ÇED yönetmeliği değişikliği Türkiye ÇED gerekli değildir kararı kaldırılması Türkiye ÇED süreci yeni düzenleme

5 Mart 2026 tarihli ve 33187 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleme, ÇED karar setini yeniden tanımladı. Değişiklik; karar türlerinden halkın katılımı usulüne, süre hesaplamalarından proje listelerine kadar yatırım ve çevre izin süreçlerini etkileyen yeni bir çerçeve kuruyor.

Yeni ÇED karar sistemi: “ÇED gerekli değildir” yerine “ÇED raporu hazırlanmalıdır”

ÇED gerekli değildir kararı kaldırılması ve ÇED yönetmeliği değişikliği Türkiye
Yeni düzenleme, ÇED karar türlerini yeniden tanımlayarak çevresel değerlendirme sürecinde yeni bir çerçeve oluşturuyor.

Yönetmelikte en dikkat çeken değişiklik, uzun süredir kullanılan “ÇED gerekli değildir” kararının metinden çıkarılması oldu. Bakanlığın verebileceği ÇED karar türleri artık “ÇED olumlu”, “ÇED olumsuz” ve “ÇED raporu hazırlanmalıdır” başlıkları etrafında tanımlanıyor.

Bu değişiklik, özellikle proje değerlendirme dilini ve idari karar mimarisini değiştiriyor. Yeşil ekonomi açısından bakıldığında mesele yalnızca terminoloji değil; hangi projelerin hangi aşamada daha ayrıntılı incelemeye gireceği sorusu da yeniden şekilleniyor.

Yapı Kredi Mobil

Düzenleme, 7554 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Çevre Kanunu’ndan çıkarılan “ÇED gerekli değildir” ifadesine uyum amacı da taşıyor. Böylece kanun seviyesinde yapılan değişiklik, yönetmelik düzeyinde uygulama mimarisine yansıtılmış oldu.

Yetki yapısı ve Ek-2 projeleri: Bakanlık merkezde kalırken il müdürlüğüne devir imkanı

Yeni düzenlemeye göre bu yönetmeliğe tabi projelerde “ÇED olumlu”, “ÇED olumsuz” ve “ÇED raporu hazırlanmalıdır” kararlarını verme yetkisi esas olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda bulunuyor.

Bununla birlikte Bakanlık, gerekli gördüğü durumlarda Ek-2 kapsamındaki projelerde belirli yetkileri sınırlarını çizerek il müdürlüklerine devredebilecek. Ek-2 projeleri genellikle belirli kapasitenin altında kalan veya çevresel etkisi daha sınırlı kabul edilen faaliyetleri kapsıyor.

Bu çerçeve, merkezi kontrolü koruyan ancak belirli dosyalarda uygulamayı yerele yayabilen hibrit bir idari model anlamına geliyor. Özellikle daha küçük ölçekli yatırımlarda sürecin nasıl işleyeceği bundan sonraki uygulamalarda daha net görülecek.

İzin ve ruhsat süreçleri: ÇED ile paralel ilerleme hedefi

Türkiye ÇED süreci yeni düzenleme ve ÇED yönetmeliği değişikliği Türkiye
İzin ve ruhsat işlemlerinin ÇED süreciyle paralel ilerlemesi, yatırım takvimleri açısından yeni dönemin temel başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.

Yeni düzenlemede ÇED süreci devam ederken izin ve ruhsat süreçlerinin de eş zamanlı başlatılabilmesine imkan tanındığı belirtiliyor. Bu yaklaşımın temel amacı, planlanan yatırımların yalnızca bürokratik gecikmeler nedeniyle yavaşlamasını önlemek.

Bununla birlikte ÇED süreci tamamlanmadan yatırım ve ruhsat kararlarının kesinleşemeyeceği vurgulanıyor. Dolayısıyla paralel ilerleyen süreçler yatırım takvimini hızlandırmayı amaçlasa da çevresel değerlendirme kararı nihai belirleyici olmaya devam ediyor.

Süre hesapları ve prosedür dili: “Ay” yerine “takvim günü” dönemi

Yönetmelikte daha önce “ay” olarak ifade edilen bazı süreler “takvim günü” olarak yeniden tanımlandı. Bu değişiklik, uygulamada ortaya çıkan yorum farklarını azaltmayı ve idari süreçleri daha ölçülebilir hale getirmeyi amaçlıyor.

Aynı paket içinde askı, ilan ve rapor teslim süreçlerinde de güncellemeler yer alıyor. Böylece yalnızca karar başlıkları değil, kararın hangi takvim içinde ve hangi usulle ilerleyeceği de daha net bir çerçeveye bağlanmış oluyor.

Halkın katılımı toplantısı: Prosedür ve katılım tartışmaları

Türkiye ÇED süreci yeni düzenleme ve ÇED yönetmeliği değişikliği Türkiye kapsamında halkın katılımı
Halkın katılımı toplantıları, yeni ÇED sürecinde hem usul hem de fiili katılım tartışmaları açısından kritik önem taşıyor.

Yönetmelik değişikliğiyle halkın katılımı toplantılarına ilişkin ilan yöntemleri de güncellendi. Toplantıların Bakanlık ve il müdürlüğü internet sayfalarında duyurulması, ayrıca projeden en çok etkilenmesi beklenen yerleşimlerde askı ilanı veya anons yoluyla bildirim yapılması öngörülüyor.

Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlar ile proje sahibi veya yetkili temsilcisinin toplantıya katılmaması halinde toplantı bir kez ertelenebilecek. İkinci toplantıya da katılım sağlanmazsa ÇED süreci sonlandırılabilecek.

Öte yandan çevre örgütleri ve bazı meslek odaları, halk katılsa da katılmasa da sürecin belirli koşullarda ilerleyebilmesine ilişkin hükümler nedeniyle fiili katılımın ne ölçüde güçleneceğinin yakından izlenmesi gerektiğini ifade ediyor.

Ek-1 ve Ek-2 proje listeleri: Enerji ve sanayi faaliyetlerinde kısmi güncelleme

Düzenleme yalnızca karar ifadelerini değil, ÇED uygulanacak projeler listesi ile ön inceleme ve değerlendirmeye tabi proje listelerini de etkiliyor. Ek-1 ve Ek-2 listelerinde teknolojik gelişmeler, üretim süreçlerindeki değişimler ve iklim değişikliğiyle bağlantılı çevresel riskler dikkate alınarak kısmi düzenlemeler yapıldı.

Bu kapsamda GES ve RES projeleri dahil olmak üzere bazı faaliyetlerde eşik değerler ve kapsam tanımları güncellendi. Ayrıca demiryolu, liman, dip tarama, atık yönetimi ile bazı gıda ve hayvansal ürün işleme tesisleri gibi sektörlerde de proje sınıflandırmalarında değişiklikler yer alıyor.

Bakanlık açıklamasına göre çevresel etkileri uygulamada beklenenden yüksek çıkan bazı faaliyetler eşik değer aranmaksızın doğrudan ÇED uygulanacak projeler listesine alınarak daha ayrıntılı incelemeye tabi tutuldu.

Yeşil ekonomi açısından ilk okuma: Yatırım hızı ile çevresel denetim dengesi

Bu değişiklik, yeşil ekonomi başlığında iki nedenle önem taşıyor. Birincisi enerji ve sanayi yatırımlarında izin süreçlerinin paralel ilerlemesine imkan tanıyarak proje takvimlerini hızlandırma potansiyeli taşıması. İkincisi ise ÇED karar sisteminin hukuki çerçevesinin yeniden tanımlanması.

Bu nedenle yeni ÇED döneminde asıl soru, Türkiye’nin yalnızca süreçleri hızlandıran bir yatırım mevzuatı mı kuracağı yoksa çevresel denetim kalitesini yükselten bir kalkınma çerçevesi mi inşa edeceği olacak.

Özellikle yenilenebilir enerji, altyapı ve atık yönetimi yatırımlarında ilk uygulamalar, düzenlemenin yatırım ortamı ve çevresel değerlendirme süreçleri üzerindeki gerçek etkisini ortaya koyacak.

İlgili haberler

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Yeşil Haber (@yesilhabernet)


Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz