Cleantech balonunun sonu

Cleantech balonunun sonu

PAYLAŞ
0

Bilirsiniz ki, Amerika yatırım sektörü, ekonomik balonlar yaratmada geçmişte de günümüzde de bir hayli başarılıdır.

Ekonomik balon dediğimiz aslında yatırımcıların, erken dönemli şirketlerin bugünkü ürettiği değer üstünden değil, gelecekte üreteceği değer üstünden yatırım yapmalarının sonuçlarından biridir. Yani stratejinin elle tutulamayan, görülemeyen değeri üstünden yatırım yapılması.

Ancak asıl balonu balon yapan, yatırım yapılan şirketlerin ve ekiplerin stratejik değer vaatlerinin gerçekleşme potansiyellerinin aslında çok düşük olmasıdır. Ortada gelecek üstünden dönen bir ilüzyon vardır aslında. Hatırlarsanız 2000’lerin başında internet (dot-com) balonu vardı, 2010’larda mortgage balonu vardı.

2012’de, Amerika’daki yatırımcıların yarattığı balonun adı bu sefer Cleantech (temiz teknolojiler) oldu. Eski Amerika başkan yardımcısı Al Gore’un küresel ısınma konusundaki Oscar ödüllü belgeseli Inconventional Truth’un tüm dünyada sansasyona neden olması, John Doerr’in yenilenebilir enerjinin fırsatları konusundaki TED konuşması, toplumları, ülkeleri ve şirketleri doğaya zarar vermeyen, sürdürülebilir enerji ve teknolojik ürünlere çevirdi ve bu sektöre Cleantech adı verildi.

CLEANTECH SEKTÖRÜNÜN BAŞINI GÜNEŞ ENERJİSİ ÇEKTİ

Cleantech sektörünün başını güneş enerjisi çekti; o nedenle gelin bu sektördeki gelişmeleri konuşalım. Güneş enerjisinin o dönemki vaadi şuydu: Dünyaya 1 saatte düşen güneş ışığı dünyanın bir senelik enerji ihtiyacını karşılayabilir. 2010’da, güneş enerjisi sektörü 2016 yılına gelindiğinde 500,000 kişinin doğrudan ve ya dolaylı Amerika güneş enerjisi sektörü tarafından işe alınacağı tahmin ediliyordu. Bu gerçekten böyle mi oldu ileride konuşacağız.

John Doerr’in Forbes’a “Küresel ısınma 21. yüzyılın en büyük ekonomik fırsatıdır.” demesinin ertesinde solara yapılan venture capital yatırımı 2004’te 32 milyon dolar iken, 2008’de 1.85 milyar dolara çıktı, 4.1 milyar dolar cleantech endüstrisi yatırımının % 45’i. 2005’te, Amerikan hükümeti solar enerjiye teşvik programı açıkladı. Program süresince 28 projeye 16 milyar dolar kredi, 12.1 milyar dolar vergi kesintisi ve 14.7 milyar dolar hibe sağlandı.

ÇİN’İN PAZARA GİRMESİ OYUNU DEĞİŞTİRDİ

Tüm bu para akışındaki amaç, solar enerji teknolojisini geliştirmek ve yeni üretim merkezleri açarak arzın arttırılması, böylece solar enerjisinin halkın tercih edebileceği kadar ucuzlamasıydı. Bu böyle olmadı ve 2012’de balon patladı. Daha önce 2010’da yapılan 2016’da 500,000 istihdamın yaratılacağı tahmini 2012 yılına gelindiğinde 100,000’e indirildi. Çin’in eski solar teknolojileriyle 2012’de hızla piyasaya girmesiyle o günün solar panellerinin fiyatı bir yılda % 40 düştü ve Amerikan güneş enerjisi üretim sektörünün tüm teknolojik uğraşlarını kenara itti. Çin 2012 yılının sonunda global solar panel üretim sektörünün % 54’üne sahip oldu ve bunu tamamen eski teknolojilere sahip ucuz panel üretimiyle yaptı.

BALON PATLADI, PEKİ NE OLDU?

2 seneden kısa bir sürede 6 solar panel fabrikası kapandı, 3,000 sanayi işçisi işten çıkarıldı. Amerika 1995’te solar panel üretim sektörünün %40’ına sahipken, balonun patlamasıyla bu rakam 2012’de %6’ya indi. Günün sonunda Cliff Stearns, Ekim 2012’de, “Solar panel ve rüzgar tribünü üretiminde Çin ile rekabet etmemiz mümkün değil.” dedi.

BUGÜN NEREDEYİZ VE TESLA BU İŞİN NERESİNDE?

Cleantech bugün hala gündemimizde ve olması da lazım. Nasıl dot-com balonunun patlaması sonrası İnternet bazlı sektörler müthiş bir başarı yakalayıp 21. yüzyıla damgalarını vurdularsa, Cleantech’te böyle bir başarı hikayesi yazabilir.

Elon Musk’ın Tesla’sı bu konuda bir umut ışığı olarak önümüze çıkıyor. Ancak birçok insanın, buna Musk’ta dahil, Tesla’nın bir başka balona dönüşme endişesine taşıdığı da bir gerçek. Bugün Tesla, 62 milyar dolar değerlendirmesiyle, General Motors (GM) ve ya Ford’dan daha değerli bir şirket. Ancak GM 9 milyon ve ya Ford 6.6 araba satarken, Tesla 80,000’den az araba sattı. Bu çılgınlığın en büyük nedeni Tesla’nın Cleantech endüstrisinin neredeyse en umut veren üyesi olması.

PEKİ TESLA’NIN HEDEFLERİ NEDİR?

Elektrikli semi-kamyon üretimi, elektrikli Model Y araba üretimi için yeni bir tesis, 1000’lerce yeni satış ve servis mağazası, hızla katlanacak bir elektrikli araba şarj etme bağı ve 20 Gigafactory. Hedef: 2020 yılına gelindiğinde 1 milyon elektrikli araç üretip satmak. Gereken: milyarlarca dolar yatırım.

Eğer Elon Musk Cleantech’in yeni şampiyonu olacaksa, önünde uzun ve zorlu bir yol var. Musk’ın, kendisinin kurduğu Tesla Motors ve SolarCity şirketlerinin aslında bir balon olmadıklarını hepimize kanıtlaması lazım. Eğer Elon, koyduğu hedefleri gerçekleştirir ve yatırımcıların belirlediği değerlendirmelerin çılgınca olmadığını kanıtlarsa, o zaman hepimiz teknolojiyle bütünleşmiş sürdürülebilir bir geleceğe daha ümitle bakabiliriz.

PAYLAŞ
Önceki haberSürdürülebilir İş Ödülleri için son 15 gün
Sonraki haberKuş cennetine otoban projesine iptal davası
Ali Rıza Ersoy
1957 Aydın doğumlu olan Ali Rıza Ersoy, Tarsus Amerikan Koleji, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Fakültesi ile Viyana Teknik Üniversitesi Uygulamalı Elektronik bölümü mezunu. 5 yıl aynı bölümde eşzamanlı asistanlık yaptı. Siemens Türkiye’de, 30 yıldır; Sağlık, İnsan Kaynakları, IT Çözümleri ve Servisleri, Kurumsal Teknolojiler, Tedarik Zinciri Yönetimi, Şehirler ve Endüstri bölümleri Direktörlüğü ve “Siemens Business Solutions” şirketi Genel Müdürlüğü yaptı. Etik ve İtibar Derneği kurucu başkanı, Tıbbi Görüntüleme, Personel Yönetimi, Türkiye Bilişim, Bilişim Sanayicileri, Yazılım Sanayicileri, International Coach Federation USA, ICF Türkiye, Rotary, Propeller, AlumniTurk, Mutfak Dostları, Füturistler, Buğday, Slow Food, Batı Urla Köyleri derneklerinde; Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası’nda, Sağlık ve Eğitim Vakfı ile Bilim Merkezleri Vakfı’nda üyelik veya yönetim kurulu üyeliği yaptı veya yapıyor. Halen Siemens Türkiye’de İcra Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyor.

BİR CEVAP BIRAK