Yüzde 100 yenilenebilir mümkün mü?  

Yüzde 100 yenilenebilir mümkün mü?  

PAYLAŞ
0

Global olarak bir enerji transformasyonundan geçiyoruz. Bu denli hızlı değişimlerde gündemi çok iyi takip etmek, ulaşılabilen en küçük bilgiyi paylaşmak son derece önemli. Bu yazımda sadece hidroelektrik değil, tüm yenilenebilir trendlerden bahsetmek istiyorum.

Artık ülkemizde yenilenebilir enerjinin sadece marjinal bir yatırım alan değil, stratejik ve hayati bir endüstri olduğunun artık hepimiz farkındayız. Başarı ile yapılan YEKA ihaleleri, ilave rüzgar enerjisi kapasite ihaleleri, yenilenebilir hedefler*, tüm kurum ve özel sektör hedefleri, bu işin ne kadar ciddi olacağının en önemli göstergesi.

2023 YENİLENEBİLİR ENERJİ HEDEFLERİ

Biyokütle 1 GW
Jeotermal 1 GW
Hidroelektrik 34 GW
PV Güneş 5 GW
Rüzgar 20 GW

Her ne kadar birçok konuda ülke olarak gecikmişlik hissi hepimizde ağır bassa da zorluklara dirençli pratik ve hızlı yatırımcılarımız, krizler ve ekonomik dalgalanmalara karşı aşılı oluşumuz, oturmuş bankacılık altyapımız, dinamik, esnek ve müthiş zeki yeni jenerasyonumuz ile tüm bu arayı kapatacağımızdan hiç şüphe duymuyorum.

Ülkemizde sadece inşaat demiri fiyatları Ocak 2016 yılından itibaren üç misli fiyata çıkmıştır. Yatırımcıların ne denli zor koşullarda mücadele ettiğini göstermek adına, yüzlerce sorundan sadece biri.

Sözü çok uzatmadan, bu yazımın ana konusuna girmek istiyorum. Enerji yatırımlarında tüm değişimler dünyanın yenilenebilir enerjiye doğru hızla ilerlediğini gösteriyor.

Fosil yakıtlarla enerji üretilen bir dünyadan, yenilenebilir enerjiye geçiş süreci ile birlikte toplam yeni kurulan yenilenebilir enerji kapasitesi bir rekora daha imza attı. Azalan maliyetler, sıkılaşan emisyon kriterleri, yenilenebilir enerjiye yönelimi artırdı. 2016 yılsonu itibarı ile toplam yenilenebilir enerji dünya kurulu gücü 2 milyon MW’yi geçti. 2015 yılında rekor kıran yenilenebilir enerji yatırımları, 2016 yılında özellikle gelişmekte olan ülkelerde % 32 oranında yavaşladı. Santral yatırımlarındaki düşüşün başlıca nedeni şebeke iletim sistemlerinde iyileştirme ve yapısal reformlara kaynak aktarımı idi.

ALTYAPI VE YÖNETMELİK İYİLEŞTİRMELERİ

Yenilenebilir yatırımlarda bazen biraz soluklanıp altyapı ve yönetmelik iyileştirmeleri yapmak gerekiyor. Küresel iklim değişiklikleri yenilenebilir enerjiye yönelimin ardındaki en önemli katalizör olmuştur. Ancak elbette tek başına yeterli bir gerekçe değildir. Fosil yakıtların ilk başta öngörülemeyen bir diğer maliyeti de sağlık harcamalarıdır. En hızlı gelişen Çin’in yenilenebilir enerjiye sadece 2020 yılına kadar ayıracağı yatırım miktarı 360 milyar dolardır.

ABD ordusunun üst düzey stratejistleri, ulusal güvenlik nedeni ile yenilenebilir enerjiye geçişi oybirliği ile desteklemiş ve kurumlara resmi olarak talimat göndermişlerdir.

Fotovoltaik sistemlerin maliyetlerinin azalması, rüzgar türbini dizaynında ve malzemelerindeki ekonomik iyileşmeler, CSP depolama maliyetlerinin azalması bu süreci desteklemektedir.

