THHP ve CREA, 22 Ekim’de İstanbul’da açıkladıkları raporda fosil yakıt kaynaklı hava kirliliğinin Türkiye’ye yıllık ekonomik yükünü 55 milyar dolar hesapladı.
Hızlı bakış
- Araştırma, Türkiye’de nüfusun maruz kaldığı PM2,5 kirliliğinin yüzde 52’sini kapsanan fosil yakıt emisyonlarıyla ilişkilendiriyor.
- Yıllık 55 milyar dolarlık ekonomik yük tahmini, 2024 GSYH’sinin yüzde 4,1’ine karşılık geliyor.
- Hesaplama, model için hazırlanmış 2024 emisyon verilerini 2015 meteorolojik verileriyle birleştiriyor.
- Kara Rapor’daki 138 milyar dolarlık tahmin ile yeni çalışmanın 55 milyar dolarlık tahmini farklı model ve kapsamlara dayanıyor.
- Türkiye’nin karasal fosil yakıt emisyonlarının Mısır, Suriye, Irak, İsrail ve Yunanistan’daki sağlık ve ekonomik etkileri de hesaplandı.
- Rapor, bağlayıcı ulusal PM2,5 standardı oluşturulmasını ve kömürlü elektrik üretiminden aşamalı çıkış taahhüdü verilmesini öneriyor.
Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP) ile Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi (CREA), 22 Ekim 2026 tarihli açıklamalarında, fosil yakıtlarla ilişkili ince partikül madde kirliliğine atfedilen yıllık sağlık yükünü yaklaşık 26.500 erken ölüm olarak duyurdu. İstanbul’da tanıtılan “Fosil Yakıtların Türkiye’ye Ağır Faturası: Sağlık Yükü ve Ekonomik Maliyeti” araştırması, 2024 yılı için hesaplanan sağlık etkilerini ve ekonomik yükü COP31 öncesinde gündeme taşıyor.

Fosil yakıtların PM2,5 maruziyetindeki payı yüzde 52
Araştırmaya göre Türkiye’de nüfusun maruz kaldığı PM2,5 kirliliğinin yüzde 52’si, çalışmada kapsanan fosil yakıt emisyonlarıyla ilişkili. Hesap, ülke içindeki kaynakların yanı sıra uluslararası havacılık ve denizciliği de içeriyor. Bu oran, bütün hava kirleticilerinin toplamına veya hava kirliliğine atfedilen ölümlerin payına ilişkin değil.
Basın bülteninde yıllık erken ölüm tahminleri İstanbul için 8.100, Ankara için 2.500, İzmir için 2.400 olarak veriliyor. Çalışma ayrıca yaklaşık 8.000 erken doğum, 8.200 düşük doğum ağırlıklı bebek, 5.100 yeni çocukluk çağı astım vakası ve astım nedeniyle 6.500 acil servis başvurusunu bu kirlilikle ilişkilendiriyor. Hastalık nedeniyle kaybedilen iş günü tahmini ise yılda 8,5 milyon.
55 milyar dolar bir harcama değil, ekonomik değerleme
Tahmini yıllık ekonomik yük, 2024 gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 4,1’ine karşılık geliyor. Bu tutar bir hastane harcaması veya kamu bütçesi kalemi değil; erken ölüm, hastalık ve işgücü kayıplarına ekonomik değer atanarak hesaplanan toplam yük.

