1877 kıtlığı ve 2026 El Niño’sunu karşılaştıran; dünya küresi, kurak tarla, tahıl siloları ve gözlem şamandırası içeren illüstrasyon.
1877 kıtlığı ile 2026 El Niño’sunu karşılaştırırken okyanus koşulları, tarımsal kırılganlık ve gıdaya erişim birlikte değerlendiriliyor. Editoryal illüstrasyon.

1877 kıtlığını büyüten üç okyanusu 2026 verisiyle karşılaştırdık: Pasifik’te günlük rekor kırıldı, Hint Okyanusu Dipolü ise ekim başında nötrdü.

Pasifik’teki sıcaklık rekorları artık yalnızca bir meteoroloji haberi değil. 2026 El Niño’su, iklim tarihinin ağır sayfalarından biriyle birlikte anılıyor: 1876-1878 Büyük Kuraklığı ve onun ardından gelen Küresel Kıtlık. Hindistan’dan Çin’e, Brezilya’dan güney Afrika’ya aynı yıllarda hasatlar çöktü. Bu yazıda, o felaketi inceleyen akademik bir çalışmanın ortaya koyduğu okyanus koşullarını bugünün verileriyle yan yana koyuyoruz. Amacımız iki olayı güç bakımından sıralamak değil; tarihsel mekanizmaları güncel gözlem ve tahminlerle karşılaştırmak, benzerlikleri, farkları ve açık kalan soruları ayırmak.

Pasifik: 2026’da günlük rekor

Carbon Brief’in analizine göre 21 Eylül 2026’da Niño 3.4 bölgesindeki günlük sıcaklık sapması 3,11 °C’ye ulaştı ve aynı günlük seride 18 Kasım 2015’te ölçülen 3,08 °C’lik rekoru geçti. Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) de eylül 2026’da Niño 3.4 bölgesinin aylık deniz yüzeyi sıcaklığının 29,70 °C ile bölge için rekor olduğunu raporladı.

Pasifik’te sıcaklık gözlemlerini temsil eden okyanus şamandırası ve araştırma gemisi illüstrasyonu.
Pasifik’teki sıcaklık gözlemleri El Niño’nun gelişimini izlemeye yardımcı oluyor; günlük ölçümler ile üç aylık göreli endeksler farklı göstergeler sunuyor. Editoryal illüstrasyon.

Tahminler de güçlenmeye işaret ediyor. Columbia Üniversitesi bünyesindeki IRI’nin 21 Eylül 2026 tarihli güncellemesine göre izlenen 22 modelin tamamı, sonbahardan kışa kadar “çok güçlü” El Niño (Niño 3.4 ≥ +2,0 °C) öngörüyor. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin (NOAA) 8 Ekim değerlendirmesinde ise Ekim–Aralık 2026 döneminde üç aylık göreli Niño endeksinin 2,5 °C veya üzerine çıkma olasılığı yüzde 83 olarak verildi. Bunlar gerçekleşmiş rekorlar değil, olasılık tahminleri; ayrıca üç aylık göreli endeks, yukarıdaki günlük sıcaklık sapmasıyla aynı ölçü değil.

1877 ile karşılaştırma neden zor? 1877’ye ait Pasifik değerleri seyrek gemi ölçümlerinden yeniden yapılandırılıyor; bugünkü değerler ise uydular ve şamandıralarla ölçülüyor. Üstelik okyanusların genel olarak ısındığı bir dünyada ham Niño 3.4 değeri, El Niño’yu genel ısınma eğilimiyle karıştırma riski taşıyor. Bu yüzden bilim insanları, bölgedeki sapmadan tropikal okyanusun ortalama sapmasını çıkaran “göreli” endeksler de kullanıyor. NOAA’nın göreli endeks (RONI) serisi 1950’de başlıyor; yani 1877 ile bugünü tek başına sıralayabilecek bir kaynak değil. Kısacası 2026 olayı kayıtlı en güçlü El Niño’lar arasında yer alıyor; ancak bu yazıda kullandığımız kaynaklar, 1877 ile 2026 arasında aynı yöntem ve zaman ölçeğine dayanan kesin bir güç sıralaması kurmaya yeterli değil.

1877’yi felakete çeviren üç okyanus formülü

1876-78 kuraklığının iklim tarafını inceleyen temel çalışmalardan biri, Deepti Singh ve Lamont-Doherty Yer Gözlemevi’nden meslektaşlarının 2018’de Journal of Climate‘ta yayımladığı “Climate and the Global Famine of 1876–78” makalesi. Ekip; gözlemleri, ağaç halkası rekonstrüksiyonlarını ve iklim modeli simülasyonlarını birlikte kullandı.

