Yenilenebilir enerji her derde deva mı?

Yenilenebilir enerji her derde deva mı?

PAYLAŞ
0

Tarih boyunca bir enerji türünden diğerine doğru salındık. Merak etmeyin, bugüne dek hiç enerjisiz kalmadık. Yarın da kalmayacağız. Yepyeni ya da mevcutların doğaya daha az zararlı kullanımına imkan veren, maliyetleri ucuzlayan, verimlilikleri giderek artan farklı enerji yakıtları bizi bekliyor.

Odundan kömüre, petrole, doğal gaza ve nükleere geçişi izleyen sürecin sonucunda (daha önce de mevcut ama ticarileştirilmemiş) hidro, rüzgar, dalga, güneş, jeotermal, katı ve sıvı biyokitle gibi yenilenebilir enerjiye ulaştık.

Ama daha son durakta değiliz, kim bilir neler göreceğiz önümüzdeki dönemde. Bu yüzden yatırımcılar, proje geliştiriciler, düzenleyiciler sürekli teyakkuz halinde. Eskiden 15-20 yıla yayılan süreçler artık günümüzde birkaç yıl içinde sonuç verebiliyor. Yatırımlarınızın semeresini toplayamadan hem teknolojide geride hem de fiyatta ileride kalabiliyorsunuz.

Şurası tartışılmaz bir gerçek, yenilenebilir enerji gelecekte enerji piyasasının en önemli unsuru olacak. Nitekim, Birleşmiş Milletler’in Paris’teki 21’inci BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’nda kabul edilen İklim Anlaşması ile bu gerçek tescil de edildi.

Lakin yenilenebilir enerjiyi her derde deva gibi görmeyelim. Halihazırda öngörülebilir enerji geleceğimiz fosil yakıtlara bağımlı (petrol yüzde 31, kömür yüzde 28, doğal gaz yüzde 22). Dünyada her gün 10,5 milyon ton kömür, 9,5 milyar metreküp doğalgaz, 95 milyon varil petrol tüketiyoruz.

Yenilenebilirin dünya enerjisindeki payı, 2016’da hidro hariç yüzde 8 idi. Geçen yıl küresel elektrik üretimindeki büyümenin yüzde 40’i yenilenebilirden geldi. Özellikle de güneş enerjisinden.

Bu oran, ülkemizde yüzde 7,7 rüzgar, yüzde 33,6 hidro, yüzde 1,1 jeotermal. 3 bin 98 santralın toplam 80.5 GW’lik kurulu güçte yenilenebilirin payı yüzde 43 civarı ama gerçekte elektrik üretiminin çoğunluğu hidro olmak üzere – sadece yüzde 33’ü. 10 yıl önce yüzde 25 idi. Bu hızla giderse yüzde 50’yi aşabilir.

Yakın zamanda Konya’da 1.000 megavat’lik 7 cent’in altında bir ihale yapıldı. Son 3 yılda güneş enerjisinin maliyeti yarıya indi ve 2020’ye kadar yine yarıya düşebilir. Yani ekonomik olarak güneşten daha mantıklı başka bir enerji kaynağı yok.

Elbette maliyetler önemli ölçüde düştü, fosil yakıtlarla rekabet edebilir düzeye geriledi. Elbette güneş, iklim değişikliğine karşı mücadelede düşük karbon içeriği dolayısıyla son derece avantajlı. Elbette ki, fosil yakıtlarda karşılaşılandan daha az jeopolitik gerilim senaryolarına konu oluyor. Çünkü sınırlar ötesine boru hatları, okyanuslarda tankerlerle taşınmak zorunda değil.

FİNANSAL RİSK EN BÜYÜK KAYGI

Ancak bugün diğer yakıtlarda karşı karşıya olduğumuz tüm riskleri ortadan kaldıramayacağını bilmeliyiz. Yenilebilirde beklenen yükselme için zamana ve yoğun yatırımlara ihtiyaç var. Geçtiğimiz yıl yapılan 1,7 trilyon dolarlık küresel enerji yatırımlarının önemli bir bölümü yenilenebilire yöneldi.

Hâlihazırdaki üretim kapasiteleri göz önünde bulundurulduğunda, yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmak için daha fazla yatırım gerekiyor. Bunu da önemli ölçüde özel sektörün üstlenmesi bekleniyor. Bu nedenle belli risklere katlanarak yatırımları yapacak veya yatırımları tasarlayacak olanların perspektifini, risklerin nasıl yönetileceğini anlamak doğru destekleme politikaları geliştirebilmek açısından son derece önemli.

Gelecekteki kanunların, düzenlemelerin ve düzenleyici otoritelerin aldıkları kararların üreticilerin getirilerini, maliyetlerini değiştirmesine yol açan “düzenleyici risk” halen yenilenebilir yatırımlarının önündeki en büyük engel. Oyunun kurallarının maç başladıktan sonra değişmesi, bürokratik ve hukuki süreçlerin süratle sonuçlandırılamaması temel şikayet konuları.

“Talep riski” (yeterli talebin oluşmaması), “fiyat riski” (elektrik fiyatının dalgalanması) ve “rekabet riski” (çok sayıda oyuncu) hem güneş hem de rüzgâr enerjisi yatırımlarına iştahı artırabiliyor da azaltabiliyor da. Sabit fiyattan alım garantilerinin olduğu durumda herhangi bir talep veya fiyat riski söz konusu değil.

“Finansal risk” tabii ki yatırımcılar bakımından en önemli kaygı. Yenilenebilir üretim teknolojisinin neredeyse tamamının ithal edildiği, bu yüzden önemli kur riskinin bulunduğu ülkemizde sabit fiyattan alım garantilerinin dolar cinsinden verilmesi finansal riski bir nebze azaltıyor.

ENERJİ DEMOKRASİSİ BİR ZORUNLULUK

İletim, dağıtım, şebeke sisteminden kaynaklanan riskler de ülkemizde yenilenebilir projeleri için önemli bir engel. Bağlantı noktası ve gerilim seviyesinin TEİAS ve/veya dağıtım lisans sahibi tüzel kişi tarafından belirlenmesinde yaşanan aksaklıklar ve gecikmeler var. Üreticinin istenilen zamanda ve miktarda elektrik üretememesi ise “performans riski” yaratıyor.

Ülkemiz henüz yerli teknoloji üretiminde istenilen seviyeye gelmediği, bazı yenilenebilir enerji teknolojilerinin yeni yeni geliştiği göz önünde bulundurulursa, teknoloji tedariki riski de hesaba katılmalı.

Sürekli altını çizdiğim bir mesaj var: Enerji insandan daha önemli değildir. Enerji dahil herşey insanın refahına, sağlığına, güvenliğine, mutluluğuna hizmet edecek şekilde kullanıma sunulmalıdır. Enerji demokrasisi ihmal edilemez bir zorunluluk. Ancak Çeşme, Karaburun, Datça ve Bodrum’da RES’ler, Karadeniz’de HES’ler hem doğal çevre, ekolojik denge, hem de çevresindeki insanların sağlığı, hakları dikkate alınmadan, hukuki kararlar da göz ardı edilerek, gerçekleştiriliyor. Bu, orta ve uzun vadede yatırımcı için de ciddi bir risk.

Sonuçta, yenilenebilir yatırımlar hızlanarak artacak, enerji karışımındaki payı büyüyecek, bu gelişmeler yeni teknoloji, fiyat riskleri, finansman modellerini dayatacak. Tıpkı fosil yakıtlarda olduğu gibi, yenilenebilir risklerini tanımlamak, etkin şekilde yönetmek düzenleyicilerin, yatırımcıların, işletmecilerin sürdürülebilir başarısının ön koşulu.

PAYLAŞ
Önceki haber“Çatı üstü güneş enerjisi potansiyeli 10 milyar dolar”
Sonraki haberÇin’de emisyon azaltmayan 9 bin şirket kapatıldı
Mehmet Öğütçü
1983'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü bitiren Mehmet Öğütçü, London School of Economics (LSE)'den Uluslararası Ekonomi üzerine yüksek lisans derecesi aldı. Bruges'deki College d'Europe'da Avrupa Yönetimi alanında master da yapan Öğütçü, halen zaman zaman LSE, Reading University, Dundee University ve Harvard'ta “Enerji Jeopolitiği”, “Rekabet Gücü”, “Su-Gida-Enerji Denklemi” ve “Kalkınma İçin Yatırım” gibi konularda ders veriyor. Çin, Rusya, Orta Asya, Ortadoğu ve Türkiye ile ilgili enerji, jeopolitika ve yatırım konularında, uluslararası bir otorite olarak kabul edilen Öğütçü, BBC, France-24, Dünya, CNBC, Bloomberg, Habertürk, Al Jazeera, CNNTürk, Hürriyet Daily News, Moscow Times, International New York Times, World Journal of Trade and Investment ve OECD Observer gibi yayınlara yazılı/sözlü katkılar sağlıyor. Mehmet Öğütçü, Türkçenin yanı sıra İngilizce, Fransızca ve konuşma düzeyinde Çince biliyor.

BİR CEVAP BIRAK