2026, Türkiye’de iklim politikasının “belge” olmaktan çıkıp finansman, raporlama ve rekabetçilik üzerinden çalışan bir düzenleme setine dönüşmeye başladığı eşik yıl olarak öne çıkıyor.
Hızlı bakış
- 2026’da Türkiye iklim politikasının hedef metinlerinden düzenleme ve uygulama setine dönüşen eşik yıl olması
- İkinci NDC ile sektörlerde ölçülebilir performans, emisyon raporlaması ve izlenebilirlik beklentisinin güçlenmesi
- Ulusal yeşil taksonomi ile hangi yatırımların yeşil sayılacağına dair ortak finansman ve risk değerlendirme referansının oluşması
- İklim finansmanı stratejisinin sermaye akışının koşullarını ve önceliklerini belirleyerek dönüşüm yatırımlarının maliyetini şekillendirmesi
- CBAM’ın mali döneme geçişiyle 2026’da veri kalitesinin ihracatçı sektörler için rekabet ve uyum maliyetinin temel unsuru haline gelmesi
2026’yı farklı kılan şey: İklim politikasının uygulama diline çevrilmesi
Türkiye’de iklim gündemi uzun süre hedef metinleri ve genel çerçeveler üzerinden okundu. 2026’nın ayırt edici tarafı, bu çerçevenin sahaya inmesi ve kurumların aynı anda birden fazla “uyum” başlığını iş akışına çevirmek zorunda kalması. İkinci Ulusal Katkı Beyanı, ulusal iklim projeksiyonları, ulusal yeşil taksonomi ve iklim finansmanı stratejisinin tamamlanmasına dönük takvim, 2026’yı düzenleme tarafında bir kapanış ve yeni dönem başlangıcı haline getiriyor.
İkinci NDC: Tek metin değil, sektörlerin yeni performans dili
İkinci NDC tamamlandığında, enerji, sanayi, ulaşım ve tarım gibi başlıklarda “hedef” söylemi yerini ölçülebilir performans ve izlenebilir ilerleme diline bırakmak zorunda kalacak. Bu dönüşüm, şirketler tarafında emisyon verisinin daha düzenli, daha denetlenebilir ve daha karşılaştırılabilir üretilmesini zorunlu kılıyor. Kamu tarafında ise hedeflerin bütçe, teşvik ve yatırım planlamasına nasıl bağlanacağı sorusu öne çıkıyor.

Yeşil taksonomi: “Hangi proje yeşil sayılır?” sorusunun tek referansı
Ulusal yeşil taksonomi, bankaların ve yatırımcıların “yeşil” tanımını ortaklaştıran bir sınıflandırma çerçevesi olarak kritik. Bu çerçeve netleştikçe, sürdürülebilir kredi ürünleri, tahvil ihraçları, proje finansmanı koşulları ve risk iştahı daha standart bir dile kavuşur. Taksonominin etkisi, yalnızca çevresel iddiaların doğrulanması değil; sermayenin hangi yatırımlara daha düşük maliyetle akacağını belirleyen pratik bir filtre olmasıdır.
İklim finansmanı stratejisi: Sermaye akışını düzenleyen yeni harita
İklim finansmanı stratejisinin tamamlanması, “kaynak nereden gelecek?” sorusundan çok “kaynak hangi koşulla ve hangi öncelikle gelecek?” sorusunu yanıtlar. Bu aşamada finansman araçlarının çeşitlenmesi, yeşil dönüşümün bir yatırım portföyü mantığıyla ele alınmasını sağlar. Orta Vadeli Program’ın (OVP) yeşil dönüşümü makro ekonomiyle birlikte okuyan yaklaşımı, 2026 sonrası için finansman mimarisinin yönünü tarif eden önemli bir referans alanı oluşturuyor.
CBAM baskısı: 2026’da veri kalitesi rekabet unsuru haline geliyor
AB’nin CBAM takviminde mali yükümlülük safhasına geçiş, ihracatçı sektörler için uyum maliyetini “teorik risk” olmaktan çıkarıp sözleşme ve fiyatlama gündemine taşır. Bu dönemde kritik nokta, yalnızca maliyetin varlığı değil; maliyeti belirleyen emisyon verisinin güvenilirliği ve izlenebilirliğidir. CBAM sertifikası alımının 2026 ithalatına dönük olarak 1 Şubat 2027 itibarıyla başlaması beklenirken, 2026 yılı işletim hazırlığı açısından veri ve süreç kalitesinin test edildiği yıl olarak okunmalı.
2026 kontrol listesi: Bankalar ve şirketler için üç kritik soru
Bankalar için: Taksonomi uyumunu kredi ve yatırım süreçlerine nasıl gömeceğim, hangi veriyi hangi standartla isteyeceğim, “yeşil” iddiaları nasıl doğrulanacak?
Şirketler için: Emisyon verisini hangi sistemle üreteceğim, tedarik zinciri verisini nasıl toplayacağım, CBAM ve olası ETS uyumunu finansman maliyetime nasıl yansıtacağım?
Kamu için: İkinci NDC, taksonomi ve finansman stratejisi aynı dili konuşacak mı; teşvikler, denetim ve raporlama altyapısı bu dili taşıyacak mı?
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
2026’da yeşil taksonomi ve iklim finansmanı çerçevesinin netleşmesi, sizce bankalar ve ihracatçı şirketler için uyumu kolaylaştırır mı, yoksa yeni bir maliyet baskısı mı yaratır?
İlgili haberler
- Türkiye ETS 2025–2026: CBAM karbon maliyeti başlıyor
- 2026’da Türkiye enerji dönüşümü: GES, depolama ve karbon piyasası aynı eksende
- YEKDEM 2026 ve şebeke sınırı: Lisanssız GES yükselirken dönüşen kapasite dengesi




