1877 küresel kıtlığı ve üç okyanusun rolünü temsil eden dünya küresi, eski kayıt defteri ve kurak arazi illüstrasyonu.
1876–1878 Büyük Kuraklığı araştırması, Pasifik, Hint Okyanusu ve Kuzey Atlantik koşullarının farklı bölgelerdeki etkilerini birlikte ele alıyor. Editoryal illüstrasyon.

Çalışmaya göre felaketin olağanüstü şiddeti, süresi ve yaygınlığı tek bir olayla değil, dört koşulun art arda gelmesiyle açıklanıyor. Bunlardan biri Hint Okyanusu Dipolü; yani batı ve doğu tropikal Hint Okyanusu arasındaki deniz yüzeyi sıcaklık farkının değişimi. Batı taraf doğudan belirgin biçimde ısındığında dipol “pozitif” evreye geçiyor.

Bileşen 1877-78’deki durum Araştırmanın atfettiği rol
Tropikal Pasifik (1870-76) Uzun süreli serin dönem Bazı bölgeleri önceden kurutan zemin
El Niño (1877-78) Rekor güçte Kuraklığı başlatan ana itici
Hint Okyanusu Dipolü (1877) Rekor güçte pozitif Avustralya’da kuraklığı yoğunlaştırma ve uzatma
Kuzey Atlantik (1878) Rekor sıcak Kuzeydoğu Brezilya’da kuraklığı uzatma

Araştırmaya göre en ağır darbeyi “Muson Asyası” aldı: Bölge, ağaç halkalarından yeniden yapılandırılan son 800 yıllık kayıtta şiddet bakımından en ağır, kapladığı alan bakımından ikinci en yaygın kuraklığını yaşadı. Makale ölümlerin 50 milyonu aştığını belirtiyor; bu, o dönem dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 3’ü. Tarihçilerin tahminleri ise kaynağa göre geniş bir aralıkta değişiyor; kayıtların eksikliği kesin bir sayıyı imkânsız kılıyor.

Singh’in tespitlerinden biri iklimin ötesine geçiyor: Ona göre 1876-78’deki El Niño ve iklim olayları, daha sonra “birinci” ve “üçüncü dünya” olarak adlandırılacak küresel eşitsizliklerin oluşmasına katkıda bulundu. Çalışmanın uyarısı da açık: Bu koşullar doğal değişkenlikten doğdu ve küresel ısınmayla şiddetlenmiş biçimde tekrarlanmaları küresel gıda güvenliğini yeniden tehdit edebilir.

Hindistan musonu: aynı bölge, farklı sonuç

1876 kıtlığı Hindistan’ın güneyinde başlamıştı. 2026’da da en zayıf bölgelerden biri yine güney oldu. Hindistan Meteoroloji Dairesi’nin (IMD) 30 Eylül tarihli sezon sonu değerlendirmesine göre 2026 güneybatı musonu 759,4 mm ile uzun dönem ortalamasının (1971-2020) yüzde 87’sinde kaldı. Bu, 1901’den bu yana en düşük 13’üncü değer.

Hindistan’da azalan muson yağışlarını temsil eden, kısmen kurumuş çeltik tarlasına bakan çiftçi illüstrasyonu.
Muson yağışlarındaki azalma tarımsal üretim üzerinde baskı oluşturuyor; insani sonuçları ise stoklar, dağıtım kapasitesi ve gıdaya erişim de belirliyor. Editoryal illüstrasyon.

Bölgesel tablo daha keskin: Güney yarımada ortalamanın yüzde 76’sında kaldı ve 542 mm ile 1901’den bu yana en düşük dördüncü muson yağışını aldı. Doğu ve kuzeydoğu Hindistan ise ortalamanın yüzde 74’ünde kalarak IMD’ye göre 1901’den bu yana en kurak musonunu yaşadı.

Yani iklim sinyali 150 yıl önceki felaketle benzer bir coğrafyaya düşüyor. Bu benzerlik, aynı insani sonucun ortaya çıkacağını göstermiyor. İklim koşullarının yanı sıra tahıl stokları, dağıtım kapasitesi ve insanların gıdaya erişimi de sonucu belirliyor.

Bugünkü tablo: Hint Okyanusu, Kuzey Atlantik ve tahıl stokları

Hint Okyanusu Dipolü ekim başında nötrdü. IMD’nin 30 Eylül değerlendirmesinde 1877’de rekor kıran Hint Okyanusu Dipolü nötr durumdaydı; kurum bu koşulların ekim–aralık döneminde sürmesini bekliyordu. IMD’nin 8 Ekim tarihli uzun vadeli tahmini de aynı tabloyu koruyor. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ağustos başındaki görünümünde pozitif dipol gelişmesini bekliyordu; bu beklenti şimdilik gerçekleşmedi.