Birçok ülkede yenilenebilir enerji ile elektrik maliyetleri fosil ve nükleer yakıtlardan çok daha düşüktür. Dünyada yenilenebilir enerjiye verilen teşvik fosil yakıt yatırımlarına verilen teşviğin halen 4’te 1’i kadardır. Buna rağmen temiz enerjinin günümüzde bu denli rağbette olması gelecekteki önemini daha net gözler önüne seriyor.

Son olarak, yenilenebilir enerji ulusal anlamda iş ve istihdam yaratır. Düşük büyüme gösteren ekonomilerde ve gelişmekte olan ülkelerde yenilenebilir enerji cari açığın azaltılması, endüstriyel kalkınma ve iş imkanları sağlamaktadır.

YÜZDE 100 YENİLENEBİLİR MÜMKÜN MÜ?

Peki bir ülkenin tüm enerji ihtiyacının yüzde 100 yenilenebilir enerjiyle karşılanması mümkün müdür? Eğer şebekede değişken yenilenebilir kaynakların oranı artarken, kaynak tahmin sistemleri daha etkin kullanılır, kontrol ve işletme sistemleri modernize edilir daha verimli planlama ve daha hızlı reaksiyon organize edilirse mümkün olabilir.

Ayrıca yenilenebilir enerji entegrasyonunda daha ileri aşamalarda ileri seviyede kaynak tahmin sistemleri, şebeke altyapı güçlendirmeleri, artırılmış enterkonnekte şebekeler, şebeke işletmesi için gelişmiş IT altyapıları, şebekeye bağlı enerji depolama sistemlerinin artırılması, arz talep denge verimliliğinin artırılması ve yanıt süresinin / geçiş sürelerinin azaltılması, elektrik sistemine ısıtma, soğutma ve nakliye ulaşım sektörlerinin akuple edilmesi gibi tedbirler de gerekir.

2016 YILINDA YENİLENEBİLİR TABLOSU

2016 yılında 161 GW yeni kapasite ile bir rekor daha kırıldı. 2015 yılına oranla yüzde 9 artış sağlandı. 2016 yılının yıldız oyuncusu fotovoltaik idi, tüm yeni kapasitenin neredeyse yarısı PV ile yapıldı. Devreye alınan diğer santrallerin yüzde 34’ü rüzgar, yüzde 15’i ise hidroelektrik santrallerden oluştu.

2016 yılı yenilenebilir enerji için bir kırılım yılı idi. Tüm dünyada yenilenebilir enerjiye yapılan yatırım 250 miilyar dolar ile fosil yakıtlara yapılan yatırım miktarını geçti.

Fotovoltaik’te rekor ihaleler yapıldı. Arjantin, Şili, Hindistan, Suudi Arabistan ve ABD’de yapılan ihalelerde 3 USD Cent / kWh değerlerine dahi düşüldü.

Aynı şekilde rüzgar ihalelerinde de rekorlar konuşuldu. Offshore rüzgar enerjisindeki AB hedefi olan 2025 yılında kömürden daha ucuz bir enerji kaynağı olması yönünde hızlı gelişme sağlanıyor. Ülkemizde de ihale süreçlerini 2017 yılında hep birlikte takip ettik ve düşük fiyatlara şahit olduk.

2016 yılında % 3 lük bir global büyüme sağlandı, enerji talebi artış gösterdi. İyi haber, fosil yakıt emisyonları aynı kaldı. Bunun nedeni küresel olarak kömür kaynaklı enerji üretiminin daha az rağbet görmesi, yenilenebilir enerji artış oranı ve enerji verimliliği bilincindeki artış oldu.

BAZ YÜK OLMADIĞI EFSANESİ ÇÜRÜTÜLDÜ

Rüzgarın esmediği, güneşin olmadığı saatlerde baz yükün fosil ve nükleer santrallerden elde edileceği söylemi bir şehir efsanesine döndü ve doğru olmadığı ispatlandı. Çünkü 2016 yılında Danimarka ve Almanya % 140 ve % 80 pik yük oranlarını son derece sağlıklı bir biçimde sadece yenilenebilir enerji ile yönetti.

Şebekede elastikiyet, yenilenebilir enerji oranının artırılması için en önemli anahtardır.

Yüzde 100 yenilenebilir enerji hedefi olan ülke sayısındaki artış, sadece iklim , çevre ve halk sağlığı endişeleri ile değil, aynı amanda ekonomik nedenler ile sağlandı. 2016 yılında 36 yeni katılımcı RE100 adı verilen insiyatifte yerini aldı.

Dünyada halen 1,2 milyar insanın elektriğe erişimi yok. Yine 2,7 milyar nüfusun bildiğimiz enrerkonnekte şebeke ağı üzerinden elektrik erişimi artık değişiyor. Yeni iş modelleri ve yeni teknolojiler sayesinde kapalı devre şebekeler daha yaygın olacak. Bangladeş’te 4 milyon kişisel güneş enerjisi paneli ile kapalı devre elektrik üretilmektedir.

Bu panel sistemleri mikro krediler ile alınmıştır. Ödeme sistemleri de mobil telefonlar üzerinden kolaylıkla yapılmaktadır. 2012 yılında mobil sistemler üzerinden güneş paneli mikrokredi geri ödemeleri işlem hacmi 3 milyon dolar iken, 2016 yılında 223 milyon dolarlık bir işlem hacmi gözlemlenmiştir.

Bu trend doğu Afrika’da başlamış olup, batı Afrika ve Güney Asya’ya doğru giderek yaygınlaşmaktadır. Mini şebekeler pazarı toplam büyüklüğü 200 milyar doları bulmuştur.

YENİLENEBİLİR ARTIŞI DAHA FAZLA

Yenilenebilir enerjinin sadece zengin ülkeler tarafından yapılacağı efsanesi çöktü. Yatırımların büyük çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde yapıldı. Özellikle Çin’de yenilenebilir enerjide rekorlar kırıldı. 48 ülkede % 100 yenilenebilir enerjiye dönüş için stratejiler geliştirildi. 2015 yılında gelişmekte olan ülkeler yenilenebilir enerji yatırımlarında ilk defa sanayileşmiş ülkeleri geçti.

Ulaşım ve nakliye sektöründe önemli değişiklikler yolda. Halen teşvikler biyoyakıtlara odaklı olsa da, elektrikli taşıtların oranı inanılmaz bir hızla artmaktadır. Sadece 2016 yılında 775 bin yeni elektrikli araç yollara çıkmıştır. Toplam sayı 2 milyondur.

Şu an için elektrikli araçların primer enerjisi fosil ve nükleer yakıtlı santrallerden sağlanmaktadır. Bu durum değişecektir. Norveç’te tüm elektrikli araçların tedariği HES’ler ile sağlanmaktadır.

Elektrikli araçlarda yenilenebilir enerji kullanımı artacaktır. Bununla ilgili birçok şirket şimdiden çalışmalara ve kampanyalara başlamıştır. Önümüzdeki dönemler için enerji santralleri ile elektrikli araçların tüketimi arasında makul bir kanun mekanizması geliştirilmelidir.

DEPOLAMA KAPASİTESİ 150 BİN MW’Yİ GEÇTİ

Nakliye endüstrisi dünya enerji tüketiminin % 2 sini oluşturmaktadır. Bu alanda da yenilenebilir enerji kullanımı artacaktır. Hindistan ve Fas’ta rüzgar, güneş ile desteklenen raylı iletim sistemleri yapılmıştır.

Isıtma ve soğuma sektöründeki ağır ilerlemeye rağmen, bazı olumlu gelişmeler yaşanmıştır. Gıda sektöründe güneş enerjisi ile ısıtma yaygınlaşmış, diğer endüstrilere de sıçramıştır. Jeotermal ile merkezi ısıtma sitemlerinin sayısı artmıştır. Yenilenebilir enerjinin ısıtma amaçlı kullanımının şebeke dengelemesi anlamında da olumlu etkisi vardır.

Enerji depolama sistemleri ise geleceğin yeni parlayan yıldızı olacak. Her geçen gün daha fazla artan yenilenebilir enerji oranı, şebekeye entegre depolama sistemlerinin gerekliliğini bir kez daha gösterdi. Pil ve CSP depolamanın yanı sıra en yaygın depolama olan pompaj depolamalı sistemler ile birlikte dünyanın kurulu depolama gücü 150.000 MW’yi geçmiştir. Ülkemizde depolama ile ilgili acil bir yönetmelik hazırlanması gerekmektedir.

Yeni yılın hepimize sağlık, huzur, işlerimizde başarı ve bol enerji getirmesi dileklerimle.

BİR CEVAP BIRAK