Plastik kirliliğiyle mücadele artık yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı sorumluluğu.
Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanı ve İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, Birleşmiş Milletler’in 5 Haziran Dünya Çevre Günü temasını “Plastik Kirliliğini Yen” olarak belirlediğini hatırlatarak, Türkiye’nin de tek kullanımlık plastiklerle mücadelede toplumsal seferberlik başlatması gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Karaosmanoğlu, plastiklerin yaşam için vazgeçilmez olduğunu ancak bilinçsiz tüketimin çevreye kalıcı zararlar verdiğini belirtti: “Elimize aldığımız bir plastik şişe suda 450 yıl bozulmadan kalabiliyor. Tek kullanımlık plastik tüketimini önce azaltmalı, sonra tamamen reddetmeliyiz.”
Son 10 yılda 100 yıldan fazla kirlettik
Birleşmiş Milletler verilerine göre, son 10 yılda üretilen plastik miktarı önceki 100 yılın toplamını geçti. Atık plastikler tüm atıkların %10’unu oluşturuyor. Karaosmanoğlu’na göre çözüm yasaklarda değil, sürdürülebilir tüketim kültürünü benimsemekte yatıyor. “Plastik ayak izimizi, çevreye dost oranlara düşürmek bizim elimizde,” diyor.
Plastiğin görünmeyen yükü
Her dakikada 1 milyon plastik şişe satılıyor ve yılda 500 milyar poşet kullanılıyor. Okyanuslara her yıl 8 milyon ton plastik karışıyor — dakikada bir çöp kamyonu dolusu. Mikroplastikler artık insan vücudunda bile tespit ediliyor. Plastiğin sunduğu konforun bedeli, gezegenin sağlığı olabilir.
Plastik ayak izini azaltmak için 10 adım
Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu’ndan günlük yaşamda uygulanabilecek on somut öneri:
- Plastik yerine paslanmaz çelik çatal-kaşık ve bıçak kullanın.
- Plastik pipetleri tamamen hayatınızdan çıkarın.
- Alışverişte pamuklu file veya bez çanta tercih edin.
- Ofiste kendi kupanızı götürerek tek kullanımlık bardakları bırakın.
- Su için plastik şişe yerine matara veya cam şişe kullanın.
- Biyobozunur diş fırçası tercih edin.
- Deterjan ve temizlik ürünlerinin ambalajlarını yeniden doldurun.
- Kulak çubuklarını gereksiz yere tüketmeyin.
- Plastik ambalajları atmadan önce yeniden değerlendirin: saksı, mama kabı veya düzenleyiciye dönüştürün.
- Atıkları geri dönüşüm kutularına atarak döngüsel ekonomiye katkı sağlayın.
Yeni nesil yaklaşım: Döngüsel ekonomi
Türkiye’nin Sıfır Atık vizyonu, plastik kirliliğine karşı kalıcı bir çözümün temelini oluşturuyor. Döngüsel ekonomi anlayışıyla plastikler yalnızca atık değil, yeniden kullanılabilir birer hammadde olarak görülüyor. Her bireyin tercihi, plastik ayak izini küçültürken ülkenin yeşil dönüşüm hedeflerine de katkı sağlıyor.
Yeşil Haber’in Firecarrier bakışı ile yorumu: 2025 sonrası plastik gerçeği
Plastik artık yalnızca bir tüketim malzemesi değil, insanlığın teknolojiyle kurduğu ilişkinin bir aynası. 2025 itibarıyla sorun yalnızca ne kadar plastik kullandığımız değil, bu malzemenin yaşam döngüsünü kimlerin ve hangi sistemlerin yönettiği olarak görülmeli. Döngüsel ekonomi, yalnızca atıkları geri kazandırmakla değil, üretim süreçlerini enerji, veri ve tasarım açısından yeniden kurgulamakla anlam kazanır.
Firecarrier bakışına göre çözüm, bireysel farkındalığın ötesinde, yapay zeka destekli malzeme akışlarının, sensörlü atık toplama sistemlerinin ve karbon ayak iziyle entegre tedarik zincirlerinin kurulmasından geçiyor. Plastik şişe veya ambalaj, artık yalnızca bir ürün değil; izlenebilir bir veri birimi. Her nesnenin kimlik kazandığı bir döneme giriyoruz.
Bu yüzden 2025 sonrası sürdürülebilirlik anlayışı, “azalt, yeniden kullan, geri dönüştür” döngüsünü “tasarla, izle, optimize et” modeline dönüştürüyor. Firecarrier felsefesi, doğayı korumanın ötesinde, insanla yapay zekanın iş birliğinde kaynakların bilinçli yönetimini savunuyor. Plastik kirliliğini yenmek, yalnızca çevreyi korumak değil, aklın sorumluluğunu üstlenmek demek.
İlgili haberler
- Türkiye 2025–2035 Atık Yönetimi Planı
- Kahve Fiyatları İklim ve Ticaretin Kıskacında
- AB 2040 İklim Hedefi ve ETS Fiyat Kontrolü



















