TEİAŞ’ın 2 Mart 2026 duyurusu ve EPDK’nın 26 Şubat 2026 tarihli 14353 sayılı kararıyla lisanssız RES/GES için toplam 3500 MW’lık kapasite tahsisi ilan edildi. Uzun süredir “kapasite yok” söyleminin hakim olduğu piyasada bu hamle, 2026 için yeni bir denge arayışının işareti olabilir.
Hızlı bakış
- TEİAŞ’ın lisanssız RES ve GES için dağıtımda 2000 MW, iletimde 1500 MW kapasite ilanı
- Uzun süren “kapasite yok” döneminin kırılması ve yeni boşlukların oluşması
- Öncelik sıralamasında üretim ve tüketimin aynı ölçüm noktasında olduğu yerinde tüketim projelerinin öne çıkması
- Dağıtım seviyesinde 10 MW ve iletim seviyesinde 75 MW lisanssız üst limitlerinin ölçek ve kontrol dengesini belirlemesi
- 30 Nisan 2026’ya kadar başvuruların birlikte değerlendirilmesi, Mayıs ve Haziran’da yeni başvuru alınmaması
- Kalan kapasitelerin Temmuz ayının ilk 10 günü içinde yeniden duyurulması planı ve fiili başvuru penceresi
Duyurunun çekirdeği: Dağıtımda 2000 MW, iletimde 1500 MW

TEİAŞ tarafından yayımlanan tabloda, 2026 yılı için dağıtım seviyesinden transformatör merkezi (TM) bazlı tahsis edilen lisanssız güneş ve rüzgar kapasitelerinin toplamı 2000 MW olarak yer alıyor. Aynı karar kapsamında iletim gerilim seviyesinden şebekeye bağlanacak lisanssız RES/GES projeleri için 1500 MW’lık kapasite harita bazlı ilan edilmiş durumda.
Birlikte okunduğunda bu açılım, lisanssız üretim tarafında toplam 3500 MW’lık yeni bir alan anlamına geliyor. Bu büyüklük, yalnızca teknik bir kapasite güncellemesi değil; piyasa davranışını etkileyebilecek ölçekte bir reset olarak değerlendirilebilir.
“Kapasite yok” döneminin kırılması

Son dönemde yatırımcı, EPC firması ve sanayi tarafında en sık duyulan cümle “kapasite yok” idi. Yeni tabloda birçok il ve TM’de 1–5 MW aralığında boşlukların yeniden oluştuğu görülüyor. Bazı bölgelerde ise 10–30 MW bandında blok kapasiteler dikkat çekiyor.
Bu tablo, yalnızca çatı GES projeleri için değil; sanayi tüketimiyle eşleşen, daha büyük ölçekli lisanssız yatırımlar için de yeniden alan açıldığına işaret ediyor.
Kararın yönü: Tüketimle eşleşen projeler öne çıkıyor