Ölümlerin ekonomik karşılığı, ölüm riskinin azaltılmasına verilen değeri ifade eden istatistiksel yaşam değeri yaklaşımıyla hesaplanıyor. Raporun Tablo 3’ünde ölüm başına kullanılan değer 2023 dolarıyla 1.964.000 dolar. Nihai ekonomik maliyetler ise 2024’e ölçeklendiriliyor. Bu nedenle tablodaki birim değeri ölüm tahminiyle doğrudan çarparak 55 milyar doların ne kadarının ölümlerden oluştuğuna dair kesin bir oran çıkarmak uygun değil.
Rapor, ölüm tahminini 15.600–41.200, ekonomik maliyeti 32–85 milyar dolar aralığında sunuyor. Bu aralıklar, kullanılan kirletici doz-yanıt ilişkilerinin yüzde 95 güven aralığına dayanıyor; modelin bütün belirsizliklerini kapsayan sınırlar olarak okunmamalı.
Fosil yakıt kaynaklı kirliliğin 2024 için hesaplanan yıllık yükü
| Gösterge | Merkez tahmin | Raporda verilen aralık |
|---|---|---|
| Erken ölüm | 26.500 | 15.600–41.200 |
| Erken doğum | 8.000 | 4.000–8.500 |
| Düşük doğum ağırlığı ile doğan bebek | 8.200 | 2.600–13.800 |
| Çocuklarda yeni astım vakası | 5.100 | 2.700–7.500 |
| Astım nedeniyle acil servis başvurusu | 6.500 | 4.300–8.700 |
| Hastalık nedeniyle işe devamsızlık, gün | 8.463.000 | 7.219.000–9.692.000 |
| Ekonomik yük, milyar ABD doları | 55 | 32–85 |
Değerler, 2024 için modellenen yıllık etkilerdir; kayda geçirilmiş vaka veya harcama toplamları değildir. Kapsam, Türkiye’deki fosil yakıt emisyonları ile Türkiye’ye gelen ve Türkiye’den giden uluslararası denizcilik ve havacılık seferlerinin emisyonlarını içerir. Aralıklar, kirletici doz-yanıt fonksiyonlarının yüzde 95 güven aralığından türetilmiştir; bütün model belirsizliklerini kapsamaz. Satırlar farklı sonuçları ölçer ve birbirine eklenmemelidir.
Hesaplama 2024 emisyonları ve 2015 meteorolojisine dayanıyor
Raporun yöntem bölümüne göre araştırmacılar, EMEP MSC-W atmosferik kimyasal taşınım modelini yaklaşık 10 kilometrelik çözünürlükte kullandı. Model için hazırlanmış 2024 emisyon verileri, bu çözünürlükte kullanılan kamuya açık 2015 meteorolojik verileriyle birleştirildi.
Fosil yakıt katkısı, mevcut emisyonları içeren senaryo ile seçilmiş fosil yakıt emisyonlarının kaldırıldığı senaryolar karşılaştırılarak hesaplandı. Dolayısıyla sonuçlar, 2024’te tek tek kayda geçirilmiş ölüm ve harcama sayıları değil, belirli varsayımlar altında hesaplanan sağlık yükü ve ekonomik maliyet tahminleri.
Kara Rapor’daki 138 milyar dolar neden farklı?
THHP’nin Kara Rapor 2025 açıklaması, fosil yakıt kaynaklarını ayrıca ayırmadan PM2,5 kirliliği için 2024’te 62.644 erken ölüm ve yaklaşık 138 milyar dolarlık yıllık ekonomik yük bildiriyordu. Yeni çalışma ise fosil yakıt kaynaklı emisyonların katkısına odaklanıyor.
Kara Rapor, hava kirliliğinin Dünya Sağlık Örgütünün yıllık 5 mikrogram/metreküp kılavuz değerine indirilmesini esas alırken CREA çalışması seçilmiş fosil emisyonların kaldırıldığı senaryoyu inceliyor. Model ve kapsam farkları nedeniyle 26.500 sayısı 62.644’e bölünerek fosil yakıtların ölüm yükündeki payı bulunamaz. Benzer şekilde 55 milyar dolar, önceki 138 milyar dolarlık tahminin zaman içinde azaldığını göstermiyor.
Türkiye kaynaklı kirliliğin sınır ötesi etkileri de hesaplandı
Yalnızca Türkiye’nin karasal fosil yakıt emisyonlarını ayıran hesapta, yıllık erken ölüm tahminleri Mısır’da 3.200, Suriye’de 1.700, Irak’ta 800, İsrail’de 500 ve Yunanistan’da 400 olarak veriliyor. Ekonomik maliyet tahminleri aynı sırayla 2,1 milyar, 200 milyon, 800 milyon, 4,5 milyar ve 1,5 milyar dolar.
Bu bölümde uluslararası havacılık ve denizcilik emisyonları değiştirilmeden bırakılıyor. Rapor, ülkeler arasındaki ekonomik değerlemeleri 2023 yılı GSYH verilerine göre uyarladığını belirtiyor. Bu nedenle ölüm sayısı ile parasal maliyet sıralaması örtüşmüyor; tutarlar ülkeler arasındaki sağlık yükünü tek başına karşılaştırmak için yeterli değil.

Rapor ulusal PM2,5 standardı ve kömürden çıkış öneriyor
Rapor, Türkiye’de PM2,5 için bağlayıcı bir ulusal dış ortam hava kalitesi standardı bulunmadığını belirterek böyle bir standardın oluşturulmasını öneriyor. İkinci politika önerisi, ilk aşamada kömürlü elektrik üretiminden aşamalı çıkış taahhüdü verilmesi.
Kurumların basın bülteninde THHP Koordinatörü Deniz Gümüşel, Afşin Elbistan A ve Cenal genişletmeleri gibi yeni kömürlü santral projelerine izin verilmemesini istedi. Mevcut santrallerin de çalışanların ve bölge halkının haklarını güvenceye alan adil bir plan çerçevesinde mümkün olan en kısa sürede kapatılması çağrısında bulundu.

Raporun baş yazarı CREA analisti Vera Tattari, sınır ötesi etkilere dikkat çekerek Türkiye’nin COP31 öncesinde fosil yakıt bağımlılığını azaltma taahhüdü verebileceğini söyledi. Halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan ise fosil yakıt teşviklerinin sonlandırılmasını istedi.
İstanbul Politikalar Merkezi’nden Dr. Ümit Şahin, COP31’in elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarma hedefi için yenilenebilir enerjinin payının artırılması ve fosil yakıt kullanımının azaltılması gerektiğini vurguladı. Bunlar araştırmacıların ve konuşmacıların politika önerileri; alınmış kamu kararları değil.
Türkiye’nin iklim ve sağlık karnesinde değerlendirilen konu, ulusal iklim planının sağlık, finansman ve izleme içeriğiydi. Yeni araştırma, bu politika tartışmasına fosil yakıt kaynaklı kirliliğin hesaplanan sağlık ve ekonomik yükünü ekliyor.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Enerji yatırımları ve teşvikler değerlendirilirken hava kirliliğinin sağlık üzerindeki ekonomik yükü kararlara nasıl dahil edilmeli?
Kaynaklar
Temiz Hava Hakkı Platformu, Kara Rapor 2025 bulgularına ilişkin basın açıklaması, 15 Ekim 2025.
İlgili haberler
- Türkiye’nin iklim ve sağlık karnesi: 14 puan, finansman ve izlemede eksik
- COP31 öncesinde Türkiye ve kömür: Söylem, iklim hedefi ve elektrik sistemi ne gösteriyor
- COP31’in 2035 ajandası: Elektrikte yüzde 35, binalarda enerji yoğunluğunda yüzde 25 düşüş






