23 Şubat 2026’da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda duyurulan ₺100 milyarlık İmalat Sanayi Finansmanı ve İstihdamı Koruma Programı, yüksek finansman maliyetleri altında üreticiler için yeni bir kredi penceresi açtı. Programın etkisi, kaynağın yatırım mı yoksa bilanço rahatlatma amacıyla mı kullanılacağına bağlı olacak.
Hızlı bakış
- 23 Şubat 2026’da duyurulan ₺100 milyarlık program, imalat sanayine kamu destekli kredi imkanı sunuyor.
- Firma başına ₺50 milyon limit, 6 ay ödemesiz dönem ve 36 aya kadar vade öngörülüyor.
- 10 puanlık faiz desteği, sıkı kredi ortamında finansman maliyetini anlamlı ölçüde düşürüyor.
- İstihdam koruma şartı, maliyet esnekliği ile sosyal istikrar arasında denge kurmayı hedefliyor.
- Programın etkisi, ihracat ve iç talep görünümüne bağlı olarak köprü finansman veya kalıcı araç niteliği kazanabilir.
Programın genel çerçevesi: Kapsam, büyüklük ve hedef kitle
İmalat Sanayi Finansmanı ve İstihdamı Koruma Programı, 23 Şubat 2026’da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından, KOSGEB ve protokol bankaları iş birliğiyle kamuoyuna duyuruldu. Program, NACE C kodlu imalat sanayi işletmelerini kapsıyor ve hem KOBİ’leri hem de büyük ölçekli firmaları hedefliyor.
Toplam ₺100 milyarlık kredi hacmi öngörülen program kapsamında, firma başına azami kredi tutarı ₺50 milyon olarak belirlendi. Krediler için 6 ay anapara ödemesiz dönem ve 36 aya kadar vade imkânı sunuluyor. KOSGEB tarafından sağlanan 10 puanlık faiz desteği, uygun koşullarda finansman maliyetini anlamlı ölçüde aşağı çekebiliyor.
Programın istihdam koruma şartı kapsamında, işletmelerin belirli bir referans döneme göre istihdam seviyelerini koruması bekleniyor. Emek yoğun bazı sektörlerde çalışan başına nakdi performans desteği, diğer imalat sektörlerinde ise 10 puanlık finansman desteği mekanizması öne çıkıyor.
Başvuruların 2 Mart 2026’da başlaması ve kredi kullandırımlarının 2026 yılı içinde tamamlanması öngörülüyor.
Kredi şartları ve başvuru takvimi
Program kapsamında firmalar, protokol bankaları üzerinden azami ₺50 milyon krediye başvurabilecek. 6 ay anapara ödemesiz dönem, 36 aya kadar vade imkânı ve KOSGEB’in 10 puanlık faiz desteği, özellikle kısa vadeli nakit akışı baskısı yaşayan imalat işletmeleri için dikkat çekici bir finansman çerçevesi oluşturuyor.
Başvuruların 2 Mart 2026 itibarıyla açılması ve 2026 yılı içinde kredi kullandırımlarının tamamlanması planlanıyor. Bu takvim, programı kısa ve orta vadede likiditeyi destekleyen hedefli bir araç konumuna getiriyor.
Finansman maliyeti etkisi: Sıkı kredi ortamında kamu müdahalesi

Programın açıklandığı dönemde TL kredi faizleri yüksek seviyede seyrederken, reel faiz pozitif kalmaya devam ediyor ve bankalar kredi tahsisinde daha seçici davranıyor. Bu çerçevede kamu destekli kredi, özel bankaların sınırlı kredi iştahını tamamlayıcı bir rol üstleniyor.
Ancak programın etkisini belirleyecek temel soru, kredinin hangi amaçla kullanılacağı. Talep tarafı zayıf kalırsa, kaynağın önemli bir bölümü yeni kapasite yatırımı yerine mevcut borçların çevrilmesi ve nakit akışının dengelenmesi için tercih edilebilir.
İstihdam şartı ve maliyet esnekliği: Koruma ile baskı arasındaki denge

İstihdam koruma şartı, kısa vadede iş gücü kaybını sınırlayarak sosyal istikrarı destekleyebilir. Buna karşılık, talep daralması yaşayan sektörlerde işletmelerin maliyet ayarlama esnekliğini sınırlayarak marj baskısını artırma riski de taşıyor.
Bu nedenle programın etkisinin sektörler arasında farklılaşması ve firmaların talep görünümü ile nakit akışı durumuna göre değişmesi bekleniyor.
CBAM bağlantısı: Dönüşüm yatırımlarında tamamlayıcı rol

Avrupa Birliği’nin CBAM çerçevesi kapsamında ihracatçı firmaların önümüzdeki dönemde verimlilik ve emisyon azaltımı yatırımları yapması gerekiyor. Finansman maliyetindeki düşüş, bu yatırımların zamanlamasını hızlandırabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.
Bu açıdan program, yalnızca likidite rahatlatma aracı değil; CBAM ve benzeri düzenlemeler nedeniyle kaçınılmaz hale gelen dönüşüm yatırımlarının finansmanında tamamlayıcı bir rol üstlenebilir.
6–12 aylık görünüm: Köprü finansman mı, kalıcı araç mı?
Önümüzdeki döneme ilişkin iki temel senaryo öne çıkıyor. İhracat toparlanır ve iç talep dengelenirse, program köprü finansman niteliğinde kalarak üretim kapasitesinin korunmasına katkı sağlayabilir. Talep zayıf kalırsa, likidite ihtiyacının devam etmesi ve ilave kredi genişlemesi başlıklarının gündeme gelmesi olasılığı artar.
Faizlerin seyrine ve kredi politikasındaki sıkılık düzeyine bağlı olarak, programın etkisi tek seferlik bir köprü ile yeni normalde yer tutan daha kalıcı bir araç arasında değişebilir.
Mevcut tablo, paketin sıçrama yaratmaktan ziyade üretim temposunu korumaya ve finansman koşullarındaki sıkılığı sınırlamaya odaklandığına işaret ediyor.
Okura soru
Sizce bu program üretimde gerçek bir ivme yaratır mı, yoksa mevcut finansman sıkışıklığını geçici olarak mı dengeler? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.
İlgili haberler
- Responsible Programı 17,6 milyon TL, karbon fiyatı 80 euro
- CBAM 2026: AB’den Türkiye’ye yeşil finansman desteği
- AB sürdürülebilirlik kuralları, CBAM ertelemesi, otomotiv
- Yeni yatırım teşvikleri 2025 Türkiye yeşil ve dijital
- KOSGEB, temiz enerji iş fikirleri için çağrıya çıktı
- Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye 748 milyon dolarlık uygun koşullu enerji kredisi



