14353 sayılı Kurul Kararı, kapasite tahsisinde öncelik sıralamasını açık biçimde tanımlıyor. Üretim ve tüketim tesislerinin aynı ölçüm noktasında olması, aynı TM’ye bağlı bulunması ve aynı dağıtım ya da iletim bölgesinde yer alması gibi kriterler öncelik zincirini oluşturuyor.
Ayrıca üretim ve tüketim tesisinin aynı ölçüm noktasında olup sisteme enerji verilmesi halinde ihtiyaç fazlası enerji için ödeme yapılmayacak olan başvurulara öncelik verilmesi, lisanssız üretimin yeniden gerçek self-consumption eksenine çekildiğini gösteriyor. Bu yaklaşım, spekülatif kapasite tutma eğilimini sınırlayan bir politika tercihi olarak okunabilir.
Limitler ve sınırlar: Dağıtımda 10 MW, iletimde 75 MW
Karar kapsamında bir gerçek veya tüzel kişiye dağıtım seviyesinden en fazla 10 MW, iletim seviyesinden en fazla 75 MW kapasite tahsis edilebilecek. Daha önce tahsis edilmiş kapasitelerle birlikte bu sınırların aşılması halinde fazla kısmın iptal edilmesine yönelik hükümler de bulunuyor.
Bu çerçeve, lisanssız üretimin mikro ölçekte kalmayacağını; ancak kontrolsüz büyümenin de sınırlandırıldığını ortaya koyuyor.
Takvim penceresi: Formel olarak 30 Nisan, fiilen Mart–Nisan
Karar metnine göre 30 Nisan 2026’ya kadar yapılacak başvurular birlikte değerlendirilecek. Mayıs ayında evrak değerlendirmelerinin, Haziran ayında teknik incelemelerin tamamlanması öngörülüyor. Bu süreçte Mayıs ve Haziran aylarında ayrıca yeni başvuru alınmayacak.
Temmuz ayının ilk 10 günü içinde kalan kapasitelerin yeniden ilan edilmesi planlanıyor. Bu takvim, formel olarak 30 Nisan’ı son başvuru eşiği olarak belirlese de, fiilen Mart–Nisan dönemini yoğun bir proje geliştirme ve başvuru penceresine dönüştürüyor.
OSB ve trafo paylaşımı: Kapasite yarışının görünmeyen katmanı
Karar ayrıca OSB’ler ile dağıtım şirketlerinin ortak kullandığı TM’lerde kapasite paylaşımının, sistem kullanım anlaşmalarındaki güç oranlarına göre yapılacağını düzenliyor. Bu durum, aynı TM’ye bağlı farklı oyuncular arasında kapasite rekabetinin her zaman eşit şartlarda yürümeyeceğini gösteriyor.
Özellikle OSB içi ve OSB dışı başvuruların aynı merkez üzerinden yarıştığı bölgelerde bu teknik ayrıntı belirleyici olabilir.
Enerji güvenliği bağlamı: Sanayi için stratejik enstrüman

Enerji maliyetleri, arz güvenliği, karbon baskısı ve ihracat rekabetçiliği aynı denklemde buluşurken; lisanssız kapasitenin yeniden açılması sanayi için yalnızca bir yatırım fırsatı değil, aynı zamanda bir maliyet ve risk yönetimi aracı anlamına geliyor.
Bu nedenle 3500 MW’lık açılım, kısa vadeli bir teknik düzenleme olarak değil; enerji güvenliği tartışmaları içinde stratejik bir hamle olarak görülmeli.
Bu dosya burada bitmiyor
Bu yazı, lisanssız üretimdeki yeni kapasite döneminin çerçevesini ortaya koyuyor. Ancak kararın teknik mimarisi, öncelik sıralamasının piyasa etkileri, öne çıkan TM’ler, finansman tarafındaki olası hareketlilik ve bölgesel fırsat haritası ayrı analiz dosyalarıyla ayrıntılı biçimde ele alınacak.
Özetle: kapasite yeniden açıldı. Şimdi asıl soru, bu pencerenin kimler tarafından ve ne hızla doldurulacağı.
Okura soru
Sizce bu 3500 MW’lık pencere sanayide yerinde tüketim yatırımlarını hızlandırır mı, yoksa kapasite kısa sürede yeniden tıkanır mı?
İlgili haberler
- TEİAŞ verileri: Lisanssız üretimde dört aydır sıfır MW kapasite
- Lisanssız elektrik üretimi kapasite krizi ve yatırım etkileri
- Lisanssız üretim kapasitesi beşinci ayda da sıfır MW
- TEİAŞ’tan lisanssız elektrik üretimi için güncel kapasite tahsisleri
- 2026’da öz tüketim amaçlı lisanssız elektrik için 3500 MW tahsis açıklaması
- EPDK lisanssız üretim yönetmelik taslağı büyük değişiklikler içeriyor
- TEİAŞ depolama şebeke kriterleri 2026: Teknik eşik ne oluyor
- EPDK lisanssız GES RES önceliği yerinde tüketime kaydırdı


















