Kapsam 3 emisyonları ve finans sektöründe finanse edilen emisyonlar, sürdürülebilirlik raporlamasının en zor ve en az olgunlaşmış alanları arasında yer alıyor. Türkiye’de TSRS ve SARP süreci ilerlerken, tıkanıklık en çok bu başlıklarda görünür hale geliyor.
Hızlı bakış
- Kapsam 3 emisyonları, değer zincirinin upstream ve downstream aşamalarını kapsadığı için raporlamanın en karmaşık başlığı olarak öne çıkıyor.
- Sanayi şirketlerinde Kapsam 3 tıkanıklığı, tedarikçilerden karşılaştırılabilir veri toplanamaması ve veri formatı uyumsuzluklarıyla derinleşiyor.
- Finans sektöründe finanse edilen emisyonlar, kredi ve yatırım portföyündeki şirket verilerinin tutarlılığına bağlı olduğu için hesaplama zorluğu yaratıyor.
- TSRS’nin kademeli yaklaşımı, Kapsam 3 ve portföy emisyonlarında veri olgunluğunun zamana yayılacağını işaret ediyor.
- SARP gönüllü beyanları, Kapsam 1 ve Kapsam 2 verilerinin daha yaygın raporlandığını, Kapsam 3 alanının ise çoğu şirkette boş kaldığını gösteriyor.
- Bankalar için veri kalitesi, kredi risk değerlendirmesi ve fiyatlama süreçlerinde belirsizlik primini etkileyen bir gösterge haline geliyor.
Serinin üçüncü halkası: Fonlama ve raporlamadan en zor aşamaya
Serinin ilk yazısında fonlama dinamiklerini, ikinci yazısında SARP ve TSRS ile şekillenen raporlama altyapısını ele aldık. Bu üçüncü yazı ise “raporlama = veri = finansman” zincirinin en zor halkasına, Kapsam 3 ve finanse edilen emisyonlara odaklanıyor.
Kapsam 3, GHG Protocol kapsamında 15 ayrı kategoriyle tanımlanan ve şirketlerin büyük bölümünde henüz sınırlı ölçüde ele alınabilen bir alan olarak öne çıkıyor.
Kapsam 3 neden raporlamanın en kritik halkası?

Kapsam 3 emisyonları, bir şirketin doğrudan kontrolü dışında kalan ancak faaliyetleriyle bağlantılı tüm dolaylı emisyonları kapsıyor. Upstream ve downstream başlıklar altında satın alınan mal ve hizmetler, sermaye malları, lojistik, ürünlerin kullanım ve bertaraf aşamaları gibi çok geniş bir değer zincirini içeriyor.
Birçok sektörde toplam karbon ayak izinin %70–90’ının Kapsam 3 kaynaklı olduğu kabul ediliyor. Bu nedenle Kapsam 3, hem iklim etkisinin hem de uzun vadeli dönüşüm riskinin en yoğunlaştığı alan olarak değerlendiriliyor.
Sanayi tarafında temel sorun: Tedarik zincirinden veri toplamak

Türkiye’de sanayi şirketleri için Kapsam 3 raporlamasının en büyük engeli, tedarikçilerden güvenilir ve karşılaştırılabilir veri toplanamaması. Tedarikçi firmaların büyük bölümünün henüz düzenli emisyon envanteri tutmaması, veri formatlarının uyumsuzluğu ve ülke bazlı emisyon faktörlerindeki farklılıklar bu zorluğu derinleştiriyor.
Örneğin beyaz eşya üreticisi bir şirket için, ürünlerin kullanım ömrü boyunca tükettiği elektrikten kaynaklanan emisyonlar, fabrikanın kendi doğrudan emisyonlarından çok daha yüksek olabiliyor. Bu durum, Kapsam 3’ün neden stratejik bir alan olduğunu somut biçimde gösteriyor.
Finans sektöründe tablo daha karmaşık

Bankalar ve leasing şirketleri açısından Kapsam 3 tartışması, “finanse edilen emisyonlar” başlığıyla farklı bir boyut kazanıyor. Finansal kurumların kredi verdiği veya yatırım yaptığı şirketlerin emisyonları, doğrudan bilanço kalemi olmasa da iklim riski açısından kritik bir gösterge kabul ediliyor.
Finanse edilen emisyonlar neden ölçülemiyor?
Finanse edilen emisyonların hesaplanması, kredi portföyündeki şirketlerin emisyon verilerinin tutarlı, güncel ve karşılaştırılabilir olmasını gerektiriyor. Uluslararası alanda PCAF metodolojisi, bankaların sağladığı finansman oranına göre emisyon ataması yapılmasını öneriyor.
Türkiye’de birçok şirketin henüz Kapsam 1 ve Kapsam 2 verilerini bile düzenli olarak raporlamadığı düşünüldüğünde, finans sektörünün portföy bazlı emisyonları sağlıklı biçimde hesaplaması ciddi bir zorluk yaratıyor. TSRS’nin ilk iki raporlama döneminde Kapsam 3 açıklamasını zorunlu tutmaması da bu tıkanıklığın düzenleyici düzeyde kabul edildiğini gösteriyor.
TSRS ve uluslararası standartlar ne söylüyor?
TSRS, Kapsam 3 ve finanse edilen emisyonları tamamen dışlamıyor ancak uygulamada kademeli ve temkinli bir yaklaşım benimsiyor. İlk aşamada şirketlerin temel emisyon verilerini sağlamlaştırması, daha sonra değer zinciri ve portföy bazlı hesaplamalara geçilmesi hedefleniyor.
Uluslararası çerçevede GHG Protocol, kurumsal değer zinciri emisyonları için referans standart olarak kullanılırken, PCAF finans sektörü için portföy emisyonlarının hesaplanmasına yönelik metodoloji sunuyor. Bu iki çerçeve birlikte ele alındığında, Kapsam 3’ün orta vadede kaçınılmaz bir raporlama başlığı olduğu görülüyor.
SARP verileri tıkanıklığı nasıl gösteriyor?
SARP üzerinden yapılan gönüllü raporlamalarda, Kapsam 3 ve finanse edilen emisyon başlıklarının büyük ölçüde boş bırakıldığı görülüyor. Serinin ikinci yazısında aktarılan 276 şirketin gönüllü beyanında, Kapsam 1 ve Kapsam 2 verileri yer alırken Kapsam 3 satırlarının çoğunlukla doldurulmadığı dikkat çekiyor.
Özellikle finans ve enerji şirketlerinde portföy ve değer zinciri emisyonlarının raporlanmaması, tıkanıklığın sektörler arası ortak bir sorun olduğunu gösteriyor.
Bankalar bu verileri neden istiyor?
Finansal kurumlar için Kapsam 3 ve finanse edilen emisyonlar, yalnızca çevresel bir gösterge değil; kredi riski, sektör dönüşüm hızı ve portföy dayanıklılığı açısından kritik veriler olarak görülüyor. PCAF yaklaşımında yer alan veri kalitesi skorları, belirsizlik düzeyi düştükçe risk priminin de düşebileceğini varsayıyor.
Serinin ilk yazısındaki fonlama örnekleri ve ikinci yazıdaki SARP–TSRS çerçevesi, Kapsam 3 verisinin kısa süre içinde bankaların standart bilgi talebi haline geleceğine işaret ediyor.
Türkiye için gerçekçi senaryo ne?
Kısa vadede Kapsam 3 ve finanse edilen emisyonların eksiksiz ve yüksek doğrulukla raporlanması gerçekçi görünmüyor. Ancak pilot uygulamalar, sınırlı kategori seçimi ve veri kalitesi skorları üzerinden ilerleyen bir yaklaşım, orta vadede bu alanın olgunlaşmasına zemin hazırlayabilir.
Tıkanıklık bir risk mi yoksa geçiş aşaması mı?
Kapsam 3 ve finanse edilen emisyonlardaki mevcut tıkanıklık, şirketler için hem bir risk alanı hem de geçiş sürecinin doğal bir parçası olarak okunabilir. Kritik olan, bu başlığın tamamen göz ardı edilmesi yerine ölçülebilir ve yönetilebilir adımlarla ele alınmasıdır.
Türkiye’de sürdürülebilir finansman döneminin nasıl şekillenecek
Fonlama, raporlama altyapısı ve Kapsam 3 başlıkları birlikte değerlendirildiğinde, sürdürülebilirlik raporlamasının yalnızca teknik değil, stratejik ve finansal bir mesele olduğu netleşiyor. “Raporlama = veri = para” zinciri, Türkiye’de sürdürülebilir finansman döneminin nasıl şekilleneceğine dair güçlü bir çerçeve sunuyor.
Okura soru
Sizce Kapsam 3 ve finanse edilen emisyonlar için veri kalitesi standardı oturmadan, bankaların bu verileri kredi fiyatlamasına dahil etmesi mümkün mü?
İlgili haberler
- SARP ve TSRS süreci: Türkiye’de gönüllü raporlama neden zorunluluktan önce geldi?
- Yapı Kredi Grubu’nun 2026 fonlama akışı leasing tarafında yeşil ve mavi dönüşümü besliyor
- DenizBank ADB ile 100 milyon dolar yeşil tahvil ihracı yaptı
- TSKB’nin emisyon azaltım hedefleri onaylandı
- Türkiye’de ETS CBAM ve TSRS ile karbon yönetimi yol haritası
- Dijital dönüşüm ve CBAM Türkiye’nin yeşil ekonomi yolu
- TSRS raporlama eşikleri iki katına çıkarıldı
- TSRS ve green taxonomy nedir kurumlar ne zaman uyum sağlayacak?

















