Tüpraş SMR teknolojilerinin teknik, ekonomik ve endüstriyel uygulanabilirliğini USTDA ile inceleyecek; çalışma 24 Ekim’de kamuoyuna aktarıldı.
Hızlı bakış
- Çalışma, SMR teknolojilerinin teknik olgunluğunu, lisanslama durumunu, ekonomik performansını ve çevresel ölçütlerini inceleyecek.
- Elektrik üretimi, proses ısısı ve düşük karbonlu hidrojen, potansiyel kullanım alanları arasında yer alıyor.
- SMR çalışması, Tüpraş’ın 2050 yılında karbon nötr enerji şirketine dönüşme hedefi kapsamında yürütülüyor.
- IC Holding, Baykar, Borusan ve Eksim’in önceki girişimleri teknoloji ortaklığı, tasarım ve girişim sermayesi modellerini kapsıyor.
- Yaklaşık bir yıllık süre değerlendirme ve raporlama çalışmasına ilişkin olup açıklama kesin yatırım kararı içermiyor.
Tüpraş’ın (IST: TUPRS), 24 Ekim’de Anadolu Ajansı tarafından da aktarılan özgün açıklamasına göre şirket, küçük modüler reaktörlerin (SMR) farklı teknoloji seçeneklerini değerlendirmek üzere ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) ile anlaşma imzaladı. Yaklaşık bir yıl sürmesi planlanan çalışma; teknik olgunluk, lisanslama, güvenlik, yakıt tedariki, ekonomik performans ve çevresel sürdürülebilirlik başlıklarını kapsayacak. Açıklama, kesinleşmiş bir nükleer santral yatırım kararı içermiyor.
Tüpraş–USTDA anlaşması hangi çalışmaları kapsıyor?
Çalışmada farklı SMR teknolojileri karşılaştırılarak teknik ve ekonomik uygulanabilirlikleri ile potansiyel endüstriyel kullanım alanları incelenecek. Değerlendirme yalnızca elektrik üretim kapasitesi veya reaktör tasarımıyla sınırlı olmayacak; teknolojilerin hangi geliştirme aşamasında bulunduğu ve ticari kullanıma geçiş için hangi koşulları karşılaması gerektiği de araştırılacak.
Teknik inceleme kapsamında reaktörlerin olgunluk seviyeleri, lisanslama durumları, emniyet ve güvenlik yaklaşımları ile yakıt tedarik zinciri gereksinimleri ele alınacak. Ekonomik performans ve endüstriyel uygulama seçeneklerinin yanında kaynak verimliliği, atık yönetimi ve su kullanımı gibi çevresel ölçütler de değerlendirilecek. Çalışmanın sonunda hazırlanacak raporun, Tüpraş’ın bu alandaki olası adımlarına ilişkin karar süreçlerine girdi sağlaması amaçlanıyor.
SMR incelemesinde elektrik, proses ısısı ve hidrojen neden birlikte ele alınıyor?

Şirket açıklaması, elektrik üretimi, proses ısısı ve düşük karbonlu hidrojen üretimini SMR teknolojilerinin potansiyel kullanım alanları arasında sayıyor. Açıklamada belirli bir rafineri, uygulama sahası veya hidrojen projesi belirtilmiyor; bu kullanım alanları, anlaşma kapsamında incelenecek olasılıklar olarak yer alıyor.
Bu kapsam, araştırmanın yalnızca elektrik tedarikini değil, sanayinin farklı enerji ihtiyaçlarına uygunluğu da sorguladığı şeklinde okunabilir. Bu kullanım alanlarından hangisinin Tüpraş açısından uygulanabilir bulunacağına ilişkin bir sonuç henüz açıklanmış değil.
Şirket, SMR teknolojilerini kesintisiz ve düşük karbonlu enerji sağlayabilme potansiyelleri üzerinden değerlendiriyor. Açıklamada nükleer enerjinin işletme sırasında doğrudan karbon emisyonu oluşturmaması ve yaşam döngüsü boyunca düşük sera gazı emisyonlarına sahip olması vurgulanıyor. Atık yönetimi ve su kullanımının da araştırmaya dahil edilmesi, değerlendirmenin karbon emisyonlarıyla sınırlı kalmayacağını gösteriyor.
SMR çalışması Tüpraş’ın dönüşüm planında nerede duruyor?
İşbirliği, Tüpraş’ın 2050 yılında karbon nötr enerji şirketine dönüşme hedefi doğrultusunda yürüttüğü teknoloji değerlendirmelerinin bir parçası. Şirketin Stratejik Dönüşüm Planı; sürdürülebilir rafinaj, sürdürülebilir havacılık yakıtları, sıfır karbonlu elektrik ve yeni nesil enerji teknolojilerini kapsıyor. SMR çalışması da bu seçeneklerin ticari olgunluklarının ve enerji dönüşümündeki potansiyel katkılarının incelendiği çerçeveye ekleniyor.
Tüpraş açıklamasında, Türkiye’nin 2050 yılına kadar 5.000 MWe küçük modüler reaktör kapasitesine ulaşma hedefini de referans gösteriyor. Bu rakam şirketin kendi yatırım hedefi veya anlaşmayla kurulacak kapasite değil; ulusal SMR gündemine ilişkin bir hedef. Tüpraş’ın çalışmasında değerlendirilecek reaktörlerin sayısı, kapasitesi veya teknoloji sağlayıcısı açıklanmıyor.
Türkiye özel sektörü nükleer teknolojilere hangi alanlardan yaklaşıyor?
Tüpraş’ın teknoloji değerlendirme anlaşması, Türkiye özel sektörünün daha önce duyurulan nükleer girişimleriyle birlikte okunabilir. Bu örnekler, özel sektörün nükleer teknolojilere teknoloji ortaklığı, reaktör tasarımı ve girişim sermayesi gibi farklı yollarla yaklaştığını gösteriyor.
IC Holding ve Baykar: Teknoloji ortaklığı ve tasarım
Yeşil Haber’in 8 Nisan 2026’da aktardığı IC Nükleer ve Endüstri ile ARC Clean Technology arasındaki ön anlaşma, Türkiye ve bölgede sodyum soğutmalı dördüncü nesil reaktörlere yönelik teknik, ekonomik ve düzenleyici fizibilite çalışmalarını kapsıyordu. Tasarım uyarlaması ve yerel entegrasyon da çerçevede yer alırken yatırım tutarı, finansman modeli ve bağlayıcı takvim açıklanmamıştı.
Baykar’ın 40 MW kapasiteli SMR tasarım çalışması ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın açıklamalarına dayanılarak Aralık 2025’te gündeme gelmişti. Bu örnek, işletmeye alınmış bir reaktörü değil, tasarım ve araştırma yönelimini ifade ediyordu.
Borusan ve Eksim: Girişim sermayesi yatırımları
Eylül 2026’da duyurulan Borusan Ventures’ın Bluecore Energy yatırım turuna katılımı, yüzer platformlarda nükleer enerji sistemi geliştiren bir girişimin finansmanına yönelikti. Açıklanan 50 milyon dolar turun toplam büyüklüğüydü; Borusan’ın bireysel yatırım tutarı ve ortaklık payı paylaşılmamıştı.
Eksim Ventures’ın Aalo Atomics yatırımı da Ağustos 2025’te duyurulan 100 milyon dolarlık Seri B turuna katılım üzerinden gerçekleşmişti. Her iki örnekte de girişime sermaye sağlanması, Türkiye’de aynı tutarda nükleer santral yatırımı yapılması anlamına gelmiyor.

Tüpraş’ın açıklaması neyi göstermiyor?
Anlaşma, SMR teknolojilerinin teknik, ekonomik ve endüstriyel uygulanabilirliğini değerlendirecek bir çalışmayı kapsıyor; belirli bir sahaya yönelik yatırım fizibilitesi veya santral kurulum projesi olarak açıklanmış değil. Seçilmiş bir reaktör modeli, tesis konumu, yatırım bütçesi, finansman yapısı, inşaat başlangıcı ve üretime geçiş tarihi paylaşılmadı. Yaklaşık bir yıllık süre de santral kurulumuna değil, değerlendirme ve raporlama çalışmasına ilişkin. Dolayısıyla açıklama, Tüpraş’ın nükleer elektrik üretimine başladığını veya kesin yatırım kararı aldığını göstermiyor.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Tüpraş’ın SMR değerlendirmesinde maliyet, güvenlik, atık yönetimi ve sanayiye enerji sağlama potansiyelinden hangisi belirleyici olmalı?
Kaynaklar
Yeşil Haber, Türkiye 4. nesil nükleer yarışına giriyor: IC Holding ARC ile anlaştı, 8 Nisan 2026.
İlgili haberler
- Türkiye 4. nesil nükleer yarışına giriyor: IC Holding ARC ile anlaştı
- Yerli nükleer reaktör çağrısından Baykar’ın 40 MW SMR projesine Türkiye nereye gidiyor?
- Borusan Ventures, Bluecore’un 50 milyon dolarlık yüzer nükleer yatırım turuna katıldı
- Eksim Ventures, Aalo Atomics’e yatırım yaparak enerji portföyünü SMR ile genişletiyor
- Avrupa’nın 2026 nükleer haritası: Yeni santraller, SMR projeleri ve Türkiye




