Kuzey Atlantik açık soru. Formülün bu parçası 1878’de, yani El Niño zirvesinden sonraki yıl devreye girmişti. Bu yazı için Kuzey Atlantik’in güncel durumunu gösteren birincil bir kaynak bulamadık. Bu bir veri eksikliği; mekanizmanın devre dışı olduğu anlamına gelmiyor. Kuzey Atlantik’in bu kış ve ilkbaharda nasıl seyredeceği, özellikle kuzeydoğu Brezilya’nın şubat-mayıs yağış sezonu için belirleyici olacak.

Alan 1877-78 (tarihsel araştırma) 2026 (son gözlem) Önümüzdeki aylar (tahmin)
Pasifik Rekor El Niño; seyrek gemi ölçümlerinden yeniden yapılandırıldığı için belirsizliği yüksek Niño 3.4 günlük sapması 21 Eylül’de günlük serinin rekorunu kırdı NOAA, 8 Ekim: Ekim–Aralık’ta üç aylık göreli endeksin 2,5 °C’yi aşma olasılığı %83
Hint Okyanusu Dipolü Rekor pozitif; Avustralya kuraklığını yoğunlaştırdı IMD, 30 Eylül ve 8 Ekim: nötr IMD: nötr koşulların ekim–aralık döneminde sürmesi bekleniyor
Kuzey Atlantik 1878’de rekor sıcak; Brezilya kuraklığını uzattı Birincil kaynakta doğrulanmış güncel veri bulunamadı 2027 ilkbaharında izlenecek

Yöntem notu: Tarihsel yeniden yapılandırmalar, güncel gözlemler ve ileriye dönük tahminler aynı kanıt türü değildir; tablo doğrudan bir güç sıralaması sunmaz.

Hindistan’ın ambarları dolu. Business Today’in aktardığı Hindistan Gıda Kurumu (FCI) verilerine göre merkezi havuzda 1 Eylül itibarıyla 479,92 lakh ton buğday ve 390,53 lakh ton pirinç, toplam yaklaşık 87 milyon ton stok bulunuyordu. Habere göre bu miktar, 1 Ekim stoklama normunun yaklaşık 2,8 katı.

Gıda güvenliğini temsil eden buğday ve pirinç çuvalları, tahıl deposu, çalışan ve sevkiyat kamyonu illüstrasyonu.
Tahıl stokları iklim şoklarına karşı koruma sağlayabilir; bu korumanın insanlara ulaşması için dağıtım ve erişim de önem taşıyor. Editoryal illüstrasyon.

Ama dünya Hindistan değil. BM Dünya Gıda Programı’nın (WFP) 5 Ağustos 2026 tarihli ilk analizi, incelenen 45 kırılgan ülkede El Niño bağlantılı şokların 2027 sonuna kadar en az 49 milyon ilave kişiyi akut gıda güvensizliğine sürükleyebileceğini öngörüyor. Bu, gerçekleşmiş bir artış değil, bir modelleme öngörüsü; analize göre bu ülkelerdeki toplam sayı yaklaşık 225 milyondan 274 milyona çıkabilir.

FAO ve WFP, 18 Haziran 2026’da yayımladıkları ilk ortak erken eylem çağrısında, 22 ülkede 8,8 milyon kişiyi korumayı hedefleyen 202 milyon dolarlık plan için 167 milyon dolar ek finansman istemişti.

Sıcak da ayrı bir risk. Chicago Üniversitesi’ne bağlı Climate Impact Lab’in modellemesi, Haziran 2026–Şubat 2027 döneminde, 1996–2025 ortalamasına kıyasla sıcaklığa bağlı yaklaşık 451 bin ek ölüm öngörüyor. Aynı rapora göre Sahel bölgesinde yalnızca Eylül–Şubat döneminde yaklaşık 66.800 ek ölüm bekleniyor. Bu sayılar gerçekleşmiş ölüm kaydı değil; sıcaklık tahminleri ile sıcaklık-ölüm ilişkisini birleştiren bir projeksiyon. Ekip, ayrıntılı yöntemin hakemli bir dergide yayımlanacağını belirtiyor.

Türkiye’den bir karşılaştırma: 1873-1875

Türkiye açısından tarihsel bir karşılaştırma da 1873-1875 Orta Anadolu kıtlığı. Yener Bayar’ın Marmara Üniversitesi’nde hazırladığı yüksek lisans tezi, kuraklık ve sert kışın toplumsal ve ekonomik koşullarla nasıl ağırlaştığını inceliyor.

1873–1875 Orta Anadolu kıtlığını temsil eden köy, öküz arabası, az tahıllı çuval ve karlı dağlar illüstrasyonu.
1873–1875 Orta Anadolu kıtlığı, kuraklık ve sert kışın toplumsal ve idari koşullarla nasıl ağırlaşabildiğini gösteren tarihsel bir karşılaştırma sunuyor. Editoryal illüstrasyon.

Tezin özetine göre çalışma Osmanlı Arşivi belgelerine, misyoner kayıtlarına ve dönemin süreli yayınlarına dayanıyor. Özete göre kuraklık ve sert kış koşullarıyla başlayan kıtlık, Osmanlı’nın altyapısal, idari, sosyal ve mali zaafları nedeniyle şiddetlenerek kitlesel ölümlere yol açtı. Çalışma, aynı yıllarda Hindistan’da yaşanan Bengal Kıtlığı ile karşılaştırma da yapıyor.

Bu çalışma, Anadolu kıtlığını Pasifik koşullarına bağlayan bir iklim analizi sunmuyor.

Önümüzdeki aylarda neyi izlemeli?

1876-78’in mirası, iklim olaylarının tek başına kaderi belirlemediğini gösteriyor. Kuraklığın nereye düşeceğini okyanuslar etkiliyor; bunun açlığa dönüşüp dönüşmeyeceğinde ise stoklar, ulaşım ve karar alıcıların zamanlaması belirleyici oluyor. İzlenmesi gereken başlıca göstergeler şunlar:

  • Niño 3.4’ün kasım-ocak zirvesi ve göreli endeksler; NOAA’nın bir sonraki değerlendirmesi 12 Kasım’da,
  • Hint Okyanusu Dipolü’nün nötr kalıp kalmadığı,
  • Kuzey Atlantik sıcaklıkları ve kuzeydoğu Brezilya’nın şubattan itibaren yağışları,
  • Güney Afrika’nın kasım-mart yağış sezonu,
  • FAO-WFP erken eylem çağrısının ne kadarının finanse edildiği,
  • Türkiye için kış yağışları, kar örtüsü ve küresel tahıl fiyatları.

Bugünün avantajı, iklim riskini aylar öncesinden değerlendirebilmek. Bu avantajın gıda güvenliğine dönüşmesi, uyarıların zamanında finansman, erişilebilir stoklar ve yerel hazırlıkla desteklenmesine bağlı.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Erken uyarı sistemleri bu kadar gelişmişken, El Niño’nun en kırılgan ülkelerde yine açlığa dönüşmesini engellemek için en büyük eksik sizce finansman mı, lojistik mi, yoksa siyasi irade mi?

Kaynaklar

Singh, D. ve ark. (2018): Climate and the Global Famine of 1876–78, Journal of Climate 31

NASA GISS: Singh ve ark. (2018) makale özeti

Lamont-Doherty Yer Gözlemevi: Researchers say an 1800s global famine could happen again

Cook, E.R. ve ark. (2010): Asian Monsoon Failure and Megadrought During the Last Millennium, Science 328

Carbon Brief: Analysis: ‘Super El Niño’ breaks ‘remarkable’ all-time record, 21 Eylül 2026

Copernicus C3S: Eylül 2026 iklim bülteni

IRI (Columbia Üniversitesi): ENSO teknik güncellemesi, 21 Eylül 2026 (sayfa her ay güncellenir)

NOAA İklim Tahmin Merkezi: ENSO tanı değerlendirmesi, 8 Ekim 2026 (sayfa her ay güncellenir)

NOAA: Göreli Niño endeksi (RONI) tanımı ve tarihsel seri

IMD: 2026 güneybatı musonu sezon sonu değerlendirmesi, 30 Eylül 2026

IMD: Ekim-Aralık 2026 basın açıklaması, 30 Eylül 2026

IMD: Uzun vadeli tahmin, 8 Ekim 2026

WFP: El Niño ve akut açlık öngörüsü, 5 Ağustos 2026

FAO-WFP: Ortak erken eylem çağrısı, 18 Haziran 2026

Climate Impact Lab (Chicago Üniversitesi): El Niño raporu, Eylül 2026

Business Today (FCI verisi): Hindistan tahıl stokları, 8 Ekim 2026

Bayar, Y.: 1873-1875 Orta Anadolu Kıtlığı, yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi

İlgili haberler


Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz