal eş-finansman ve 1071 benzeri süreçler takvime dahil edilmeli

Türkiye’den katılım, yalnızca uluslararası platforma yüklenen başvurudan ibaret değil. Ortaklık çağrılarında TÜBİTAK, ulusal eş-finansman ve idari adımları genellikle ayrı bir duyuru ve başvuru sistemi üzerinden yürütüyor; bu nedenle Türkiye’deki ekiplerin ulusal takvimi de eş zamanlı planlaması gerekiyor. AGROECOLOGY ortaklığının önceki çağrılarında TÜBİTAK, ulusal eş-finansmanı 1071 programı benzeri mekanizmalar üzerinden yürüttü; bu çağrıda da benzer bir ulusal çerçevenin ilan edilmesi bekleniyor.

Bu yaklaşım, konsorsiyumun uluslararası bölümünde güçlü bir proje kurgusu oluştururken, Türkiye ayağında idari uyumun ve uygunluk kontrollerinin erken aşamada tamamlanmasını daha kritik hale getiriyor.

Uluslararası ortak bulma: Partnering tool görünürlük ve davet olasılığını artırabilir

AGROECOLOGY Partnership 3 çağrısı uluslararası konsorsiyum planlama
Partnering tool, uluslararası ortak arayan ekipleri görünür kılarak konsorsiyum kurma sürecini hızlandırabilir.

Bu tip ortaklık çağrılarında en zor adımlardan biri doğru ortakları kısa sürede bir araya getirmek. AGROECOLOGY çağrısının çevrim içi platformunda uluslararası ortak arayan ekipler için bir partnering tool kullanıma açık. Platformda farklı ülkelerden çok sayıda profil yer alıyor; Türkiye’den ekiplerin de kısa bir özet ve net anahtar kelimelerle kendini görünür kılması, davet alma olasılığını artırabilir.

Türkiye açısından neden önemli: Fon erişimi kadar konumlanma meselesi

Türkiye’nin bu çağrıda görünür olması iki düzlemde önem taşıyor. Birinci düzlem, üniversiteler, araştırma enstitüleri ve yenilikçi girişimler için uluslararası fonlara erişim ve konsorsiyum ağlarına dahil olma imkanı. İkinci düzlem ise Avrupa’da tarımın giderek daha fazla karbon, biyoçeşitlilik ve izlenebilirlik kriterleriyle yönetildiği bir dönemde, Türkiye’nin bilgi üretimi ve uygulama deneyimiyle bu ekosistemde yer alabilmesi.

Bu nedenle çağrı, tek başına bir duyuru olarak değil, Türkiye’nin agroekolojik dönüşüm ve tarım politikası ekseninde Avrupa’daki dönüşüm diliyle daha uyumlu bir Ar-Ge hattı kurabilmesi için bir fırsat penceresi olarak da okunabilir.

Tarım-enerji kesişimi: Çağrı enerji fonu değil, fakat aynı dönüşüm resminin parçası

Türkiye agroekolojik dönüşüm süreci tarım enerji entegrasyonu
Tarım ve enerji entegrasyonu, dönüşümün iklim dayanıklılığı ve üretim tasarımı boyutuyla birlikte okunuyor.

AGROECOLOGY çağrısı doğrudan agrivoltaik, enerji depolama, depolamalı GES veya RES projeleri için açılmış bir fon değildir. Buna karşın çağrının odağı olan iklim dayanıklılığı, üretim sistemlerinin çeşitlendirilmesi ve çiftçi temelli uygulama kapasitesi, Türkiye’de tarımın enerji, su ve iklim politikalarıyla daha iç içe geçtiği dönüşümün aynı resminde yer alıyor.

Türkiye’de agrivoltaik ve rejeneratif tarım hattında ulusal çağrı takvimine odaklanan kapsamlı bir çerçeve için daha önce yayımladığımız TÜBİTAK 1001 ve 1707 başlıklı çalışmaya da bakılabilir. Söz konusu çalışmada, Türkiye’de agrivoltaik ve rejeneratif tarım için örnek proje tipleri ve ulusal fon mekanizmaları özetlenmişti.

TÜBİTAK 1001 ve 1707 çağrıları açıldı: Agrivoltaik ve rejeneratif tarım için kritik takvim

 

Horizon Europe Cluster 5: Eş zamanlı enerji ve dijital çağrılar da açık

Avrupa fon takviminde aynı dönemde Horizon Europe Cluster 5 kapsamında enerji, depolama, dijital altyapı ve karbonsuzlaşma temalı çağrılar da yer alıyor. Örneğin yeraltı termal enerji depolaması ve yapay zeka destekli enerji dijital altyapısı gibi başlıklarda da bu dönemde çağrılar açık. Bu paralel akış, Türkiye’deki kurumların tarım ve enerji başlıklarını birbirinden kopuk değil, birbirini besleyen Ar-Ge hatları olarak kurgulaması için bir imkan alanı yaratıyor. Ancak AGROECOLOGY çağrısının ana hedefi agroekolojik dönüşüm olduğu için, bu bağlantının eş zamanlı fon iklimi düzeyinde tutulması mesajın netliği açısından önem taşıyor.

Kısa süreli fırsat penceresi: Konsorsiyum kalitesi ve zaman yönetimi belirleyici olacak

Ön başvuru tarihinin yakın olması, Türkiye’den katılımı artırmak isteyen kurumlar için hızlı ama kontrollü bir hazırlığı zorunlu kılıyor. Bu çağrıda başarı, yalnızca güçlü bir bilimsel fikirle değil, doğru ortaklarla kurulmuş dengeli bir konsorsiyum ve sahaya dokunan uygulanabilirlik planıyla geliyor. Türkiye’de proje ekiplerinin erken pozisyon alması, uluslararası ortak arayışını son dakikaya bırakmaması ve ulusal süreçlerle uyumlu bir takvim kurması sonuç üzerinde belirleyici olabilir.

Okura soru

Sizce Türkiye’nin uluslararası Ar-Ge çağrılarında avantaj yaratabilmesi için hangi alanlar öncelik kazanmalı? Yorumlarınızı bizimle paylaşın!

İlgili haberler


Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz